ABD VE IRKÇILIKLIK

Kitle psikoloji hareketlendi mi kontrol imkânsız hale gelir. Kitleler ve insan yığınlarının zihinlerinde oluşan algı yönetimini yönlendirmek-durdurmak mümkün değildir. Çünkü kuvvet ve hareket bağlantısı için belirlenen amacın yerine getirilmesi tek hedeftir. Hedefe ulaşmak için de şiddet ve çatışma da araç olarak görülür.

Bu yüzden ülke yönetimlerinin ve yerel mekanizmaların mikro ve makro insan hareketine sebep olacak kışkırtıcı veya tetikleyici tüm unsurlardan veya etmenlerden uzak duracak politikaları vardır. Ancak günümüz sanal ortam ve paylaşım gruplarının bu durumu da ortadan kaldırdığı görülüyor.

Canlı örneğini gerek ülkemizde gerekse diğer dünya ülkelerinde fazlası ile gördüğümüz eylemlerin bir uzantısını şu an dünyanın Para, Bilgi ve Siyaset gücü olma iddiasını sürdürmeye çalışan Amerika’ da görüyoruz. “Etnik Kaşıntı” birden bire milyonların sokaklara dökülmesine neden oldu. Faşizm karşıtlığı veya Siyahi Renk karşıtlarına direniş adı ile patlama gösteren sokak eylemleri, Olağanüstü Hal tedbirlerine doğru giden önü alınamaz bir rota belirledi.

Daha kötüsü ülkemizde de yaşanan Gezi Olayları’ nda olduğu gibi dışarıdan gelen grupların yanı sıra ülke içi muhalif organlar yardımıyla hazırlanan senaryolarla kamu düzenini, yönetim mekanizmalarının yapılanmasını ortadan kaldırmaya yönelik eylem planlarının ortaya çıktığı tespit ediliyor. ANTİFA adlı Faşizm karşıtı örgütlü yapılanmanın başını çektiği protesto eylemlerine sol grupların yanı sıra bazı sağ kesimler ve muhafazakâr birlikler de katılım göstermeye başladı. Amaç, bir türlü yıldızı barışmayan itici tipi ile Trump yönetimini saf dışı bırakmak ve ülkenin yönetim mekanizmasının değişimine giden yolu açmak.

ABD’ de seçilmesi ve yönetimi sürdürmesi ile tartışmalardan ve eleştirilerden kurtulamayan Trump için son olaylar tamamen bir ayar çekmeye yönelik isyan görüntüleridir. Çünkü görünen o ki, Trump istenmeyen adam ve sadece halk tarafından değil, Amerika derin Devlet yapılanması ya da Ulusal Güvenlik teşkilatları tarafından da yönetimde kalmaması gereken bir figür olarak görülüyor.

“Karışıklık ve Kaos yaratmak isteniyorsa, etnik ve dini unsurları kaşımak yeterlidir” tahlilini sınırsızca kullanmaya çalışan güçlerin sınır tanımayan yağma-talan eylemlerine bahane de bir siyah renkli vatandaşın cinayeti oldu. Yüzyıllardır sömürü mantığı güden tarikatların-hanedanların projelerine katkı sunmanın hatasını fark etmeyen siyah-beyaz tenli insanlar da sahnede yerini almış durumda.

Olayların patlak verdiği nokta, Polis tarafından açık bir cinayet şeklinde işlenen siyahi George Floyd olsa da aslında çıkan isyanların ve Minnesota merkezinin yağmalanmasının temelinde hiçbir zaman yok olmayacak ırkçılık ve gizli nefret bulunmakta. Siyahi Nefret, Afro-Amerika, İslami Fobi, Faşizm, Beyaz Irk’ ın Üstünlüğü ideali gibi çağ dışı zihniyetler ve derin yapılanmaların dünya siyasi hayatına kazandırdığı tarikatçılık sistemlerinin manasını anlayarak olaylara bakmak gerekiyor.

Suç kaydı bulunan Floyd ve ona müdahale ederek ölümünü tüm kameralara izlettiren polisin hareketi ve ortaya çıkan cinayet, olağan gelişen ve direniş gösterilerek polise saldırının olduğu bir güvenlik müdahalesi değildir. Bilinçli yapılan ve tahrik ile halkı tetikleyerek sokak olayları yaratılmaya çalışılan bir provokasyondan ibaret.

Ülkede tüm zamanlar için bir Irkçılık tehlikesi var ve bu tehlike zamanı geldiği an, gizli nefretin dışa vurumu gibi ortaya çıkmaya devam edecek. Çünkü insanların zihni değişmiyor ve değişmeyen değer yargıları, dünyanın süper gücü ve devleti de olsa ülkeyi içten içe yemeye devam ediyor.

Bakmayın ABD’ deki Demokrasi ve özgürlük söylemlerine! Dünyanın işlenen suç oranlarının en fazla olduğu, işsizlik ve yoksulluk ile sokakta yaşayan insan sayısının artış gösterdiği, hakların ve insan hayatının en ucuz olduğu, insanların kategorize edilerek inançlarına, renklerine, etnik ve ırk özelliklerine göre ayrımcılığa uğradığı bir ülkeden başka bir şey değil…

Bir de öyle bir dünyada yaşıyoruz ve öylesine teknolojik bir seviyeye ulaştık ki, bireysel yaşamların belirleyicisi olan ve insan kitlelerini yönlendiren güçlerin kontrolünde hareket imkânına sahip olabiliyoruz. Algı yönetimi ve sanal araçların önümüze serdiği kadar seçeneğimiz ve sunulan kadar yaşama hakkını kullanma becerimiz var.

Kıyaslama yapmak lazım! Para ve kazancın çok olduğu, ama insani ilişkilerin yok olarak huzur ve barıştan uzak kalındığı yaşam alanları mı, sahip olduğumuz yaşamsal donanımlarımıza sahip çıkarak insana verilen değer ile çatışmasız bir ortamda yaşamak mı?

Kendimize pay çıkarmak şart; Çünkü sahne figüranlığı para etmiyor…