Bu yıl Allah bereketini öyle bir gönderdi ki; barajlarımız doldu, toprak suya doydu, köy çeşmelerimiz yeniden akmaya başladı. Şükürler olsun ki rahmet her yere ulaştı. Ancak bütün bu bolluğa rağmen, bazı çevrelerde yine alışıldık şikâyet sesleri yükselmeye başladı.
Dün bir haberde “ekinleri hastalık vurabilir”, “yağmur mercimeğe zarar verdi” gibi ifadeler dikkat çekiyordu. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu bereketi fırsata çevirmek varken, neden sürekli bir felaket senaryosu üretiliyor?
Elbette tarım kolay bir iş değil. Emek ister, sabır ister, planlama ister. Ancak bazı söylemler var ki; üretimden çok bahane üretmeye benziyor. Sanki daha hasat başlamadan, olası zararlar üzerinden bir mağduriyet algısı oluşturulmak isteniyor.
Oysa bu yılın tablosu oldukça net: Yağışlar bol, meralar yeşil, hayvancılık için otlaklar güçlü. Koyunlar, keçiler, büyükbaş hayvanlar için oldukça verimli bir dönem yaşanıyor. Bahardan yaza uzanan süreçte doğa adeta üreticinin yanında duruyor.
Atalarımız boşuna “Ne ekersen onu biçersin” dememiş. Buğday eken de arpa eken de mercimek eken de doğru zamanda doğru emeği verdiğinde karşılığını alır. Yağmur fazla olsa ayrı, az olsa ayrı; ama doğru planlama yapıldığında doğa genellikle karşılığını verir.
Eskiden çiftçi “Allah bereket versin” der, “nasip” der, “kısmet” derdi. Şimdi ise daha hasat başlamadan olumsuzluk senaryoları konuşuluyor. Elbette maliyetler yüksek; mazot, gübre pahalı. Ama unutulmamalı ki üretilen ürün de karşılığını piyasada buluyor.
Bir başka önemli konu ise plansız üretim. Dere yataklarına, riskli bölgelere yapılan seralar ve yanlış arazi kullanımı, sonrasında yaşanan zararların faturasını devlete kesme alışkanlığı… Oysa tedbir almak üreticinin de sorumluluğudur.
Elbette tüm çiftçiler aynı değildir. İşini hakkıyla yapan, alın teriyle üretim yapan, ülke ekonomisine katkı sunan üreticilerimizin emeği her türlü takdirin üzerindedir. Bu eleştiriler, üretimden çok şikâyet üretmeyi alışkanlık haline getiren anlayışa yöneliktir.
Sonuç olarak; bu yıl doğa cömert davranmıştır. Artık mazeret değil, üretim konuşma zamanıdır. Çünkü bereket var, imkan var, fırsat var… Eksik olan sadece doğru niyet ve doğru planlamadır.