“Batman Büyüdü” Diyenlere, “Her Şey Normal” Diyenlere…

Batman’da yaşanan olumsuzlukları “şehir büyüdü, normaldir” diyerek geçiştirmek ne kadar doğru? Aslında bu cümle, birçok sorunun üzerini örten bir kılıfa dönüşmüş durumda. Oysa her olumsuzluğu “normal” kabul etmek, toplumsal sorunları çözmek yerine daha da kökleştirmek anlamına gelir.

Bir şehir büyüyebilir, nüfusu artabilir, sınırları genişleyebilir. Ancak büyüme sadece sayısal değildir; bilinçle, düzenle, kültürle ve ortak yaşam ahlakıyla anlam kazanır. Eğer büyüme; huzursuzluğu, güvensizliği, toplumsal kopukluğu ve değer erozyonunu beraberinde getiriyorsa, burada durup düşünmek gerekir.

Bugün çevremize baktığımızda; komşuluk ilişkilerinin zayıfladığını, mahalle bağlarının gevşediğini, insanlar arasında güven duygusunun azaldığını görmek mümkün. Aynı sokakta yaşayan insanların birbirini tanımadığı, hatta selamlaşmadığı bir düzende toplumsal huzurdan söz etmek kolay değildir.

Elbette sorunların tek bir nedeni yok. Ekonomik sıkıntılar, sosyal değişimler, hızlı kentleşme ve kültürel dönüşüm bu süreci etkiliyor. Ancak asıl mesele, bu değişime karşı nasıl bir tutum aldığımızdır. Kurallara uyulmayan, ortak değerlerin zayıfladığı bir ortamda sorunların artması kaçınılmazdır.

Toplumsal düzen sadece devletin ya da kurumların değil, bireylerin de sorumluluğundadır. Ahlaki değerler, görgü kuralları, hukuk düzeni, örf ve adetler bir toplumun çimentosudur. Bunlar zayıfladığında şehir büyüse bile ruhu küçülür.

“Her şey normal” demek kolaydır. Ancak bazı şeyler normal değildir. Toplumun huzurunu bozan, güveni zedeleyen, gençleri olumsuz yollara sürükleyen her durum ciddiyetle ele alınmalıdır. Aksi halde sorunlar birikir, büyür ve çözülmesi daha da zor hale gelir.

Bu noktada kimse tüm sorumluluğu başkasına yüklememelidir. Herkes kendi çevresinden başlamalıdır. Kendi kapısının önünü temizleyen, kendi sorumluluğunu bilen bir toplum, zamanla daha büyük bir düzeni de inşa eder.

Unutulmamalıdır ki; bir toplumda herkes kendi çocuğunu korursa bütün çocuklar korunmuş olur. Ama herkes “başkası ilgilensin” derse, sahipsizlik duygusu büyür ve bu boşluğu istenmeyen yapılar doldurur.

Batman’ın huzurlu, güvenli ve bilinçli bir şehir olması hayal değil. Ancak bunun için “normalleşen sorunları” sorgulamak ve değişim için adım atmak gerekir. Geç kalınmış değildir; fakat zaman da sınırsız değildir.

Gerçek büyüme, sadece şehirde değil; zihinde ve vicdanda başlar.