Son günlerde Batman'da boşanma sayılarının arttığı yönünde sıkça değerlendirmeler yapılıyor. Bir yanda düğün salonlarında mutluluğa "evet" diyen çiftler, diğer yanda aile mahkemelerinde yollarını ayıran insanlar... Hayatın iki zıt yüzü adeta aynı şehirde yan yana yaşanıyor.
Evlilik öncesinde kurulan hayaller ile evlilik sonrasında karşılaşılan gerçekler çoğu zaman birbirini tutmuyor. Büyük umutlarla başlayan birliktelikler, zaman içinde yaşanan sorunlarla yıpranabiliyor.
Toplumda sıkça dile getirilen nedenlere bakıldığında, ekonomik sıkıntılar elbette önemli bir etken olsa da, tek başına boşanmaları açıklamaya yetmiyor. Özellikle madde bağımlılığı, alkol kullanımı, kumar ve yasa dışı bahis alışkanlıklarının birçok ailede ciddi sorunlara yol açtığı yönünde gözlemler bulunuyor. Bu tür alışkanlıkların evlilik öncesinde gizlenmesi, evlilik sonrasında ise ortaya çıkması, güven duygusunu derinden sarsıyor. Bunun bedelini ise çoğu zaman aile kurumu ödüyor.
Bağımlılık yalnızca bireyi değil, eşini, çocuklarını ve tüm aileyi etkiliyor. Evine ve ailesine gereken ilgiyi göstermeyen bireyler, zamanla eşleriyle aralarındaki bağı zayıflatıyor. Sabrın da bir sınırı var. O sınır aşıldığında ise birçok kadın, evliliği sürdürmek yerine ayrılığı tercih ediyor.
Batman'da kahvehane kültürü de yıllardır tartışılan konular arasında yer alıyor. Elbette herkes için aynı değerlendirmeyi yapmak doğru olmaz. Ancak zamanının büyük bölümünü kahvehanelerde geçiren, ailesine yeterince vakit ayırmayan kişilerin evliliklerinde sorun yaşaması kaçınılmaz hale geliyor. Bir sofrayı birlikte paylaşmak, günün yorgunluğunu sohbet ederek atmak, çocuklarla ilgilenmek... Bunlar aile olmanın en temel parçalarıdır. Bunların yerini hiçbir oyun ya da alışkanlık dolduramaz.
Bir başka gerçek ise kadınların değişen yaşam anlayışıdır. Artık kadınlar eğitim alıyor, çalışıyor, kendi ayakları üzerinde duruyor ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanıyor. Bu nedenle evlilikte yalnızca sevgi değil, saygı, paylaşım ve eşitlik de bekliyorlar. Eskisi gibi her şeye sessiz kalmak yerine, kendilerine değer verilmediğini düşündüklerinde hayatlarına yeni bir yön çizmeyi tercih ediyorlar.
Maddi durumu iyi olan bazı erkekler ise yaşanan sorunları hediyelerle çözmeye çalışıyor. Yeni bir ev, araba ya da farklı imkânlar sunmak elbette güzel olabilir. Ancak hiçbir maddi imkân, sevginin, ilginin ve sağlıklı iletişimin yerini tutamaz. Evlilik, yalnızca aynı evi paylaşmak değil; aynı hayatı paylaşabilmektir.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte ev işleri de geçmişe göre daha kolay hale geldi. Bu durum kadınların iş hayatında daha aktif olmasını sağladı. Dolayısıyla günümüz evliliklerinde beklentiler de değişti. Kadınlar artık evde ve iş hayatında sorumlulukların paylaşılmasını istiyor.
Aile, toplumun temel taşıdır. Sağlam aileler güçlü toplumlar oluşturur. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele, aile içi iletişimin güçlendirilmesi ve evlilik öncesi bilinçlendirme çalışmaları her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Boşanmak elbette hayatın bir gerçeği. Ancak keşke hiçbir çocuk anne ve babasının ayrılığına tanıklık etmek zorunda kalmasa. Keşke evlilikler mahkeme salonlarında değil, sevgi, saygı ve anlayış içinde uzun yıllar devam edebilse.
Çünkü güçlü toplumların yolu, güçlü ailelerden geçiyor.