Batman’da Gençlik Sorunu, İŞKUR Düzeni ve Siyasetin Gölgesi

Bir memleketin geleceği, o memleketin gençlerinin gözlerindeki ışıkla ölçülür. Ancak bugün Batman ve ilçelerinde dolaştığınızda, gençlerin gözlerinde umuttan ziyade derin bir bekleyişin, ertelenmiş hayallerin ve belirsizliğin gölgesini görüyorsunuz. Batman genelinde gençlik meselesi artık yalnızca bir istatistiki "işsizlik" sorunu olmaktan çıkmıştır; bu mesele, sistematik olarak uzayan bir bekletilme, gençliği üretken çağında pasifleştirme ve alışkanlığa dönüşen bir bağımlılık halidir. Gençler, katma değer üretecekleri süreçlere dahil edilmek yerine, geçici ve güvencesiz formüllerle oyalanmakta; kalıcı bir meslek edinme imkânları ellerinden kayıp gitmektedir.

Bu durağanlığın ve tıkanmışlığın en somut merkez üssü ise ne yazık ki İŞKUR üzerinden yürütülen geçici istihdam modelleridir. Toplum Yararına Programlar (TYP) ve benzeri geçici çalışma modelleri, Gercüş gibi sanayisi ve istihdam alanları sınırlı olan ilçelerde yapısal bir "çözüm" üretmekten çok, her yıl kendini tekrarlayan bir kısırdöngüye dönüşmüş durumdadır.

Düşünün ki; 20’li yaşlarının başında, en üretken, en dinamik çağındaki bir genç, geleceğini inşa etmek için bir meslek öğrenmek, bir zanaat edinmek yerine İŞKUR kurasından çıkacak 6 aylık veya 9 aylık geçici bir temizlik ya da çevre düzenleme işini bekliyor. Bu sistem, gençlere bir gelecek vizyonu sunmuyor; aksine onları "belirli aralıklarla işe çağrılmayı bekleyen" pasif birer özneye dönüştürüyor. Yılda sadece birkaç ay asgari ücretle çalışan, geri kalan aylarda ise yine kahvehane köşelerine ya da sokak başlarına mahkûm olan bir gençlik, nasıl uzun vadeli bir hayat planı yapabilir? Nasıl evlenebilir, nasıl bir yuva kurabilir ya da bu topraklara nasıl kök salabilir? Bu düzen, gençlerde üretme iradesini güçlendirmek yerine, ne yazık ki tehlikeli bir "bekleme kültürünü" beslemektedir.

Daha da vahimi, bu geçici istihdam mekanizmasının zamanla tamamen siyasi bir etki ve kontrol alanına dönüşmesidir. Kamu kaynaklarıyla finanse edilen ve aslında her vatandaşın eşit derecede hakkı olan bu geçici işler, Batman’da zaman zaman bir "hak" değil, adeta bir "lütuf" gibi sunulmaktadır. Gençlerin en temel insani hakkı olan çalışma ihtiyacı, siyasal bir bağımlılık ilişkisine tahvil edilmek istenmektedir. İşe girmenin veya listede adını görmenin kriteri; gencin üretim kapasitesi, liyakati ya da ihtiyacı değil; "yakınlık ilişkileri algısı" haline gelmiştir. "Kimin referansı var?", "Hangi isme yakın?" gibi sorular, emeğin ve alın terinin önüne geçmektedir.

Bu durum sadece ekonomik bir kayıp değildir; bu, çok açık bir toplumsal çürüme riskidir. Bir toplumda iş umudu, emeğin değerinden kopup siyasi bir beklentiye endeksli hale geldiğinde, o toplumun ahlaki kolonları zarar görür. Gençlik, kendi yeteneğine, kendi eğitimine ve kendi emeğine güvenmek yerine, dışarıdan gelecek kararlara, siyasi rüzgârlara odaklanır hale gelir. Kendi emeğine yabancılaşan genç, toplumuna ve devletine olan adalet inancını da yitirir.

Siyaset kurumunun ve yerel idarecilerin burada taşıdığı sorumluluk büyüktür. Kamu kaynakları, birilerini borçlu hissettirmek ya da gençliği kısa vadeli pansuman çözümlerle kontrol altında tutmak için kullanılamaz. Batman’da tarımı, hayvancılığı, yerel el sanatlarını ya da küçük ölçekli üretimi destekleyecek; gençlerin kalıcı olarak istihdam edileceği, kooperatifleşebileceği, kendi işinin sahibi olabileceği alanlar açılmak zorundadır. İlçenin bütçesi ve imkânları, gençleri geçici işçi ordusu yapmak için değil, kalıcı üreticiler haline getirmek için seferber edilmelidir.

Açıkça ifade edelim: Batman’ın gençleri tembel değildir. Onlar, çalışmaktan ya da üretmekten kaçan bir kitle hiç değildir. Aksine, potansiyeli yüksek, enerjisi var olan ancak yeterince samimi ve adil fırsat bulamadığı için yönsüz, rehbersiz bırakılmış bir nesildir. Asıl sorun bireylerde değil; fırsatların adil dağıtılmamasında, liyakat zincirinin kırılmasında ve kalıcı üretim alanlarının bir türlü oluşturulmamasındadır.

Bugün gelinen noktada Batman’ın en büyük ihtiyacı, geçici işlerle, İŞKUR kuralarıyla aydan aya oyalatılan bir gençlik topluluğu değil; fabrikada, tarlada, atölyede, kalıcı üretim alanlarında hakkıyla yer alan, kendi emeğiyle, kimseye minnet etmeden ayakta duran ve geleceğini kendi elleriyle kurabilen özgür bir nesildir.

Eğer işsizlik, Batman ve bölgede siyasi bir araç, bir terbiye etme mekanizması olmaktan çıkarılmazsa; gençlik sadece işsiz kalmakla kalmayacak, asıl büyük tehlike olan "umutsuz bir kitleye" dönüşecektir. Unutmayalım ki, bir ilçenin en büyük kaybı ne ekonomik geri kalmışlığıdır ne de yollarının, binalarının eksikliğidir; bir ilçenin en büyük, en telafi edilemez kaybı, gençliğinin geleceğe ve adalete olan inancını yitirmesidir. Batman gençliğine olan inancımızı kaybetmeden, onların hak ettiği adil geleceği inşa etmek hepimizin boynunun borcudur.