Bereket Var Deniyor, Peki Sofraya Neden Yansımıyor?

Her yıl olduğu gibi bu yıl da umutla bekledik. Uzun yılların ardından kışı gerçek anlamda yaşadık. Kar yağdı, yağmur yağdı. Toprak suya kavuştu, dereler doldu, barajlar nefes aldı. Çiftçi umutlandı. "Bu yıl bereket yılı olacak" denildi.

Nitekim açıklamalar da bu yöndeydi. Hububatta rekor üretim beklendiği söylendi. Meyve bahçelerinin dolup taştığı, karpuzun, kavunun bol olacağı ifade edildi. Herkes aynı cümleyi kurdu: "Bu yıl ürün bol, fiyatlar düşecek."

Peki öyle mi oldu?

Ne yazık ki hayır.

Market raflarına baktığımızda, pazara çıktığımızda ya da mutfak alışverişi yaptığımızda bereketin fiyatlara yansımadığını görüyoruz. Tam tersine birçok gıda ürünü hâlâ cep yakıyor. O zaman insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bereket varsa, bu bereket neden tüketicinin sofrasına ulaşmıyor?

Sorunun temelinde üretim eksikliği değil, denetim eksikliği yatıyor. Kontrolsüz ihracat, üretici ile aracılar arasındaki fiyat farkı ve fırsatçılığı meslek hâline getiren bazı tüccarlar, ürün bolluğunun vatandaşa ucuzluk olarak dönmesini engelliyor.

Yağmurun yağması tek başına çözüm değil. Karın bol yağması da yetmiyor. Gerekirse gökten para yağsın; eğer piyasa doğru denetlenmezse vatandaş yine pahalı gıda tüketmeye mahkûm olur.

Ekonomide sadece rakam açıklamak yetmez. Üretimden hale, halden markete kadar uzanan zincirin şeffaf biçimde takip edilmesi gerekir. Bir ürünün tarladan sofraya gelene kadar maliyeti ne kadar artıyor, kim ne kadar kazanıyor, bunların hesabı yapılmalıdır. Haksız kazanç sağlayanlar ise bunun bedelini ödemelidir.

Avrupa ülkelerine baktığımızda bunun örneklerini görüyoruz. Belçika'da yaşayan bir yakınımın anlattığına göre, ekmek fiyatı uzun yıllardır büyük değişiklik göstermemiş. Bunun nedeni sadece ekonomik güç değil; aynı zamanda sıkı denetim, kuralların tavizsiz uygulanması ve piyasanın kontrol altında tutulmasıdır. Kuralları ihlal edenler ağır yaptırımlarla karşılaşıyor.

Bizde ise bereket haberlerini her yıl dinliyoruz ama o bereketi mutfakta hissedemiyoruz. Çiftçi üretiyor, tüketici ödüyor; kazanan ise çoğu zaman aradaki fırsatçılar oluyor.

Bereketin gerçek anlamı, sadece tarladaki ürünün bol olması değildir. Asıl bereket, o ürünün vatandaşın sofrasına uygun fiyatla ulaşabilmesidir. İşte o gün gerçekten "bereketli bir yıl" yaşadığımızı söyleyebiliriz.