BU MU İÇİMİZDEKİ İNSAN SEVGİSİ?

İnsanoğlu bugüne kadar neyi sevdiyse, dönüp dolaşıp ona zarar vermiştir. Bu cümle ağır gelebilir ama etrafımıza baktığımızda itiraz etmek de zorlaşıyor.
Mecnun, Leyla’yı sevmişti; sevda destan oldu ama hikâyenin sonu yine topraktı. Biz de seviyoruz… Ama bizim sevgimizin ardından geriye ne kalıyor?
Ağacı sevdik dedik, ormanları sevdik dedik; yaktık, kestik, tükettik. Ağaçtan tuvalet kâğıdı yaptık, sonra da “doğa dostuyuz” diye övündük. Denizi sevdik; balığını tuttuk, yedik, yetmedi çöplerimizi içine attık. Fabrikaların zehrini denize akıttık. Deniz, deniz olalı böyle eziyet görmedi.
Gölleri, ırmakları sevdik sözde… Üzerlerine barajlar kurduk, bilinçsiz sulamayla kuruttuk. İçlerinde ne canlı kaldı ne de yeşillik. Artık dereden su içmek bir cesaret işi oldu.
Çiçeği sevdik, gülü sevdik. Dalından kopardık, kokladık, yere attık; üstüne bastık. Parkta bir banka oturduk, çekirdeğimizi yedik, kabuğunu yere attık. Sevgi buysa, hoyratlığın adı ne?
“Doğayı seviyoruz” dedik; en güzel dağlara, en güzel tepelere beton diktik. Yollar, siteler, duvarlar… O güzel doğadan geriye fotoğraflar kaldı, bir de “eskiden buralar hep yeşildi” cümleleri.
Hayvanları seviyoruz diyoruz. Kuzuyu seviyoruz, mangal yapıyoruz. Tavuğu, ördeği seviyoruz, kesiyoruz. Doğada ne tavşan bıraktık, ne keklik, ne bıldırcın… Avlıyoruz, tüketiyoruz; sanki ortada satılan et yokmuş gibi gözümüz doymuyor, iştahımız kabarıyor.
Kısacası sevdiğimiz her şeyi neredeyse mahvettik.
Şimdi sormak gerekiyor: Sevgimiz buysa, sevmeyen ne yapar? Belki de nefret etseydik uzak dururduk; doğanın dengesi bozulmaz, küresel ısınma bu noktaya gelmez, atmosfer delik deşik olmazdı. Acaba sevmesek miydik?
Ama mesele sadece doğa da değil. İçimizde değer verdiğimiz ne kaldı? Öyle görünüyor ki Allah sevgisi bile tükenmiş. Önümüze çıkan her şeyi istilacı bir mantıkla yok ediyoruz; sonra da “bunu kim yaptı?” diye arkamıza bakıyoruz.
Kardeşim, bizim sevgimiz değişmiş. İnsan sevdiği, değer verdiği bir şeye zarar verir mi?
Benim çıkardığım sonuç şu: Bizde sevgi yok, çıkar var. Çıkarımız olduğu sürece seviyoruz. Çıkar bitti mi kesiyoruz, biçiyoruz, kirletiyoruz. Konu insan olunca da fark etmiyor; işi bitince kolundan tutup hayatımızdan fırlatıyoruz.
Demek ki biz, çıkarımız doğrultusunda seviyoruz. Çıkar bitti mi aşk bitiyor, sevgi bitiyor, değer bitiyor. Geride de hiçbir şey bırakmıyoruz.
Sevgi buysa, durup yeniden düşünmek gerek.
Hoşça kalın.