BU YAĞMURLAR NEREYE KADAR?

“Yağmur berekettir” deriz hep. Toprağa can verir, kuruyan dereleri yeniden akıtır, barajları doldurur. Ama bu yıl sanki o bereket, ölçüsünü biraz fazla kaçırdı.

Barajlar doldu, hatta taşma ihtimaline karşı kapaklar açıldı. Kuruyan çeşmeler, dereler, şelaleler yeniden hayat buldu. Toprak suya doydu, doğa adeta nefes aldı. İlk bakışta her şey olması gerektiği gibi… Ama işin bir de diğer yüzü var.

Artık Mayıs ayındayız. Toprağın, ekinlerin güneşe ihtiyacı var. Filizlenen ürünlerin büyüyebilmesi için ısıya, ışığa ihtiyacı var. Fakat günlerdir güneşi görmek neredeyse mümkün değil. Kısa süreli bir aydınlığın ardından kara bulutlar çöküyor gökyüzüne; ardından şiddetli yağmur, fırtına, dolu… Hatta yer yer kar.

İnsan sormadan edemiyor: Bu yağmurlar nereye kadar?

Hava durumuna bakıyorsunuz, önümüzdeki günlerde de tablo değişmiyor. Sürekli yağış uyarıları… Üstelik sadece bulunduğumuz bölgede değil, ülke genelinde benzer bir durum söz konusu. Bu da ister istemez akıllara şu soruyu getiriyor: İklimlerde bir değişim mi var? Atmosferde bir dengesizlik mi oluştu? Kesin bir cevap vermek zor ama yaşananların alışılmış olmadığı açık.

Bu durum en çok da çiftçiyi endişelendiriyor. Yağmurun bereket olması gerekirken, aşırı yağış ekinler için tehdit haline gelebilir. Tarlalar suya boğulursa ürün kaybı kaçınılmaz olur. Bu da sadece çiftçiyi değil, zincirleme şekilde sanayiyi, turizmi ve nihayetinde hepimizin yaşam standartlarını etkiler.

Doğanın dengesi, aslında bizim de dengemizdir. Mevsimlerin zamanında yaşanması bu yüzden önemlidir. İlkbaharı ilkbahar gibi, yazı yaz gibi, sonbaharı ve kışı kendi vaktinde yaşamak… Her mevsimi özlemek, ama hiçbirini zamansız yaşamamak gerekir.

Şunu açıkça söylemek mümkün: Bu yılki yağışlar normal görünmüyor. En azından hafızalarımızda yer eden yıllarla kıyaslandığında alışılmışın dışında bir tabloyla karşı karşıyayız. Umut ediyoruz ki havalar yeniden dengeye kavuşur. Arılar çiçeklerine ulaşır, toprak güneşle buluşur, çiftçinin yüzü güler.

Aksi halde tablo hiç de iç açıcı değil. Zaman zaman yaşanan sel felaketleri, heyelanlar, yıkımlar… İnsanların evlerinden, yurtlarından olduğu, can kayıplarının yaşandığı acı örnekler hafızalarda taze. Doğanın gücü karşısında ne kadar savunmasız olduğumuzu bize yeniden hatırlatıyor.

Evet, yağmur berekettir. Ama her şeyde olduğu gibi, fazlası zarar.

Temennimiz o ki; doğa yeniden dengesini bulsun, mevsimler olması gerektiği gibi yaşansın. Çünkü denge bozulursa, bundan hepimiz payımıza düşeni alırız.

Hoşça kalın.