Karanlığın gölgesi düşerken geceye
Günahlarımız tüterken gökyüzüne
Bal tutan ağızlar yalarken yalanı
Semayı kara bulutlar kaplıyor.
Ağaç feryad ediyor: Yakılıyorum
Deniz haykırıyor: Boğuluyorum
İnsan, hayvan, bitki bağırıyor: Ölüyorum.
İnsanın utanç vesikası bu
Boğazda düğümlenmiş ihanet
Akıl bir kap çorbaya doğranmış
Hiyanet!
Susuyor insanlık çığlık çığlığa…
Dudaklarda suskunun diş izleri
Yürekleri kanata kanata…
Ağaçlar gövdesiyle çöküyor
İlk tohumun düştüğü yere.
Bir matem davulcusu raksıyla
Ölü tavşanlar dökülüyor
Ayıpların üstüne.
Arılar boşlukta süzülüyor
Ağır ağır…
Kızıl dilli alevler yalıyor gökyüzünü
Ölü canlar savruluyor
Yanık kokulu toprağa
Tane tane…
Bir cenaze taşır gibi hortumlar
Sallanarak götürülürken omuzlarda
Can çekişen ağızlara verilen
Bir damla su akıyor
Helallik isteyen yarı ölü canlara
Ve kendini kurban edenlerin
Dökülüyor dudaklarından dualar
Yeşile, maviye çarpıp dönüyor
Teker teker
Göğün akkor nefesi.
Ne diyelim
Memleket
Elveda…