Soruşturma kapsamında, olayın gerçekleştiği dönemde Tunceli Valisi olarak görev yapan ve şu an İçişleri Bakanlığı müfettişliği görevini yürüten Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, İstanbul'un Ataşehir ilçesinde düzenlenen bir operasyonla gözaltına alınmıştır. Mustafa Türkay Sonel, kamuoyunda uzun süredir tartışılan Gülistan Doku dosyasında, o dönemdeki bağlantıları ve sürece dair iddialar nedeniyle mercek altına alınan isimlerden biri haline gelmiştir. Gözaltı kararı, dosyadaki yeni delillerin incelenmesi ve teknik takiplerin derinleştirilmesi sonucunda verilmiş olup, Sonel’in o dönem Tunceli'de bulunan yakın çevresi ve olayla bağlantılı olduğu ileri sürülen diğer şahıslarla olan irtibatı, adli soruşturmanın temel eksenini oluşturmaktadır.
Mustafa Türkay Sonel neden gözaltına alındı?
Mustafa Türkay Sonel’in gözaltına alınma gerekçesi, 6 yılı aşkın süredir çözülemeyen Gülistan Doku soruşturması kapsamında "delillerin karartılması", "soruşturmanın seyrini değiştirecek müdahalelerde bulunulması" ve "şüpheli şahıslarla kurulan organize irtibatlar" iddialarına dayanmaktadır. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla gerçekleştirilen bu operasyonda, Sonel’in özellikle Gülistan Doku’nun sevgilisi Zeinal Abarakov ve onun çevresiyle olan ilişkileri, kamera kayıtlarının yönetimi ve o dönemdeki bazı kamu görevlileriyle kurulan temaslar incelenmektedir. Mustafa Türkay Sonel’in gözaltına alınması, dosyanın sadece bir kayıp vakası değil, idari ve kişisel müdahalelerin de yer aldığı karmaşık bir süreç olduğu yönündeki iddiaları güçlendirirken, adli makamların topladığı dijital materyaller ve ifadeler doğrultusunda olay gecesi ve sonrasına dair karanlıkta kalan noktaların aydınlatılması hedeflenmektedir.
Gülistan Doku soruşturmasında toplu gözaltılar
Gülistan Doku dosyasındaki sessizliği bozan bu son operasyon, sadece İstanbul ile sınırlı kalmamış; Tunceli, Antalya, Ankara ve Elazığ gibi toplam 7 ayrı ilde eş zamanlı baskınlarla genişletilmiştir. Soruşturma birimleri, olayın baş şüphelisi konumundaki Zeinal Abarakov’u Alanya’da yakalarken, aynı zamanda Abarakov’un eski bir polis memuru olan üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer’i de gözaltına almıştır. Operasyonun kapsamı, Munzur Üniversitesi'ndeki kamera kayıtlarından sorumlu görevlilerden, o dönem Tunceli'de görev yapan ve sonradan ihraç edilen emniyet mensuplarına kadar uzanan 13 kişilik bir listeyi içermektedir. Bu toplu gözaltı süreci, yıllardır "etkin soruşturma yapılmadığı" gerekçesiyle eleştirilen dosyanın, devletin ilgili birimleri tarafından en üst düzeyde yeniden ele alındığını ve olayın üzerindeki şaibe bulutlarının dağıtılmasına yönelik kararlı bir adım atıldığını göstermektedir.
Soruşturmada adı geçen diğer kritik isimler
Mustafa Türkay Sonel ve Zeinal Abarakov’un yanı sıra gözaltına alınan diğer isimler, soruşturmanın teknik ve lojistik boyutundaki zayıf halkaları temsil etmektedir. Özellikle Antalya’da yakalanan Uğurcan Açıkgöz’ün Mustafa Türkay Sonel ile olan yakın arkadaşlığı ve o dönemki kamera kayıtlarında yer alan şüpheli görüntüler, dosyadaki "yakın çevre" etkisini kanıtlar niteliktedir. Munzur Üniversitesi bünyesinde kameralardan sorumlu olan Savaş Gültürk ve Süleyman Önal gibi görevlilerin gözaltına alınması ise "görüntülerin silinmesi veya manipüle edilmesi" şüphelerini doğrular nitelikte bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Ankara, Elazığ ve Tunceli'deki yerel personelleri de kapsayan bu geniş liste, Gülistan Doku’nun kayboluşunun ardından kurulan iletişim ağının ve idari mekanizmaların adli bir süzgeçten geçirildiğini ortaya koymaktadır.
Kamuoyunun beklentisi ve resmi süreç
Yıllardır kızlarından haber bekleyen Doku ailesi ve davanın takipçisi olan kamuoyu, Mustafa Türkay Sonel ve beraberindeki 12 kişinin gözaltına alınmasını davanın seyri açısından "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelemektedir. Eski bir valinin oğlunun ve bir polis emeklisinin ailesinin de içinde bulunduğu bu gözaltı dalgası, hukuk devletinin işleyişi ve "cezasızlık algısının" kırılması noktasında büyük bir önem taşımaktadır. Gözaltına alınan şahısların emniyetteki sorgu işlemleri devam ederken, elde edilecek itirafların veya dijital inceleme sonuçlarının Gülistan Doku’nun akıbetine dair somut verilere ulaştırması beklenmektedir. İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nın da yakından takip ettiği bu süreçte, önümüzdeki günlerde yapılacak resmi açıklamalar ve yargılama safhası, Türkiye'nin en çok konuşulan kayıp dosyalarından birinin nihai akıbetini belirleyecektir.