ASAYİŞ

Gülistan Doku öldürüldü mü? Nerede kayboldu? Gülistan Doku olayı nedir? Gülistan Doku kimdir?

Gülistan Doku soruşturması sil baştan: Vali yardımcısının oğlu dahil 13 gözaltı kararı

Türkiye'nin hafızasında derin izler bırakan ve 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana akıbeti belirlenemeyen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, 2026 yılı nisan ayı itibarıyla adalet mekanizmasını kökten harekete geçiren bir gelişme yaşanmıştır. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve uzun süredir "faili meçhul" niteliği taşıyan dosya, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle kente atanan Başsavcı Ebru Cansu'nun talimatıyla kurulan özel ekip tarafından en ince ayrıntısına kadar yeniden incelenmiştir. Soruşturmanın seyrini tamamen değiştiren bu titiz çalışma neticesinde, cinayet şüphesiyle 7 ayrı ilde gerçekleştirilen operasyonlarla aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de bulunduğu 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Altı yıldır karanlıkta kalan teknik ayrıntıların, arızalı kamera kayıtlarının ve şüpheli trafiklerinin üzerine giden bu yeni hukuki süreç, dosyanın üzerindeki sis perdesini dağıtarak adaletin tecellisi noktasında "sil baştan" bir dönem başlatmıştır.

Telefonu en son Sarı Saltuk Viyadüğü'nde sinyal verdi

Gülistan Doku’nun kayboluşuna dair teknik verilerin en somut halkasını oluşturan cep telefonu sinyalleri, genç kızın son olarak Uzunçayır Baraj Gölü üzerinde bulunan Sarı Saltuk Viyadüğü’nde olduğunu doğrulamıştır. Olayın gerçekleştiği 5 Ocak 2020 tarihinde kaldığı yurttan ayrılan ve Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarına takılan Doku’nun, bir minibüse bindiği tespit edilse de, araçtan tam olarak nerede indiği o dönemdeki teknik yetersizlikler nedeniyle belirlenememiştir. Dönemin valisi Tuncay Sonel koordinesinde yürütülen ve 542 personel ile onlarca bot, ROV cihazı ve sonar donanımının kullanıldığı devasa arama operasyonlarına rağmen baraj gölünde herhangi bir ize rastlanmamış olması, soruşturmanın odağının su altından ziyade, genç kızın son temas kurduğu şahıslara ve karadaki olası senaryolara kaymasına neden olmuştur.

Erkek arkadaşı gözaltına alınmıştı

Soruşturmanın ilk evrelerinde en güçlü şüpheli olarak öne çıkan Rusya doğumlu erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, olayın üzerinden yaklaşık iki yıl geçtikten sonra Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alınmış, ancak adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Abarakov’un sorgu sürecinde avukat talebiyle ilgili yaşadığı gelgitler ve davanın seyri boyunca sergilediği tutarsız ifadeler, kamuoyunda şüpheleri diri tutan en önemli unsurlardan biri olmuştur. Baş şüphelinin babası E.Y. hakkında ise Gülistan Doku’ya ait gizli kişisel bilgileri sosyal medya üzerinden ifşa ettiği gerekçesiyle açılan davada 2,5 yıl hapis cezası verilmesi, dosyadaki bilgi kirliliğinin ve kasıtlı müdahalelerin hukuk önündeki ilk somut karşılığı olarak kayıtlara geçmiştir.

Polis memurunu şehit eden şahsı olumladı

Baş şüpheli Zeinal Abarakov’un babası E.Y.’nin geçmişine ve sosyal medya faaliyetlerine dair yapılan incelemeler, dosyadaki şüphelerin niteliğini daha da ağırlaştıran bulguları ortaya çıkarmıştır. E.Y.’nin, 2018 yılında Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’yi şehit eden zanlı hakkında olumlu ifadeler kullandığının tespit edilmesi üzerine, İçişleri Bakanlığı tarafından polislik mesleğinden ihraç edilmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca, Gülistan Doku’nun kaybolmasından bir gün önce zorla bindirilmeye çalışıldığı iddia edilen E.Y.’ye ait otomobilin, soruşturmanın resmen açıldığı gün Tunceli dışına çıkarılması ve bir hafta sonra geri getirilmesi, "delillerin karartılması" yönündeki en ciddi emarelerden biri olarak yeni hazırlanan soruşturma dosyasında geniş yer bulmuştur.

Soruşturmayı baştan ele alan Başsavcı Cansu’nun talimatıyla özel ekip kurulmuştu

2024 yılında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atanan Ebru Cansu, göreve başladığı ilk andan itibaren Gülistan Doku dosyasını kurumsal bir öncelik haline getirmiş ve dosyadaki tüm teknik açıkların kapatılması için uzman bir ekip görevlendirmiştir. Arızalı olduğu iddia edilen üniversite kameraları, silindiği öne sürülen dijital materyaller ve daha önce yeterince derinleştirilmemiş tanık ifadeleri bu özel ekip tarafından tek tek süzgeçten geçirilmiştir. 14 Nisan 2026 tarihi itibarıyla başlatılan 13 kişilik gözaltı dalgası, bu titiz hazırlık evresinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış; dönemin vali yardımcısının oğlu gibi kritik isimlerin de sürece dahil edilmesi, soruşturmanın herhangi bir imtiyaz gözetilmeksizin, sadece maddi gerçeğe ulaşma gayesiyle yürütüldüğünü açıkça göstermiştir.