Güzel Dostuma Veda

Sevgili Orhan.

Bir Salı gecesi öğrendim hayatını kaybettiğini.

Hamza ile konuşunca laf arasında ‘bizim dönemde Hasan vardı hatırlıyor musun? Birkaç gün önce vefat etmiş’ dedi. 

Hasan. Sana okulda Orhan diyen birkaç kişiden biriydim. Herkes seni Hasan diye bilirdi.

Hatırlıyor musun dedi bana.

Aileni, eşini dostunu hiç bilmedim. Hiç konuşmadık bunları.

Bir gün kimliğinde Van Özalp görmüştüm. Onun dışında hiçbir bilgim yok.

Bir gün ölürsem gömülmek için Van veya Diyarbekir idealdir derdin. Arkadaşların gibi Amed demez hep Diyarbekir derdin.

Okul bitince her birimiz bir yerlere dağıldık.

Sayısız kez görüştük ve sen ne zaman yeni bir gelişme duysan off the record diye cümleye başlar anlatırdın.

Ben de ne zaman sıkışsam bir mesaj yazardım ve sen en kısa sürede dönerdin. 

Sürekli görüşemesek de ayda bir mutlaka bir saati aşacak şekilde konuşurduk.

O ay yazdığın dersleri anlatır, yeni öğrendiğin ilginç bir bilgiyi benimle paylaşırdın.

Ben de sana okuduğum kitaplar, kafamdaki hikayeleri anlatırdım.

Ve dur sana bir şarkı göndereceğim konuşalım bunu derdim.

Sen ise ama hala Kulîlka Azadî’ye üstüne şarkı yok derdin.

Konuşmalarımızın birinde sana Yaşar Kemal’i anlatmıştım.

Muhsin Kızılkaya’nın bir kitabında Yaşar Kemal’in vasiyet olarak cenazemde Sinano Kirîv şarkısı okunsun dediğini söylemiştim.

Sen de okumadılar ki hem kim okuyacaktı Zülfü mü demiştin.

Sonra bir Gülistan olmasam da ben de iyi okurum demiş okumuş ruhuna yetişsin demiştin.

Ben ölünce mezar yerimi arama bir Orhan geldi yok oldu de.

Benimle konuşmak istediğinde Sinano Kirîv ve Kulîlka Azadîye’yi söyle ben gelirim demiştin.

Çok güzel şeyler olacak ben bile bazı şeyleri duyunca şaşırıyorum o kadar olmaz diyorum demiştin.

Ama oluyor ve olacak da. Kendini hazırla galiba bu sefer o geziye çıkacağız demiştin.

Silvan’da, Gevaş’ta, Hozat’ta, Mutki’de, Savur’da, Baykan ve Digor’da yıldızsız otellerde kalacaktık.

Hiçbir ilde kalmayacak sadece ilçelerde kalacaktık.

Çantalarımıza kitaplar koyup otellerde yaşayacaktık bir süre.

Ben artık o kadar çalışmayacaktım sen de hapishaneler boşalacak diye bu geziye hazır olacaktın.

Sana teori kitapları bana da Ahmet Altan kitapları yasak olacaktı.

Ben Kayıp Zamanın İzinde okurum demiştim sen de Babamın Tüfeği ile Yüzyıllık Yalnızlık’ı kesin alırım yanıma demiştin.

Geçenlerde Koma Amed’in Ekim ayında Diyarbekir’de konser vereceği açıklandı.

Telefonu elime alıp Hevalé Orhan kendini ayarla da konsere gel hem de menemen yeriz diyecektim ama telefon elimde ekrana baktım.

Bu durumu iyi bilirim ve çokça yaşadım.

Gidilmeyen konserler, okunmayan kitaplar, yapılmayan yolculuklar ve yenmeyen menemenler kaldı bana.

Bana menemen sözün vardı, gelecektin ve burada menemen yiyecektik hem de en helalinden.

Sonra sen gülecektin. Gülerken tuhaf şekilde gözlerin daha çok açılacaktı. Ve ben seni birileriyle tanıştıracaktım.

Halil de dönemedi hala aynı yerde, işe başladı artık, yazılar da yazıyor, Faik baba oldu, artık Ömer diye bir oğlu var diyecektim.

Ama tanışamadın. Rotamıza Süleymaniye’yi ekleyelim hem Faik’le tanışırsın hem de uzun uzun dağlara bakarız diyecektim.

Süleymaniye’ye giderken devlet dairelerinde Mam Celal’in fotoğrafları var demiştim.

En sevdiğim fotoğrafının da gençliğinde bir merdiven basamağında oturup defterine bir şey yazdığı fotoğraf demiştim.

Sen de Mam Celal savaş barış demeden günlük yazarmış diye eklemiştin.

Hep senin heybende bir şeyler vardı ama Leyla Zana’yı da hep benden dinlerdin.

Geçen Bafıl Talabani Leyla Zana’nın elini öperken o fotoğrafı sana yollamak istedim ama göremeyeceğini bilmek beni daha çok üzdü.

Çok güzel şeyler olacak deyip bunun için canını ortaya koydun ama göremedin bunu.

Mide kanserine yenildin. Hep sürgün hastalığı derdik bu hastalığa.

Sen de ‘hem sağlıklı beslenmiyorum, hem stres had safhada, hem hapis hem de derdé welat’ var.

Bunlara rağmen bu hastalık beni öldürmezse onun bir numarası yokmuş diye düşünürüm derdin.

O meşhur gezide Diyarbekir’de ciğer yemeyelim Van’da ise hiçbir şey yemeyelim demiştin.

Çünkü ben sana Diyarbekir’deki ciğer mafyasını Van’daki tatil hatıralarımı anlatmıştım.

Ama Van’a sık git belki bir yerde ben varımdır diye eklemiştin.

Sevgili Orhan

Gitmeni yeni kabulleniyorum galiba. Bilirsin yas süreçlerinde iyi değilim.

Bana gerçekleşmeyecek hatıralar bıraktın bu ülke de senden bir gençlik aldı.

Bir gece yarısı yazıyorum bunları sana. Kayıp Zamanın İzinde’yi hiçbir zaman okumayacağım, geçen gün Yüzyıllık Yalnızlık ve Babamın Tüfeğini alıp iki gence verdim. Yasımız var okursunuz dedim.

Beni bir savaşın ortasında senin deyiminle çatışma sabahında bıraktın.

Herkesin dönmesini beklerken senin gitmene hazır değildim.

Seninle olan tüm hatıralarımız benimle yaşayacak.

Yazıyı yazıp bilgisayarı kapatacağım ve balkona geçip senin tek lüksüm dediğin parliamenti yakıp seni çağıracağım.

Duyuyor musun Gülistan ne diyor ez pîr dibim lo dil pîr nabe.

Birazdan Serap Sönmez de o güzel sesiyle girecek ve tu Kulîlka Azadîyi strana welaté meyî diyecek.