Türkiye’deki milyonlarca çalışanı ve işvereni doğrudan etkileyen devrim niteliğinde bir hukuki gelişme yaşandı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık ücretli izin haklarına dair tartışmalara son noktayı koyan emsal bir karara imza attı. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren bu kararla birlikte, personelin yıllık izin kullandığı tarihler arasına denk gelen hafta tatili günlerinin, kazanılmış izin süresinden mahsup edilmesi dönemi resmen kapandı.

HAFTA SONU TATİLİ YILLIK İZİNDEN SAYILIR MI?
Yüksek mahkemenin yayımlanan gerekçeli kararında net bir dille ifade edildiği üzere; bir işçinin yıllık izinli olduğu zaman diliminde kalan hafta sonu dinlenme günleri, yıllık izin kotasından eksiltilemeyecek. Hukuki çerçevede hafta tatili, personelin yıllık izninden tamamen bağımsız, anayasal güvence altına alınmış temel bir dinlenme hakkı olarak konumlandırılıyor.

Bu doğrultuda, insan kaynakları departmanları izin hesabı yaparken sadece iş günlerini (yıllık izin sürelerini) baz alacak; hafta sonuna rastlayan tatil günlerini ise bu hesabın dışında tutarak koruyacak. Böylelikle çalışanların hak ettikleri tatil sürelerinde herhangi bir kesinti ya da hak kaybı yaşanmasının önüne geçilecek. Yargıtay’ın bu hamlesi, iş hukukunda her zaman zayıf konumda olan işçiyi ve onun dinlenme hakkını koruma felsefesinin en somut örneklerinden biri oldu.

YARGITAY YILLIK İZİN KARARLARI NEDİR?
Yargıtay tarafından son dönemde üst üste verilen kararlar, iş dünyasındaki dengeleri işçi lehine güçlendiren çok güçlü hukuki kurallar üretiyor. Yüksek mahkemenin yerleşik hale gelen içtihatlarında vurgulandığı üzere, yıllık ücretli izin hakkı hiçbir koşulda feragat edilemeyecek, devredilemeyecek kutsal bir işçi hakkı niteliği taşıyor. İş hukukundaki bu yeni dönemde, personeline izin kullandırdığını iddia eden işverenin bu iddiasını somut, ıslak imzalı ya da resmi yazılı evraklarla kanıtlama zorunluluğu bulunuyor.

Nitekim yürürlüğe giren bu son emsal kararda da ispat yükünün tamamen işverenin omuzlarında olduğunun altı çizildi. Patronlar; personelin izin haklarını eksiksiz tükettiğini yazılı izin talep formları, resmi defterler veya dijital onaylı bordrolarla belgelemekle mükelleftir. Getirilen bu sıkı denetim mekanizması, ileride işçi ile işveren arasında adliyeye taşınabilecek olası tazminat ve alacak uyuşmazlıklarını kökten çözmeyi hedefliyor.

ÇALIŞAN HAKLARI
Modern iş hukukunun ve sosyal devlet ilkesinin en temel sütunlarından biri kuşkusuz yıllık ücretli izin haklarıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’muz uyarınca, bir iş yerinde belirli bir kıdem süresini (deneme süresi dahil 1 tam yılı) geride bırakan her çalışan bu sosyal haktan yararlanma şansına kavuşuyor.

Yıllık izin mekanizmasının temel felsefesi; emekçinin hem bedensel hem de ruhsal olarak deşarj olmasını sağlamak, onu iş stresinden uzaklaştırarak motivasyonunu tazelemektir. Dolayısıyla bu sürelerin eksik hesaplanması, mevzuata aykırı şekilde bölünmesi ya da tırpanlanması doğrudan hak gaspı anlamına gelir. Yargıtay’ın son hamlesi, çalışanların dinlenme sürelerini tahkim eden ve suistimallerin önüne geçen tarihi bir kalkan görevi üstlenmektedir.

HAFTA SONU İZİN HESABI
Özellikle yaz aylarında ya da bayram dönemlerinde uzun soluklu tatil planı yapan çalışanların en çok kafasını kurcalayan konu, hafta sonlarının bu takvime nasıl entegre edileceğiydi.

Yeni hukuki normlara göre işverenler, blok halinde alınan izinlerin içindeki hafta sonu tatillerini, işçinin toplam hakkından düşme yetkisine sahip değil. İzin periyoduna denk gelen cumartesi-pazar günleri (veya iş yerinin belirlediği hafta tatili günü) bağımsız birer dinlenme günü olarak sepete eklenecek. Bu durum, özellikle 14 gün veya 21 gün gibi uzun süreli izne ayrılan personelin cebine ekstra tatil günü olarak yansıyacak. Hukukçular, bu hassas hesaplamayı eski usullerle yapmaya devam eden işletmelerin ciddi cezai müeyyideler ve tazminat davalarıyla karşı karşıya kalabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

YILLIK İZİN SÜRESİ HESAPLAMA
Bir personelin hak edeceği yıllık izin gün sayısı belirlenirken ilk olarak o iş yerindeki toplam çalışma süresi yani kıdemi masaya yatırılır.

Mevcut İş Kanunu normları çerçevesinde kademeli sistem şu şekilde işlemektedir:

1 yıldan 5 yıla kadar (5 yıl dahil) kıdemi olanlara senede en az 14 gün,

5 yıldan fazla 15 yıldan az çalışmışlığı olan kıdemli personele en az 20 gün,

15 yıl (dahil) ve üzerinde sadakatle hizmet vermiş emektarlara ise en az 26 gün ücretli izin kullandırılması yasaldır.

Yargıtay’ın son dönemdeki net duruşuyla birlikte, yukarıda belirtilen taban süreler hesaplanırken takvimdeki hafta tatillerinin bu günlerin üzerine artı değer olarak eklenmesi gerektiği gerçeği tescillenmiş oldu. Artık ajandalar açılıp planlama yapılırken körü körüne gün saymak yerine, araya giren hafta sonlarını izole eden dinamik bir formül uygulanacak.

İŞÇİ İZİN HAKLARI
İşçi izin hakları, sadece mesaiye ara verilen sıradan bir dönem değil; iş sağlığı ve güvenliği, iş yerindeki verimlilik ve toplumsal refah açısından hayati bir sosyal politiktir.

Sürekli çalışan, dinlenmeye fırsat bulamayan işçinin hata payı artar, iş kazalarına davetiye çıkarılmış olur. İşte bu vizyonla hareket eden yargı organları, işçi izin haklarının korunmasını ekonomik bir lütuf değil, yasal bir zorunluluk olarak görüyor. Şirketlerin kurumsal hafızalarında izin defterlerini hatasız tutması, çalışanların ise bu hak arama yollarını iyi bilmesi, modern iş hayatının sürdürülebilirliği için elzemdir.

YILLIK İZİN MEVZUATI
Ülkemizde yıllık izin süreçlerinin yasal koordinatları, başta 4857 sayılı İş Kanunu olmak üzere bu kanuna bağlı çıkarılan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği hükümleriyle çizilmiştir.

İlgili yasal mevzuatta; iznin hangi şartlarda bölünebileceği, paraya çevrilip çevrilemeyeceği, nasıl belgeleneceği ve hak ediş şartları en ince ayrıntısına kadar formüle edilmiştir. Ancak kanun metinlerinin sahada nasıl uygulanacağına dair gri alanları netleştiren asıl unsur Yargıtay’ın köklü kararlarıdır. Son emsal nitelikteki karar da hafta sonlarının yıllık izin havuzundan düşülemeyeceğini ilan ederek, uygulamada yıllardır süregelen kafa karışıklıklarını ve suiistimalleri tamamen ortadan kaldırmıştır.

Muhabir: YUSUF UYANIK