Türkiye’nin hafızasına kazınan en trajik ve en uzun süreli hukuk mücadelelerinden biri olan Hande Çinkitaş cinayeti, 25 yılın ardından nihai bir sonuca bağlandı. 2001 yılında henüz 12 yaşındayken vahşi bir cinayete kurban giden Hande’nin dosyası, çeyrek asır sonra Yargıtay’dan gelen onama kararıyla kapandı. 2026 yılı Mayıs ayı itibarıyla kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, yerel mahkemenin baba Nezih Çinkitaş hakkında verdiği müebbet hapis cezası en üst yargı mercii tarafından kesinleşti.
FAİLİ MEÇHULÜ DNA TEKNOLOJİSİ AYDINLATTI
4 Ocak 2001 tarihinde Kadıköy’deki evinde cansız bedeni bulunan küçük Hande’nin katili, olaydan sonraki 19 yıl boyunca resmi kayıtlarda "meçhul" olarak kaldı. Ancak 2020 yılında gelişen tıp teknolojisi ve Adli Tıp Kurumu’nun titiz çalışması düğümü çözdü. Cinayet aleti olan bıçak üzerinde yapılan modern DNA incelemesi, olay günü bıçağı tutan kişinin baba Nezih Çinkitaş olduğunu "yoğun DNA profili" ile kanıtladı. Bu delil, tozlu raflardaki dosyanın yeniden açılmasını ve Türkiye’yi sarsan yargı sürecinin başlamasını sağladı.
ÇELİŞKİLİ İFADELER VE BERAATTEN MÜEBBETE UZANAN YOL
Yargılama süreci tam bir hukuk maratonuna dönüştü. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk aşamada "yeterli delil bulunamadığı" gerekçesiyle beraat kararı vermiş olsa da, İstinaf mahkemesi bu kararı bozarak adaletin yönünü değiştirdi. Dosyaya giren HTS kayıtları ve baba ile üvey anne Şehnaz Çinkitaş'ın olay gününe dair verdikleri çelişkili ifadeler, suçun işlendiği evde üçüncü bir şahsın bulunmadığı gerçeğiyle birleşince, müebbet hapis kararının önü açıldı.
KARANLIK KALAN SIRLAR VE HUKUKİ SONUÇ
Yargıtay’ın 2026 Mayıs ayında verdiği onama kararıyla birlikte, Nezih Çinkitaş’ın cezası kesinleşmiş oldu. Hukuki açıdan dosya kapansa da, 12 yaşındaki bir çocuğun neden ve hangi motivasyonla katledildiğine dair karanlık noktalar tamamen aydınlanmış değil. Resmi tutanaklarda cinayetin net sebebi belirtilmemiş olsa da, 25 yıl süren bu dava, teknoloji ve kararlı takibin adaleti ne kadar geç olsa da tecelli ettirebileceğinin sembolü olarak Türk hukuk tarihine geçti.





