Basın açıklamasını İHD dernek üyesi okudu. Açıklamada, 17 Kasım 1996 tarihinde İstanbul’da kaybolan ve o tarihten bu yana kendisinden hiçbir haber alınamayan Orhan Yakar’ın akıbeti soruldu.
Anlatımlara göre, 1981 Doğubayazıt doğumlu Orhan Yakar, yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle henüz 15 yaşındayken 1996 yılında İstanbul’a gitti. Burada iş bulan Yakar, ailesiyle düzenli olarak telefonla iletişim kurdu. Ancak son telefon görüşmesinin ardından iki ay geçmesine rağmen aile Orhan’a ulaşamayınca baba Mehmet Yakar İstanbul’a giderek İHD İstanbul Şubesi’ne başvurdu. Savcılık ve Emniyet Müdürlüğü’ne yazılı başvurular yapıldı, gazetelere kayıp ilanı verildi.
Resmî işlemlerin sonucunu beklemek için köyüne dönen baba, kısa süre sonra Doğubayazıt İlçe Jandarma Komutanlığına çağrıldı. Jandarma görevlileri, “Bingöl Jandarma Alay Komutanlığı haber verdi, oğlun orada. Git al.” bilgisini verdi. Bunun üzerine baba Bingöl’e gitti.
Alay Komutanlığı yetkilileri, Orhan Yakar’ın “dağa çıktığını, 16 Kasım’da teslim olduğunu, 17 Kasım’da ise operasyon sırasında PKK tarafından önceden yerleştirildiği öne sürülen bir mayına basarak öldüğünü” iddia etti. Babaya bir yakalanma tutanağı gösterildi ancak tutanakta Orhan Yakar’ın imzası bulunmadı. Baba, cenazeyi teslim almak istese de yetkililer, “Ceset parçalandı, bölge güvenli değil, orada kaldı.” diyerek talebi geri çevirdi.
Aile, olayla ilgili başvuruyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı. Ancak tüm girişimlere rağmen Orhan Yakar’ın cenazesine ulaşılamadı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.
İHD, gözaltında kaybetmenin uluslararası hukukta insanlığa karşı suç olarak tanımlandığını hatırlatarak, devletlerin bu suçları önleme ve etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü olduğunu vurguladı.





