İKİ TEHLİKE: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE BİYOTERÖRİZM-1

Geleceği kurgulamak ve insan kaderi ile oynamak…

Yaptıkları bu! Hangi güç ile ve hangi kimlikle hareket ettikleri bir yana, 7 milyar insanın yaşamı ve geleceği üzerine senaryolar düzenlemek, tasarılar hazırlamak ve daha kötüsü hayatı köleleştiren suni prangalar-kafesler yaratmak konusunda son zamanlarda zihinlerimizde öylesine soru işaretleri arttı ki, korku ve endişe dürtülerimizin ayaklanmaya başladığını hissediyoruz.

Tamam, teknoloji ve bilimsel gelişim hayatı kolaylaştırıyor, insanlığa katkıları çok ve araç-donanımları ile bilginin sınırsız boyutlarına ulaştırıyor, ama yanında götürdükleri?

Köleleştirme, sömürgeleştirme, kontrol altında tutma, yaşam tarzından tüketeceği tüm unsurlara kadar etki etme ve nasıl yaşanacağını belirleme konusunda kısır döngüler yaratmayı iyi beceriyorlar. Daha kötüsü, karşılarında direnç gösterecek bir gücün olmamasını kullanmaları ve meydanı boş görmeleri!

Bunu birileri yapıyor. Birileri insanlık adına masa başı kararlar alarak gelecek kurguları ile insan sayısını, yaşam modellerini, yaş kategorilerini, ne yenileceği ve içileceğini, ne kadar süre ile yaşanacağını belirlemeye çalışıyor. Birileri veya tarikat kültürü ile değişik unsurlar tarafından sadece insanlık kaderi üzerine kurulamalar yapıldığı yetmezmiş gibi daha da ileri gidilerek ilahi alanda da mutlak güce yapılan isyan ile dünya ötesi ve metafizik boyutlarla alakalı müdahalelere yönelme cesareti gösterebiliyor.

İşin içerisine bir de Kapitalist kültürün “Daha fazla KAZANALIM” felsefesi yerleşince kim tutar Burjuva tabakası ile Para kontrolünün sahibi olanları.

Yani “Para” ve “Bilgi” gücünü elinde tutan ve bunu “İlahi” bir inanç sistemine oturtarak beraber hareket etme ortamı yaratan bir kısım insan grubunun, diğerleri veya dünyanın ortak sahibi olan ve yaşamsal haklarını gidermeye çalışan insanların durumu umurunda değil. Böyle olunca ekranlarda ve sosyal paylaşım platformlarında söz sahibi olma hakkı ellerinde imiş gibi gelecek ve insanlık adına varsayımlarda bulunabiliyorlar.

Bill Gates’ in gelecek için iki önemli tehlike söylemi ile dile getirdiği şeyleri okuyunca doğrusu zihinlerimizde tereddütler oluşuyor. Çünkü niyet ve söylemlerin arkasında ne var bilinmiyor. Yaptığı röportajda gelecekte tehlike yaratarak insanlığa hayati riskler doğuracak iki konu olarak “İklim Değişikliği” ve “Biyoterörizm” başlıklarını belirledi.

Madalyonun bir tarafından bakıldığında doğruluğu kesin olan ve uyarı niteliği taşıyan tehlikelerin dile getirilmesinde öncülük edenlere kahramanlık vasıfları yüklenebilir iken; Madalyonun diğer tarafından bakıldığında aslında çok farklı art niyetler taşıdığını sezmemek mümkün değil. Çünkü “Biyoterörizm” tehlikesini önümüze koyan ilahi güçten çok bilimsel isyankârlık üzerine temellenen sapkın teknolojik yapılanmanın kendisidir. “İklim Değişikliği” tehlikesi de yaratıcının verdiğine isyan konusunda doğayı bozmaya çalışan ve tabiatı tahrip eden zihinlerin ürünüdür.

Çünkü iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik yazdığı kitap olan  “İklim Felaketi Nasıl Önlenir” in tanıtım reklamında ifade ettiği tespitler insan zekâsına hakaret niteliğinde. Gıdanın Geleceği konusunda kurtuluş “YAPAY ET” tüketiminin artmasına bağlı imiş! İneklerin çıkardığı gazın, küresel ısınmadaki payına ve dünyadaki en önemli sorunlardan biri olduğuna değinerek, zengin ülkelere büyükbaş hayvan yetiştiriciliğini bırakmaları çağrısında bulundu. İneklerin çıkardığı Metan gazı salınımının azaltılması için bu ülkelerin gerçek et yerine Yapay Et tüketimine geçmesi gerektiğini söyleyen Bill Gates’ in, “Doğal Denge” ve “Tabiatın Dönüşümü” kavramlarının farkında olmadığı görülüyor.

Doğanın mayası olan ve tabiatın doğal döngüsü olarak tüm canlılar için Ontolojik ve Kozmolojik sistemler yaratan bir gücün ret edilmesinin yanında; Gıda ve Besin değerlerinin düşmesi, bağışıklık sistemini ayakta tutarak insanı sağlık yapısına oturtan doğal elemanlarının ortadan kalkmasına yönelik bir girişim ile sanırım nüfus sayısının azalmasına yönelik amaçlar ediniliyor. İneklerin çıkardığı gaz değil, insanların tabii güzelliğini yok eden ve çirkinleştiren parfüm ve kozmetik ürünler, petrol ve türevi olan yakıtlar ile ısınmaya yönelik kullanılan yakıtlar aslında Ozon tabakasına zarar vererek gaz salınımını ortaya çıkarmakta.