İstediğimizde Yapabiliyormuşuz…

Her yıl Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) günlerinde Batman'da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Sosyal medya üzerinden yapılan çağrılar ve mülki idare amirlerinin ricalarıyla şehir adeta sessizliğe bürünüyor. Gereksiz korna sesleri kesiliyor, motosikletlerin egzoz gürültüsü azalıyor, yüksek sesle müzik açılmıyor, bağırıp çağırmalar ve gereksiz gürültüler ortadan kalkıyor.

Bu durum bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor: İstediğimizde yapabiliyormuşuz.

Demek ki Batman'da huzuru, sakinliği ve toplumsal duyarlılığı sağlamak imkânsız değilmiş. Sadece istemek ve buna ortak bir irade göstermek gerekiyormuş.

Peki, insanın aklına şu soru geliyor: Eğer bunu sınav günlerinde başarabiliyorsak, neden yılın diğer günlerinde aynı hassasiyeti gösteremiyoruz?

Neden normal bir günde gereksiz korna sesleriyle karşılaşıyoruz? Neden yüksek sesli müzikler, egzoz patlatmaları ve bitmek bilmeyen gürültüler günlük hayatın bir parçası hâline geliyor?

Oysa birkaç saatlik sessizliğin bile insan ruhuna ne kadar iyi geldiğini hepimiz görüyoruz. İnsan huzur içinde kahvaltısını yapıyor, çayını içiyor, dinleniyor ve güne daha sakin başlıyor. Hatta ilginçtir; dışarıdaki sessizlik evlerin içine de yansıyor ve insanlar kendi evlerinde bile daha sakin konuşmaya başlıyor.

Bu, küçümsenecek bir durum değil.

Çünkü sürekli gürültüye maruz kalmak sadece kulaklarımızı değil, ruh sağlığımızı da etkiliyor. Her korna sesinde dikkatimizi kaybediyoruz. Ambulans, itfaiye, polis ve jandarma sirenleri duyulduğunda istemsizce endişeleniyoruz. Havai fişek seslerinde irkiliyoruz. Sürekli tetikte yaşayan bir toplum hâline geliyoruz.

Oysa şehirler sadece beton yapılardan oluşmaz; şehirlerin bir de ruhu vardır. O ruhu korumanın yolu ise huzurlu bir yaşam kültürü oluşturmaktan geçer.

YKS günlerinde ortaya çıkan bu sessizlik, aslında bize önemli bir mesaj veriyor: İstersek bunu her gün başarabiliriz.

Belki de artık gürültüyü normalleştirmekten vazgeçmeli, sessizliği ve saygıyı günlük hayatımızın bir parçası hâline getirmeliyiz. Çünkü huzur, sadece özel günlerde yaşanacak bir ayrıcalık değil; her vatandaşın her gün hak ettiği bir yaşam biçimidir.

Geliniz, sınav günlerindeki bu duyarlılığı sadece birkaç saate değil, hayatımızın tamamına yayalım.

Çünkü; Sükûnet huzurdur. Huzur mutluluktur. Mutluluk ise yaşanabilir bir şehrin en büyük zenginliğidir.

Hoşça kalın…