KORONAVİRÜS’TE SIRA

İlginç bir nokta var farkında olmadığımız ya da farkında olup da dile getirmekten çekindiğimiz…

Bu tür hastalıklar aynı ülke içi çatışmalar ve savaşlar gibi neden Batı ülkelerinde değil de her seferinde Doğu ülkelerinde, Afrika kıtası topluluklarda veya Uzak Doğu ülkelerinin değişik bölgelerinde ortaya çıkıyor?

Komplo teorileri değil mi?

Ebola Salgını, SARS hastalığı, Kuş Gribi, Domuz Gribi, HIV (AİDS) gibi tarihsel süreçte karşılaşılan Veba salgınları ve Çiçek Hastalıklarının son zinciri Korona virüs salgını, dünya gündeminin ilk sırasını işgal ediyor.

Garip ve şaşırtıcı şekilde ortak özellikler gösteren bu salgınların belli bir dönemde, belli bir merkezden başlayarak yayılan ve özellikle Ortadoğu merkezli vakaların göze çarptığı hastalık ve virüs tehlikelerinin ortak noktası bu!

Salgın virüs sadece insan sağlığını tehdit eden bir zarara sahip değil. Sağlık darbesi ve yol açtığı ölüm bir yana ülkeleri, bölgeleri, kıtaları esir eden bir karanlık örtünün sosyal, ekonomik, siyasi, demografik, ulaşım ve turizm hayatımıza kadar engel yaratan uzantıları var.

Çünkü karantina tedbirleri, ulaşım yollarının üst seviye alarm hali, hastanelerin koruyucu güvenliği, sokakların tedirgin hali ve insanların korku-heyecan arası şüphe-tedirginlikleri hayatın zindana dönüşmesine yol açıyor.

Ulusal tehditler yaratmak istiyorsanız, ürettiğiniz virüsleri sömürü mantığına oturtarak insanların kobay olarak kullanılmasına yol açıyorsanız, verilen açıklar şüphe doğurmaya neden oluyor. Çünkü varlığına rastlanmamış, önceden tehdit yaratmamış ilk virüs tehlikeleri nedense belli dönemlerin ölüm tehdidi olarak yayılma özelliği gösteriyor.

Bazı şüphelerin, kelimelere dökülmesi ya da dile getirilmesi zamana bağlı gerçeklerin ispatlanması ile bağlantılı olduğundan suskunluk kaçınılmaz oluyor. Sadece şüphe ve korku ile atlatılması gereken tehlikenin son bulması için umut etme üzerine kurgu kurma çabalarıyla uğraşmak zor oluyor.

Altı çizilmesi gereken bir nokta var. Virüs sadece tek bir tür olarak karşımızda ölüm tehdidi yapan bir tehlikeli hastalık değil. Virüs grubu olarak hayvanlarda sıkça görülen “Corona Virüsler” memeli hayvanlar ve insanlarda hastalıklara yol açan, ciddi ölüm riski, solunum yoluyla bulaşıcı karakter taşıyan özellikler gösterir.

İlk çıkışı “Zatürre” tanısıyla alakalı belirtiler taşısa da önceden rastlanmamış bir Koron virüs türü olduğu tespit edilen yeni tehlikenin ilk sahnesi de Çin oldu. Çin’ in Hubey eyaletine bağlı Vuhan yerleşkesinde tespiti yapılan yeni tip Korona virüs, 2019 yılında tespit edilmesi nedeniyle Kovid-19 diye adlandırılmaya başladı.

Kovid-19 Nijerya’ da kendini göstermeye başladıktan sonra bulaşıcı özelliğiyle yerinde durmamış, Cezayir ve Mısır gibi ülkelere yönelerek İran’ a sıçrama yapmıştır. İlginç olan İtalyan vatandaşların gittiği diğer ülkelere bulaştırması! Yani İtalya çoktan bulaşıcı hastalığa yakalanmış durumda. Sebebi de Kovid-19 virüsünün ortaya çıktığı yerlere gidenlerin hastalığı İtalya’ ya taşıması.

İran ve İtalya’ nın yanı sıra Yunanistan’ da görülen virüsün ortalarında bulunan Türkiye’ ye gelmeme olasılığı yok gibi… Yani yoğun bir ulaşım ve insan hareketi yaşayan ülkemiz için alınan olağanüstü tedbirler boş değil, görülme vakaları artış gösterebilir. Her şekilde koruyucu ve önleyici tedbirlere zaman ayrılması gerekiyor.

Bildiğimiz ve tanıdığımız gribal enfeksiyon hastalıklarına karşı alınması gereken önlemlerin aynısını bu tehlikeli virüse karşı da almanın zamanıdır. Hava yolu başta olmak üzere solunum ve fiziki temas ile kapma riski olan bu tehlikeye, temel hijyen kurallarına uymakla tedbir alınabileceği görülüyor. Özellikle virüs kaynağı ülkelere gidenler ile bu ülkelerden gelenlerin risk faktörü olduğu unutulmamalı, gerekiyorsa bu yolculuklardan kaçınılması lazım.

Tedbirler konusunda biraz geri kafalılık mı olacak bilmiyorum… Ama yine ne varsa eski yöntemlerde var. Soğan ve sarımsak ürünlerinin sihrini ve şifa boyutunu tekrarlamanın uygun olacağını biliyorum. Yanlarına son zamanlarda tartışma konusu olan Sirke kullanma alternatifi de eklendiğinde (Ki Bal mucizesi ayrı bir şifa kaynağı) bedensel savunma mekanizmalarının canlılığına yol açılacağı kesin.

Bakmayın resmi rakamların yaptığı vaka sayılarının düşüklüğüne… Yakalanma ve ölümle sonuçlanma sayısı tahmin edilenin çok üzerinde ve çok daha artış göstereceği de tartışılmaz. Tedbir bu yüzden gerekli ve hayati önlemler alınması şart.

Acı, ama gerçek bir kez daha soğuk yüzü ile karşımızda… Ülkemizde de vakalar görülmeye başladı, artış gösterecek virüse yakalanma olasılığı karşısında sorgulamalarımızı yapmamız lazım.

Temizlik, kişisel bakım ve bireysel tedbirlerle beden temizliğine verilecek önem ile sadece Kovid-19’ dan değil, tüm hastalıklardan korunma boyutumuz var. Müslüman kesimin Abdest ve temizlik kültürü nedeniyle, vaka sayılarının en az görüldüğü sahneleri karşımıza çıkarıyor.

Bir de şu fırsatçılık olmasa! Elazığ depremi sonrası artan kira fiyatları gibi Maske, temizlik malzemeleri ve dezenfektasyon ürünlerinin fiyatlarının üçe-dörde katlanması zayıf tarafımızı gösteriyor. Eleştiri yağmuruna tuttuğumuz sömürü kültürünün virüs üretme ve mutlak güç olma yolunda sınır tanımama zihniyetine, fırsatçılık yaparak kendi insanımız da destek olmaya başlıyor.

Acı olan bu!