Lokantada gözümüz de karnımız da doysun!

Bu konuyu daha önce de kaleme almıştım. Çünkü Batman'da restoran ve lokantalarda en çok şikâyet edilen konuların başında porsiyonların küçüklüğü geliyor.

Bugün bir vatandaş dışarıda yemek yemek istediğinde ciddi bir ücret ödüyor. Ancak masadan kalkarken çoğu zaman karnı doymamış oluyor. İşte asıl sorun da burada başlıyor.

Örneğin bir et döner siparişi veriyorsunuz. Sadece dönerle doymanız neredeyse imkânsız. Mecburen yanına pilav, patates ya da başka bir ürün daha ekliyorsunuz. Buna rağmen birçok kişi karnını doyurabilmek için bol ekmek tüketiyor. Sonuçta et yerine karbonhidratla beslenmiş oluyor. Bu da sağlıklı bir beslenme şekli değil.

Bana göre bir porsiyon et ya da kebap, insanı doyuracak seviyede olmalı. Bugün birçok işletmede 100-150 gram et servis ediliyor. Oysa en az 200 gramlık bir porsiyon, hem doyurucu olur hem de müşteri yediği yemeğin gerçekten tadını çıkarır.

Lokantacı dostlarımızın şu itirazını da duyuyorum: "200 gram verirsek fiyat 700-800 lirayı bulur."

Ben buna saygı duyuyorum. Ancak bu işletmenin değil, vatandaşın tercih edeceği bir konudur. Gücü yeten gelir, kaliteli ve doyurucu yemeğini yer. Gücü yetmeyen ise farklı bir tercih yapar. Ama en azından ne ödediğini ve karşılığında ne aldığını bilir.

Bir lokantaya giden insan sadece lezzet değil, aynı zamanda doyma hissi de yaşamalıdır. Hem gözü doyacak hem karnı doyacak. Aksi halde dışarıda yemek yemenin anlamı kalmıyor.

Batı illerindeki birçok başarılı restoran bu sistemi uyguluyor. Porsiyonlar doyurucu olduğu için insanlar fiyatı ikinci plana atıyor. Çünkü ödediği paranın karşılığını aldığını biliyor.

Elbette her işletmenin hizmet anlayışı, dekorasyonu ve kalite standardı farklıdır. Güler yüzlü personel, şık bir ambiyans ve kaliteli servis elbette önemlidir. Ancak tüm bunların yanında en önemli unsur yine tabaktaki yemektir.

Batman'daki işletmelerimize çağrım şudur:

Yaptığınız yemeğin hakkını verin. Porsiyonlarınız doyurucu olsun, siz de emeğinizin karşılığını gönül rahatlığıyla alın. Müşteri, masadan memnun kalksın ve tekrar gelmek istesin.

Unutmayalım...

Lokantalarda sadece görsellik değil, doyuruculuk da ön planda olmalıdır. İnsanlar, ödedikleri paranın karşılığını tabaklarında görmek istiyor.

Benim kimsenin kazancıyla, işletmesiyle ya da emeğiyle bir sorunum yok. Amacım sadece vatandaşın sesine kulak vermek ve daha kaliteli bir hizmet anlayışına katkı sunmaktır.