Batman’da mezarlık ziyaretleri, özellikle bayramlarda ve cuma akşamlarında adeta bir gelenek haline geldi. Ancak sormak gerekir: Bu kadar sık mezarlığa gitmek doğru mu? Maalesef hayır…
İki yıl öncesine kadar pandemi nedeniyle binlerce kişi hayatını kaybetti ve Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. Ne yazık ki o süreçte yeterli önlem alınmadı; mezarlar izole edilmedi, risk büyük ölçüde göz ardı edildi. Unutmayalım ki ölüm fiziksel olarak bir son olsa da, mezarlıklarda toprağa verilen yeni ölüler sağlık açısından hâlâ risk taşıyabilir.
Maalesef bazı ziyaretçiler, mezarlara gidip virüslü olabilecek toprağı öpüyor, kokluyor. Bu tür davranışlar hem gereksiz hem de tehlikeli. Hele ki bayramlarda Asri Mezarlık’a baktığınızda, adeta bir mahşer alanını andıran bir manzara ile karşılaşırsınız: Ellerinde bidonlar, mezarlığın etrafını sulayan, kim gelmiş kim gelmemişi izleyen kalabalıklar…
Oysa ölüler artık kimseyi görmez, kimseyle temas edemez. Kur’an’da da belirtildiği gibi, insanın cennete de cehenneme de götüren kendi amelleridir, mezarlık ziyaretleri değil. Her perşembe ya da özel günlerde yapılan yoğun ziyaretler belki ziyaretçiye bir rahatlık hissi verir ama başka bir anlam taşımaz.
Üstelik sağlık açısından mezarlıklar, özellikle yeni toprağa verilmiş kişilerin bulunduğu alanlar, tehlikeli yerlerdir. Ölüm, geri dönüşü olmayan bir yok oluştur ve bunu kabullenmek gerekir.
Dinimiz de mezar yapımına çok önem vermez. Mezarı mermerle kaplamak, taş koymak, çölde yaşayan bedevilerin kaybolmaması için geliştirdiği bir yöntemden gelir; bizim kültürümüzdeki geleneksel anlamıyla bir zorunluluk değildir. Önemli olan, mezarlıkları bir mahşer yerine çevirmek değil, insanın kendi acısını içinde yaşayabilmesidir.
Sonuç olarak, mezarlık ziyaretleri elbette saygı ve dua için yapılabilir; ama ölçüsüz ve sık sık yapılan ziyaretler ne anlamlı ne de sağlıklıdır. Kendi huzurumuz ve sağlığımız için bunu hatırlamak gerekiyor.
Hoşça kalın.