Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 2013 yılında düzenlenen ve 52 vatandaşımızın şehit düştüğü kanlı bombalı saldırının baş faillerinden olan terörist Mihraç Ural (kod adıyla Ali Kiyali), Suriye'de yurt dışına kaçmaya çalışırken sınır hattında kıskıvrak yakalanmıştır. Suriye Resmi Haber Ajansı SANA tarafından paylaşılan şok edici gelişmeye göre, uzun yıllardır Suriye rejiminin kanatları altında faaliyet gösteren terör elebaşısı, Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı bünyesindeki güvenlik güçlerinin sınır bölgesinde gerçekleştirdiği titiz bir operasyonla gözaltına alınmıştır. Terörist Ural'ın operasyon esnasında tam olarak hangi ülkeye firar etmeye çalıştığına dair resmi bir veri paylaşılmasa da, yakalanmasının hemen ardından Suriye'deki bir mahkeme salonuna yoğun güvenlik önlemleri altında prangalarla getirildiği anlara ait ilk görüntüler dünya ve Türkiye basınında geniş yankı uyandırmıştır. Sosyal medya platformlarında adeta infial yaratan bu görüntüler, Reyhanlı katliamında yakınlarını kaybeden aileler ve Türk kamuoyu tarafından adaletin tecelli etmesi adına büyük bir dikkatle takip edilmektedir.

Terörist Mihraç Ural Kimdir, Hangi Kanlı Katliamların Baş Sorumlusudur ve Suriye Rejimiyle İlişkisi Nedir?
Finansal ağları, terör bağlantıları ve Suriye sahasındaki kanlı geçmişiyle internet ortamında en çok sorgulanan can alıcı başlık olan Mihraç Ural, 1956 yılında Antakya'da dünyaya gelmiştir. Türkiye'deki yasa dışı silahlı sol terör faaliyetleri ve THKP-C/Acilciler örgütünün kurucu yöneticilerinden biri olması sebebiyle tutuklu bulunduğu cezaevinden firar ederek 1982 yılında Suriye'ye kaçmıştır. Suriye'de Esed ailesiyle doğrudan akrabalık bağı bulunan Malak Fadel ile evlenerek dönemin Devlet Başkanı Hafız Esed'in kardeşi Cemil Esed ile çok yakın ilişkiler geliştirmiş, elde ettiği bu imtiyazlarla Hatay ve civarındaki halkı rejim sempatizanı yapmak için yıllarca karanlık faaliyetler yürütmüştür. Suriye'de iç savaşın patlak vermesinin ardından 2012 yılında mezhepsel tabanlı "Suriye Direnişi" adlı milis örgütünü kurarak sivillere yönelik kanlı operasyonlara girişmiştir.

Mihraç Ural ismi, sadece Türkiye'deki terör eylemleriyle değil, Suriye sahasında gerçekleştirilen insanlık dışı katliamlarla da anılmaktadır. Terör elebaşısının adı ilk olarak 3 Mayıs 2013 tarihinde Suriye'nin sahil şeridindeki Banyas ve Beyda köylerinde çoğunluğu savunmasız kadın ve çocuklardan oluşan en az 150 sivilin hunharca katledildiği olayda baş sorumlu olarak geçmiştir. Bu vahşetten tam bir hafta sonra, 11 Mayıs 2013'te Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde iki ayrı bombalı aracın patlatılması sonucu 52 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği hain saldırıyı Suriye istihbarat servisleriyle birlikte bizzat planladığı Adana Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan resmi iddianamelerle kesin olarak kanıtlanmıştır. Yıllarca Lazkiye dağlarında rejimin ve Rusya'nın koruması altında milis liderliği yapan terörist, nihayetinde kendi çöplüğünde kaçmaya çalışırken yakalanarak hakim karşısına çıkarılmıştır.
Sosyal Medyada Paylaşılan Mahkeme Görüntülerinin Ardından Mihraç Ural Türkiye'ye İade Edilecek mi?
Mihraç Ural’ın Suriye istihbaratı tarafından yakalanıp mahkemeye sevk edildiğini gösteren sıcak görüntülerin ardından, sosyal medya mecralarında ve arama motorlarında Türk kullanıcıların cevabını en çok merak ettiği can alıcı soru bu teröristin Türkiye'ye iade edilip edilmeyeceğidir. Türkiye Cumhuriyeti yargı makamları tarafından "Kırmızı Bülten" ile aranan, Reyhanlı katliamı davasının en önemli firari sanığı olan Ural'ın Suriye içindeki mahkeme süreci ve yargılanma gerekçeleri henüz netlik kazanmamıştır. Rejimin en kritik milis güçlerinden birini yöneten bu ismin neden sınırda kaçmaya çalışırken kendi koruyucuları tarafından gözaltına alındığına dair perde arkası istihbarat savaşları tartışılmaya devam ederken, Türk hukuku açısından 52 vatandaşın katilinin Türkiye'ye getirilerek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanması en büyük beklentidir. İlerleyen günlerde Ankara ile Şam arasındaki istihbarat ve diplomasi trafiğinin bu teröristin geleceğini ve iade süreçlerini nasıl şekillendireceği finans ve siyaset gündeminin en üst sıralarında yer alacaktır.





