NATO Üyesi Bir Ülkeyiz: Panik Değil, Sağduyu Zamanı

Son günlerde kulaktan kulağa yayılan bir söylem var: “Türkiye tehlikede”, “Sırada Türkiye var”, “Tehlike çanları çalıyor...”

Açık konuşalım; artık cehaletten söz edemeyiz. Hepimiz okuyoruz, dinliyoruz, görüyoruz. Bilgi çağında yaşıyoruz. O halde gerçekleri de aynı netlikle ortaya koymak gerekir.

Türkiye, bir NATO ülkesidir. Bu cümle basit bir diplomatik ifade değil; ciddi bir güvenlik şemsiyesini ifade eder. NATO’ya üye olmak demek, yalnız hareket etmek değil; kolektif bir savunma mekanizmasının parçası olmak demektir. İttifakın meşhur 5. maddesi, “birimize yapılan saldırı hepimize yapılmış sayılır” ilkesine dayanır. Bu da Türkiye’ye yönelik olası bir saldırının, diğer NATO ülkelerini de devreye sokacağı anlamına gelir.

Ortadoğu ve Asya coğrafyasında NATO üyesi tek ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir. Etrafımıza baktığımızda Irak, Suriye, İran, Azerbaycan ya da Ermenistan NATO üyesi değildir. Yunanistan ve Bulgaristan dışında sınır komşularımız arasında NATO ülkesi yoktur. Bu da Türkiye’nin jeopolitik konumunu daha da önemli hale getirir.

NATO’nun kuruluş amacı zaten Doğu Bloku’na karşı bir güvenlik hattı oluşturmaktı. Rusya ve Çin bu ittifakın parçası değildir. Dolayısıyla Türkiye, uluslararası sistemde yalnız bir aktör değildir; aksine güçlü bir savunma topluluğunun üyesidir.

Gelelim İran meselesine…

İran’ın siyasi yapısı, 1979’daki devrimden bu yana farklı bir zeminde ilerliyor. Ruhullah Humeyni liderliğinde gerçekleşen rejim değişikliğiyle birlikte ülke şeriat temelli bir yönetime geçti. Daha önce ise Muhammed Rıza Pehlevi döneminde monarşik bir sistem vardı.

İran geniş bir coğrafyaya sahip; etnik, mezhepsel ve yönetimsel farklılıklar barındırıyor. Zaman zaman iç huzursuzluklar yaşansa da sistem bugüne kadar ayakta kalmayı başardı. Uluslararası tartışmaların odağında ise İran’ın nükleer programı ve uranyum zenginleştirme faaliyetleri bulunuyor. Batı’nın müdahale söylemlerinin arkasında da çoğunlukla bu mesele gösteriliyor.

Ancak şunu unutmamak gerekir:

Türkiye Cumhuriyeti, bağımsız bir hukuk devletidir. Ne bir Arap ülkesi, ne bir Afrika ülkesi; kendi anayasal düzeni ve devlet geleneği olan güçlü bir cumhuriyettir.

Savaş kimsenin isteyebileceği bir şey değildir. Savaşın kazananı olmaz; geriye sadece ekonomik yıkım, insani dram ve uzun yıllar süren toparlanma çabası kalır. Türkiye’nin temel dış politika ilkesi yıllardır bellidir: “Yurtta barış, dünyada barış.”

Bugün için Türkiye adına askeri bir panik havası oluşturacak somut bir tablo görünmüyor. Ekonomik dalgalanmalar elbette toplumun moralini etkiliyor; ancak bu başka bir başlığın konusu. Güvenlik açısından ise Türkiye gerekli tedbirleri alan, güçlü ordusu ve ittifak ilişkileri olan bir ülkedir.

Endişe üretmek kolaydır. Sağduyu göstermek ise sorumluluk ister.

Kısacası; panik değil, bilinç zamanı.

Hoşça kalın.