GÜNCEL

Ödenen nafaka geri alınabilir mi? (2026)

Türk hukuk sisteminde genel kural olarak, bir mahkeme kararına dayanılarak usulüne uygun şekilde ödenmiş olan nafakaların geriye dönük olarak geri alınması (istirdat edilmesi) mümkün değildir.

Kanun koyucu ve Yargıtay, nafakanın niteliği gereği "ihtiyaç sahibi kişinin geçimini sağlamak amacıyla anında harcanan" bir para olduğunu kabul eder. Bu nedenle, nafaka alan eşin veya çocuğun bu parayı tükettiği varsayıldığından, nafaka yükümlülüğü sonradan ortadan kalksa bile geçmişe dönük ödemelerin iadesi istenemez. Son günlerde Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka konusundaki iptal kararları gündemi meşgul etse de, bu durum geçmişte ödenen paraların kendiliğinden geri alınabileceği anlamına gelmemektedir.

Ancak bu genel kuralın, "nafakanın kaldırılması davasının açıldığı tarih" ile ilgili çok önemli bir yasal istisnası bulunmaktadır. Bir kişi, nafaka alan tarafın durumunun değiştiğini (örneğin eski eşin işe girdiğini, evlendiğini veya çocuğun reşit olduğunu) öne sürerek bir "Nafakanın Kaldırılması Davası" açarsa, mahkemenin vereceği iptal kararı davanın bittiği tarihten değil, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm doğurur. Eğer nafaka yükümlüsü, dava süreci devam ederken icra takibiyle karşılaşmamak adına nafaka ödemeye devam etmişse, davanın açıldığı tarihten karar tarihine kadar geçen sürede ödediği tüm paraları, Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak karşı taraftan resmen geri talep edebilir.

Bunun yanı sıra, mahkeme kararı olmaksızın yanlışlıkla veya fazla yapılan ödemeler de geri alınabilen gruptadır. Örneğin, mahkeme ilamında belirtilen miktarın üzerinde bir meblağın sehven bankadan gönderilmesi, icra dairesinin hesaplama hatası yaparak nafaka borçlusundan fazla kesinti yapması ya da boşanma davasının reddedilmesine rağmen tedbir nafakasının sistemsel bir hata nedeniyle kesilmeye devam etmesi gibi durumlarda hak sahibi iade isteyebilir. Bu gibi somut hatalarda, haksız yere tahsil edilen tutarlar hukuki yollarla geri alınabilmektedir.

Öte yandan, çocuğun reşit (18 yaşını doldurmuş) olmasına rağmen babanın maaşından kesilmeye devam eden iştirak nafakalarında çok hassas bir sınır vardır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, çocuk reşit olduğu an iştirak nafakası kendiliğinden sona erer; ancak nafaka yükümlüsü baba, icra müdürlüğüne başvurup bu kesintiyi resmi olarak durdurmaz ve sessizce ödemeye devam ederse, sonradan "Çocuğum zaten reşit olmuştu, geçmiş ödemelerimi geri istiyorum" diyerek dava açamaz. Hukuk, kişinin kendi ihmali nedeniyle yaptığı bu ödemeleri "ahlaki bir ödevin ifası" veya rızayla yapılmış bir yardım olarak kabul ettiğinden geriye dönük iade taleplerini reddetmektedir.