Bugün pek çoğumuzun önceliği "sigortalı bir işe girmek." Sırtımızı devlete yaslamanın verdiği o huzur tartışılmaz. Ancak acı bir gerçek var ki; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) her ne kadar büyük bir şemsiye olsa da, fırtına koptuğunda bazen yetersiz kalabiliyor. Hele ki söz konusu olan "ciddi hastalıklar" ise, o şemsiyenin altında ıslanmamak mucizeye dönüşüyor.
Zaman, Kanseri Bile Yener Ama Randevuyu Yenemez
Diyelim ki vücudunuzda bir şeyler ters gidiyor. Kanser şüphesi gibi ciddi bir durumla karşı karşıyasınız. Hemen bir tahlil, bir film, hızlı bir teşhis lazım. Devlet hastanesinin kapısını çaldığınızda karşınıza çıkan o meşhur duvarın adı: Yoğunluk. Bir aydan, iki aydan önce randevu alabilmek neredeyse imkânsız.
Ancak tıp dünyasında çok net bir kural vardır: Ciddi hastalıklarda zaman, paradan daha değerlidir. Teşhis için beklediğiniz o bir ay, hayatınızın en uzun ve en riskli ayı olabilir.
Özel Hastaneler: Ya Çok Paran Olacak Ya Da Sigortan
Hızlı çözümün adresi belli; özel hastaneler. Ama oraya adım atmak için önünüzde iki seçenek var: Ya banka hesabınız çok dolu olacak ya da cebinizde bir Özel Sağlık Sigortası kartı bulunacak.
Bugün sıradan bir ameliyatın faturası bile 200 bin TL'den başlıyor. Sağlıklıyken bu rakamlar "astronomik" gelebilir, ama yolu bir kez özel hastaneye düşenler bu rakamların ne kadar gerçek (ve can yakıcı) olduğunu iyi bilir.
Arabaya Kasko, Cana "Kısmet" mi?
Toplum olarak ilginç bir huyumuz var; arabamızı kendimizden çok seviyoruz. Trafik sigortasını aksatmayız, kaskosunu en genişinden yaptırırız ama sıra kendi sağlığımıza gelince "Bir şey olmaz, bize bir şey olmaz" diyerek konuyu kapatırız. Arabanın kaportasını koruduğumuz kadar kendi canımızı korumuyoruz.
Unutmayın; önce can, sonra canan!
Muska Değil, Sigorta Kurtarır
Gerçekçi olalım; ne annemizin duaları ne de boynumuzdaki muskalar tıbbi bir operasyonun maliyetini karşılar. Sizi yaşamın kıyısından çekip alacak olan şey, zamanında atılmış bir imza ve doğru bir sağlık poliçesidir.
Özel sağlık sigortası yaptırmak sanıldığı kadar büyük paralar gerektirmiyor. Günde bir kenara koyacağınız cüzi miktarlar, yarın sizi milyonluk borçlardan ve en önemlisi zaman kaybından kurtarabilir. Tıpkı kaskoda olduğu gibi, bütçenize göre şartları belirleyebilir, ihtiyacınız olan paketi seçebilirsiniz.
Tavsiyemdir: Yarını beklemeyin. Hemen bir sigorta acentesine gidin, bilgi alın ve sağlığınızı güvence altına alın. İş işten geçtikten sonra "keşke" demenin kimseye faydası yok.
Sağlıkla kalın ama tedbiri de elden bırakmayın.