Serbest Piyasa mı, Zam Serbestisi mi?

Merkez Bankası politika faizini yüzde 37 seviyesinde tutuyor. Kâğıt üzerinde enflasyonla mücadele sürüyor. Ancak vatandaşın sokağa çıktığında, markete girdiğinde, kira ödediğinde ya da faturalarını yatırdığında hissettiği gerçek bambaşka: Zam barajı çoktan patladı ve önünü almakta zorlanıyoruz.

Bugün en büyük sorunlardan biri kira fiyatlarıdır. Ev kiraları birçok şehirde olduğu gibi Batman’da da dar gelirli vatandaşın belini büküyor. İnsanlar ay sonunda maaşlarının büyük bölümünü kiraya, aidata, elektrik, su ve doğalgaz faturalarına vermek zorunda kalıyor. Geriye kalanla yaşam mücadelesi vermeye çalışıyorlar.

Sorun sadece ev kiracılarıyla sınırlı değil. Esnafın durumu da farklı değil. Ticari iş yerlerine ödenen astronomik kiralar, artan enerji maliyetleri, personel giderleri ve vergiler derken birçok işletmenin elinde yatırım yapacak, işini büyütecek bir kaynak kalmıyor. Batman’ın bazı cadde ve semtlerinde kira rakamları adeta dudak uçurtuyor. Öyle ki, bu bölgelerde bir dükkânınız ya da daireniz varsa çalışmanıza bile gerek kalmıyor; kiracınız sizin yerinize çalışıyor.

Kiralar yükselince zincirleme bir etki başlıyor. İş yeri kirası artıyor, esnaf maliyeti ürüne yansıtıyor, yiyecek-içecek fiyatları yükseliyor, giyim pahalanıyor. Sonuçta vatandaş her alanda daha fazla ödeme yapmak zorunda kalıyor.

Bütün bunların gerekçesi olarak da sık sık “serbest piyasa” gösteriliyor. Oysa serbest piyasanın amacı rekabeti artırmak, kaliteyi yükseltmek ve fiyatları makul seviyede tutmaktır. Bizde ise çoğu zaman serbest piyasa, zam yapma özgürlüğü gibi algılanıyor. Rekabet ucuzluk getirmiyor; tam tersine her gün yeni bir fiyat etiketiyle karşılaşıyoruz.

Batman özelinde başka bir soru daha akla geliyor: Kira gelirleri gerçekten doğru beyan ediliyor mu? Kiracı da mülk sahibi de maliyeye tam ve doğru bilgi veriyor mu? Bunu kesin olarak bilemeyiz. Ancak şehirde dönen para miktarına bakınca insanın aklına ister istemez sorular geliyor. Batman küçük bir il olabilir ama burada ciddi bir nakit hareketliliği olduğu açık. Çok sayıda köklü banka ve yatırım kuruluşunun varlığı da bunu gösteriyor. Elbette bu paranın kaynağını araştırmak benim işim değil; o görev maliye ve ilgili kurumlarındır.

Fakat sokakta gezen vatandaşın dikkatini çeken bir gerçek var: Bazı insanların yaşam standardı ile görünen gelirleri arasında büyük farklar olduğu düşünülüyor. İnsan bazen “Bu kadar lüks yaşamın kaynağı nedir?” diye sormadan edemiyor.

Enflasyonla mücadele sadece rakam açıklamakla olmaz. Zam şampiyonlarıyla yarışarak enflasyon yenilemez. Bir yerde dur demek gerekir. Serbest piyasa, özellikle küçük şehirlerde sadece zam anlamına gelmeye devam ederse, korkarım ki dar gelirli vatandaş için daha zor günler kapıda olacaktır.

Belki de artık alkışlamamız gerekenler sürekli zam yapanlar değil, fiyatı düşürenlerdir. Bu ülkenin gerçekten ihtiyacı olan şey zam şampiyonları değil, indirim şampiyonlarıdır.

Hoşça kalın.