Bizim buralarda bir deyiş vardır, aşık sevgilisinin aşkından bezdiği zaman sitem ederek derki, canımın etini erittin kemiklerinden ne istersin, şimdi böyle bir durum Suriye de yaşanıyor.
Birinci dünya savaşından sonra Osmanlıdan ayrılıp, Fransa mandasına geçen ülke 1945 yılında Fransa çekildiği zaman, peşinde kalkınmış, tok ve güvenli bir ülke bıraktı.
1960 li yıllarda Bahsiler kabus gibi bu ülkeye çöktüler, 60 yılda ülkeyi Arap milliyetçiliği ile aç ve sefil haline getirdiler.
Karar verilmiş bu rejim devrilecekti, ÖSO, Muhalefet, direnişçi derken dünyanın dört bir yanında cihatçılar ülkeye doldu. İlk başta dünyanın sempatisini kazanan muhalefet bu cihatçı gurupların akıl almaz kıyımları, birden her kes Diktatör dedikleri bahisçileri arar hale geldiler, hatta Arap birliği muhalefete verdiği koltuğu tekrar Başar’a verdi, artık her herkes Başar’ın kalıcı olacağını hesaplarken, meğer ki başına on milyon dolar fidye konulan dünyanın bir numaralı terörist listesinin başında bulunan kişi, İdlıp şehrinde Suriye devleti için hazırlıyorlardı ve o gün geldi Kasım 2024 yılında başlayan savaş 8 Aralıkta bitti, Şam’ı kurşun atmadan aldılar.
Colanı adlı bu kişi artık kravatlı Ahmet Şara adında bir devlet adamı, dünya liderleri onu kabulü için bir bir sıraya girdiler.
Colani Şam da oturur oturmaz şaşırtmadı iki şey söyledi. Bir ; Suriye bir Arap Cumhuriyetidir yani Bahsilerin Milliyetçi çizgisine devam. İkincisi daha dikkat çekici İsrail dost, ortak düşman İran ve Filistinliler, Abraham antlaşmasına Suriye hazırdır dedi, ama nasıl.
Devlet yapısı bozulmuş, ordu denen şey İsrail’in saldırı sonucunda artık yok, cihatçı guruplara gün doğdu, başına buyruk halka yaptıkları zulmü tecavüzü kendileri çekip servis ediyorlar, onlar için bunda bir bahis yoktur, ilk hedef Alevilerdi çünkü İran buradan kovuldu şu an en savunmasız kesim onlar, yapılan tüm insanlık dışı eylemler, dünya tarafından görülmedi her kes gözünü kulağını kapattı.
Sosyal medyada dolaşan bir olay her şeyi açıklıyor ; Alevi bir eve baskın ederler evin 12 ve 22 yaşlarında iki oğlunu alıp götürürler, kısa bir zaman sonra küçük oğlan getirilir annesine nazik bir şekilde teslim edilir, alın çocuğunuzu başka isteğiniz var mı? anne yalvarır öbür oğlum genç yeni evlidir onu da getirin, temam derler, biraz sonra aileye telefon ederler, oğlun kalbi çıkarılıp sevdiği Başara gönderildi, cesedi falan yerde, aile gider çocuğunun kalbi çıkarılmış bir şekilde ölüsünü alırlar.
Sıra Dürzilere gelmişti, önce aşiretleri öne çıkarıp alttan cihatçılar çıkıp gereğini yapacaklar, slogan atarak sıra Kuzeyde Kürtlerdedir, öfkenin büyüğü orada olacaktır, burada İsrail’in bariyerine çarptılar. her iki taraftan binlerce ölü, insanlık dışı olaylar burada aynı.
İsrail’in şakası yoktur gördüler, İsrail’le görüşmeleri devam ediyor, daha doğrusu İsrail’e yalakalıkları devam ediyor.
Aslında iş çok kolay, bugün özellikle Avrupa da Federal olmayan bir ülke yok gibi, hepsi de güllük gülistanlık, BAE yedi emirlikten oluşuyor, burada her şey iyi. Suriyeye bu sistem çok uygundur, Sünni Arap çoğunluğun dışındaki Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar ve Kürtler bunlardan hiç biri bu Cihatçıları görmek istemez, bunların çoğu Özbek, Çeçen, Uygur ve dışardan gelmişler, ülkeleri de artık bunları geri almıyor, bunlarda kural yok, acıma yok, onları frenleyecek otoriter bir orduda yok.
Bu şartlarda federatif bir yapıdan daha uygunu yoktur, ama buda bazıların işine gelmiyor, halk ölmüş, perişan olmuş, ülke yıkılmış, kime ne.
Allah’ın doğru dürüst düşünenlerin yanında olma dileği ile.