Bazı şehirler vardır; gündemi sadece haberlerle değil, insanların tavırlarıyla da okursunuz. Batman da bu şehirlerden biri. Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var: Gündemi yakalamak değil, gündemde kalabilmek için sürekli yön değiştiren insanlar…
Adeta bir jimnastik gösterisi izliyoruz. Bir gün düz takla, ertesi gün ters takla, bir başka gün herkesin bildiği klasik dönüşler… Sormak gerekiyor: Jimnastikçi misiniz, yoksa fikir mi değiştiriyorsunuz?
Mevlana’nın o meşhur sözü geliyor akla: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Ama görünen o ki, bazıları için bu söz artık sadece duvarda asılı bir süs.
Bugün açık konuşmak gerekirse; herkesin “yol arkadaşım” dediği kalıcı bir çevre yok. Siyasette de, iş hayatında da, günlük yaşamda da ilişkiler çoğu zaman anlık menfaatlerin gölgesinde şekilleniyor. Saat bitince herkes kendi yoluna gidiyor.
Asıl sorun da burada başlıyor zaten. Dün övülen insanlar, bugün bir anda “gereksiz” ilan edilebiliyor. Neden? Çünkü artık aynı faydayı sağlamıyorlar. Ne emek hatırlanıyor, ne verilen değer, ne de geçmişteki katkılar…
Bir bakıyorsunuz, rüzgâr değişmiş; yelkenler çoktan yeni bir yöne çevrilmiş. Ne geride bırakılanlar düşünülüyor ne de verilen sözler. İstikamet, çoğu zaman sadece çıkarın gösterdiği yön oluyor.
“Ütü bitti, fişi çek gitsin” mantığıyla kurulan ilişkiler, aslında en çok toplumsal hafızayı zedeliyor.
Daha da ilginci şu: Bir zamanlar eleştirilen, hatta dışlanan insanların yeniden makam sahibi olmasıyla birlikte kapılarının tekrar aşındırılması… Sanki dün o sözleri söyleyen biz değilmişiz gibi.
İnsan insanla kavuşur denir ama bazı kavuşmaların hafızası oldukça kısa oluyor.
Takla burada bitmiyor. Asıl soru şu: Bu kadar dönüş, bu kadar yön değişikliğiyle nereye kadar gidilebilir? Ve en önemlisi, geride ne kalır?
Belki de en doğru cevap yine en başta saklı: Duruşu olmayanın yönü de olmaz.
Hoşçakalın.