Bu Kanun; toplumsal bütünleşmeyi güçlendiren, Türkiye’nin önünü açan ve yeni bir dönemin kapısını aralayan önemli bir adım olduğu ifade eden Nasıroğlu meclis konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Gazi Meclisin çatısı altında milletimizin kaderini ilgilendiren tarihi bir düzenlemeyi görüşmek üzere söz almış bulunuyorum.
Bugün Türkiye'nin yarım asırlık bir meselesini yeni bir iradeyle, yeni bir hukuk anlayışıyla ve yeni bir gelecek tasavvuruyla ele alıyoruz. Bugün burada çocuklarımızın geleceğine, ülkemizin enerjisine ve milletimizin ortak kaderine dair tarihi bir karar veriyoruz. Şehitler verdik.
Annelerimizin gözyaşına, evlatlarını bekleyen babaların sessizliğine şahit olduk. Şehirlerimizin, köylerimizin ve ilçelerimizin yıllarca güvenlik sorunlarının gölgesinde yaşadığı dönemleri geçtik.
Esnafımız kepen kapattı. Çiftçiğimiz toprağına huzur içinde ulaşmakta zorlandı.
Kalkınma projelerimiz yavaşladı.
Bu uzun mücadelenin ülkemize ekonomik maliyeti yaklaşık 2.3 trilyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam yalnızca ekonomik bir büyüklük olarak görmeyelim.
Bu rakamın içinde yapılacak okullar vardı. Hastaneler vardı, yollar vardı, fabrikalar vardı, üniversiteler vardı.
Gençlerimizin istihdamı, çiftçimizin alın teri, esnafımızın bereketi, ailelerimizin refahı vardı. Şimdi önümüzde tarihi bir imkan bulunuyor.
Geçmişin ağır maliyetlerini Türkiye'nin büyük geleceğine dönüştürmek. İşte bugün attığımız adımın en güçlü anlamlarından biri budur.
Değerli milletvekilleri, AK Parti iktidarı Türkiye'nin bu meselesine hiçbir zaman tek bir pencereden bakmadı.
Bir yandan ülkemizin güvenliğini güçlendirirken diğer yandan demokrasimizi geliştiren, vatandaşımızın devletle arasındaki mesafesini azaltan ve insanımızın kendisini daha güçlü ifade edebildiği bir Türkiye inşa ettik.
Kürt vatandaşlarımızın kültürel ve demokratik taleplerinin önündeki birçok engeli kaldırdık. Ana dil konusunda önemli adımlar attık. TRT Kürdi yayın hayatına başladı.
Üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri açıldı. Kürtçe üzerinde birçok yasak ve sınırlama kaldırıldı.
2002 yılında iktidara geldikten kısa bir süre sonra OHAL uygulanmasını kaldırdık. Bu son derece önemliydi. Köy isimlerinden kültürel haklara, demokratikleşmeden ekonomik kalkınmaya kadar Türkiye'nin ufkunu genişlettik. Çünkü biz şuna inanıyoruz. Devlet güçlendikçe vatandaşın devlete güveni artar.
Vatandaşın vatandaşın devlete güveni arttıkça kardeşlik güçlenir.
Kardeşlik güçlendikçe Türkiye büyür. Bugün geldiğimiz aşamada Türkiye daha güçlü bir devlet aklıyla yeni bir sayfa açmaktadır ve bu sayfanın adı terörsüz Türkiye'dir.
Fakat bu hedefi yalnızca bir güvenlik başlığı olarak okumak büyük resmi eksik bırakır. Bu aynı zamanda bir Türkiye modelidir. güvenlik ile özgürlüğü, hukuk ile toplumsal bütünleşmeyi, kardeşlik ile kalkınmayı aynı hedefte buluşturan bir Türkiye modeli.
Türkiye'nin kendi tarihinden, kendi tecrübesinden ve kendi toplumsal dokusundan doğan bir model. Bu modelde silahların yerini hukuk, korkunun yerini umut, ayrışmanın yerini kardeşlik, göçün yerini dönüş ve kaynak israfının yerini kalkınma alacaktır.
Değerli milletvekilleri, bu tarihi dönüşümün arkasında güçlü bir siyasi irade bulunmaktadır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan yıllardır Türkiye'nin kronik meselelerinin üzerine cesaretle yürüyen bir liderlik ortaya koymuştur.
Zor zamanlarda geri çekilmemiş.
Siyasi maliyet hesabıyla milletin geleceğini birbirinden ayırmış ve Türkiye'nin önüne daima büyük hedefler koymuştur.
Bugün de aynı dirayetli duruşu görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde meclisimizin ortak aklı ve milletimizin iradesiyle yönü yeni bir dönemin kapısını aralıyoruz. Biz şehitlerimizin hatırasını ve gazilerimizin fedakarlığını geleceğe taşıyarak güçlü bir Türkiye kuracağız.
Değerli milletvekilleri bu dönüşümün ekonomik anlamı da son derece büyüktür. Güven ortamı güçlendikçe yatırım artacak. Üretim genişleyecek gençlerimiz kendi şehirlerinde gelecek kuracaklardır. Bu yalnızca bir bölgenin kazanımı olmayacaktır.
Bu Türkiye'nin kazanımı olacaktır.
Çünkü Türkiye'nin huzuru bölgemizin huzurudur. Türkiye'nin istikrarı bölgemizin istikrarıdır.
Türkiye'nin güçlenmesi Ortadoğu'dan Kafkasya'ya uzanan geniş coğrafyada barış ve kalkınma için yeni imkanlar oluşturacaktır. 28. yasama döneminin bir üyesi olarak bu sürecin bir parçası olmaktan büyük onur duyuyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Cumhur İttifakı'nın kararlı iradesiyle, Gazi
Meclisimizin ortak aklıyla ve 86 milyon vatandaşımızın duasıyla Türkiye modelini geleceğe taşıyoruz. Bu yürüyüşün sonunda kazanan bir parti olmayacak, kazanan bir bölge olmayacak, kazanan bir kesim olmayacak. Kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon insanımız olacak.”