Yıllardır farklı şehirler gördüm, farklı hayatlara tanıklık ettim. Ancak itiraf etmeliyim ki hiçbir yerde, Batman’daki kadar yardım bekleyen insan manzarasıyla karşılaşmadım. Bu cümleyi kurarken abarttığımı düşünenler olabilir; fakat sokakta yürüyen herkesin gözleri gerçeği inkâr edemez.
Özellikle Diyarbakır Caddesi boyunca atılan her adım, insanın içini burkan karelerle dolu. Üç çocuğunu bir bebek arabasına koyup dilenen anneler… Çocuklarıyla birlikte bir çöp konteynerinin yanında bekleyen aileler… Elimize mendil uzatıp satın almamızı bekleyen küçük parmaklar…
Bu tablo karşısında insan, vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışıp kalıyor. “Allah versin” deyip geçmek kolay değil; çünkü gördüklerimiz duyarsız kalınacak gibi değil. Ama şu soruyu da sormadan edemiyoruz: Batman’da gerçekten bu kadar çok yoksul insan varsa, bunun arkasında başka bir gerçeklik olabilir mi?
Batman’da hayırseverlik kültürü güçlü. Şehir içinden ya da şehir dışından birçok kişi ciddi miktarlarda yardım yapıyor. 200 lira, 300 lira, 500 lira, hatta 1000 lirayı çıkarıp uzatan insanlar var. Bu duyarlılık kıymetlidir. Fakat yardımın yönü ve yöntemi doğru olmazsa, iyi niyet bazen başka sonuçlar doğurabilir.
Zamanla şu düşünce yayılıyor: “Nasıl olsa biri bakar. Aç kalmam. Ev verilir, aş verilir.” İşte tam da bu zihniyet, bir şehrin sosyal dengesini değiştirebilir. Yardım, ihtiyaç sahibini ayağa kaldırmak için yapılır; bağımlı kılmak için değil.
Elbette dünyanın her yerinde yoksulluk var. Amerika’da da var, Avrupa’da da… Ama mesele sadece varlığı değil, yoğunluğu ve görünürlüğü. Batman’da bu durum artık dikkat çekici bir boyuta ulaşmış durumda.
Bir söz vardır: “İnsana sürekli balık verirsen, balık tutmayı unutabilir.” Sosyal yardımların amacı, insanları üretken kılmak, meslek kazandırmak, ayakları üzerinde durmalarını sağlamaktır. Aksi halde yardım kesildiği gün, ortaya daha büyük sosyal sorunlar çıkabilir.
Sadaka verelim, zekât verelim; elbette verelim. Ama doğru kişiye, doğru yöntemle. Gerçek ihtiyaç sahiplerini bulacak sistemleri güçlendirelim. Sokakta görünür olanla, gerçekten muhtaç olan her zaman aynı kişi olmayabilir.
Dünyanın başka coğrafyalarında da insanlık dramı yaşanıyor. Gazze’de, Afrika’nın birçok ülkesinde insanlar açlıkla mücadele ediyor. Küresel vicdanı da unutmadan, yerelde ise sağlıklı bir sosyal politika inşa etmek zorundayız.
Batman’da gerçekten yardıma muhtaç insanlar var. Fakat kalabalık içinde onların sesi kayboluyor. Belki de artık duygularımızla değil, aklımızla hareket etme zamanı gelmiştir.
Doğru işi yapalım.
Doğru kişiyi bulalım.
Yardımı merhametle ama bilinçle verelim.
Hoşça kalın.