Son günlerde sosyal medyada karşıma çıkan bir görüntü, ilk bakışta çoğu kişi gibi bana da “ne kadar güzel bir davranış” dedirtti. Trafik polisi, yolun karşısına geçmeye çalışan bir kaplumbağa için trafiği durduruyor ve hayvanın güvenli şekilde karşıya geçmesini sağlıyordu. İlk anda insani bir refleksle “helal olsun” dememek elde değil.
Ancak biraz dikkatle bakınca, olayın içindeki detay insanın zihninde başka sorular da uyandırıyor. Çünkü söz konusu kaplumbağa, sanıldığı kadar “kritik bir kurtarılma operasyonu” gerektirecek büyüklükte ya da riskte bir canlı değil. Hatta avuç içine sığabilecek bir boyuttan söz ediyoruz.
Tam da burada şu soru akla geliyor: Acaba doğru olan, akan trafiği dakikalarca durdurmak yerine, kaplumbağayı alıp güvenli şekilde karşıya geçirmek olamaz mıydı?
İşte mesele tam olarak burada başlıyor. Zekâ ile akıl arasındaki fark da bu tür küçük ama öğretici anlarda ortaya çıkıyor. Zekâ, doğru refleksi vermek olabilir; ama akıl, o refleksi en doğru, en pratik ve en dengeli şekilde uygulayabilmektir.
Dünya genelinde benzer görüntüler sık sık karşımıza çıkar. Örneğin bazı ülkelerde ördek ailesi ya da küçük hayvanlar için trafik kısa süreliğine durdurulur ve bu çoğu zaman organize, planlı ve hızlı bir şekilde yapılır. Ancak burada durum biraz farklı: Çok daha basit bir müdahale ile çözülebilecek bir olay, daha uzun ve zahmetli bir yönteme dönüşebiliyor.
Elbette kimse o anki koşulları, ortamın yoğunluğunu ya da polis memurunun anlık değerlendirmesini tam olarak bilemez. O yüzden burada bir suçlama ya da kesin bir yargı yok. Aksine, iyi niyetli bir davranışın altını çizmek gerekir.
Yine de bu tür görüntüler bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Her doğru niyet, her zaman en doğru yöntemle birleşmeyebilir. İyi niyet tek başına yeterli değildir; önemli olan o iyi niyeti en akılcı yöntemle hayata geçirebilmektir.
Sonuç olarak, ortada kırılacak ya da küçümsenecek bir durumdan ziyade, üzerinde düşünülmesi gereken küçük bir örnek var. Belki de bu görüntü, sadece bir kaplumbağa hikâyesi değil; aynı zamanda “doğru işi, doğru şekilde yapma” üzerine hepimize sessiz bir hatırlatmadır.
Hoşça kalın.