Türk sinemasının en dokunaklı romantik dramları arasında kabul edilen ve vizyona girdiği dönemden bu yana kült bir statü kazanan Aşk Tesadüfleri Sever filmi, tesadüflerin insan hayatını nasıl şekillendirdiğini ve aşkın imkansızlıklar karşısındaki direncini beyaz perdeye taşıyor. Başrollerini Mehmet Günsür ve Belçim Bilgin'in paylaştığı bu etkileyici yapım, izleyiciyi 1970'li yılların naif Ankara'sından 2010'lu yılların kaotik ama büyüleyici İstanbul'una uzanan, zaman tüneli niteliğinde bir yolculuğa çıkarırken; çocuklukları boyunca yolları defalarca kesişen ancak birbirlerinden habersiz büyüyen iki ruhun, yıllar sonra kaderin bir cilvesiyle yeniden bir araya gelme hikayesini anlatıyor. Ömer Faruk Sorak'ın yönetmen koltuğunda oturduğu ve Nuran Evren Şit'in kaleminden çıkan senaryosuyla dikkat çeken film, sadece bir aşk hikayesi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye'nin son kırk yılındaki yaşam biçimlerini, unutulmaya yüz tutmuş alışkanlıkları ve kuşaklar arası duygusal bağları da derinlemesine bir retrospektif ile izleyicinin beğenisine sunuyor.
AŞK TESADÜFLERİ SEVER KONUSU
Filmin kalbinde, doğum anlarından itibaren hayatları görünmez iplerle birbirine bağlanmış olan Özgür ve Deniz'in sıra dışı ve engellerle dolu serüveni yer alıyor; 1977 yılında Ankara'da aynı hastanede dünyaya gelen ve çocuklukları ile ilk gençlik yılları boyunca aynı mahallelerde, aynı sokaklarda birbirlerini tanımadan yolları sürekli kesişen bu iki genç, kaderin onları ayırmasıyla farklı hayatlara savruluyorlar. Yıllar sonra, 2010 yılında İstanbul'da karşılaştıklarında ise bu tesadüfi buluşma, her ikisinin de geçmişteki travmalarını, aile sırlarını ve hayallerini tetikleyen büyük bir aşkın fitilini ateşliyor. Özgür başarılı bir fotoğrafçı, Deniz ise hayalleri peşinde koşan bir oyuncu adayı olarak hayatlarını sürdürürken, film geçmişe dönüşlerle (flashback) onların bugünlerini yaratan o kritik anlara, 70’li, 80’li ve 90’lı yılların dokusuna uzanarak, tesadüflerin birer mucize mi yoksa kaçınılmaz birer yazgı mı olduğu sorusunu izleyicinin zihninde canlı tutuyor.
AŞK TESADÜFLERİ SEVER OYUNCULARI VE KADROSU
Zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çeken yapımda Mehmet Günsür, çocukluğundan beri kalp rahatsızlığıyla yaşayan hassas ve yetenekli fotoğrafçı Özgür karakterine hayat verirken; Belçim Bilgin ise hayata karşı tutkulu ve başarılı bir oyuncu olma yolunda ilerleyen Deniz karakterini canlandırıyor. Yardımcı oyuncu kadrosunda Türk sinemasının usta isimlerinden Altan Erkekli, Ayda Aksel, Hüseyin Avni Danyal ve Şebnem Sönmez gibi isimler yer alarak hikayenin duygusal derinliğini pekiştirirken; Yiğit Özşener ise Deniz'in hayatındaki diğer önemli figür olan Burak karakteriyle olay örgüsüne dahil oluyor. Ayrıca karakterlerin çocukluk hallerini canlandıran Batuhan Karacakaya ve Pınar Çağlayan gibi isimlerin gösterdiği performanslar, filmin geçmiş sahnelerindeki nostaljik inandırıcılığı artırarak, izleyicinin karakterlerle kurduğu bağı daha doğum anından itibaren sağlamlaştıran bir atmosfer yaratıyor.
AŞK TESADÜFLERİ SEVER NEREDE ÇEKİLDİ? İŞTE O İKONİK MEKANLAR
Filmin mekan seçimi, hikayenin duygusal katmanlarını yansıtmada kilit bir rol oynuyor ve çekimler Ankara ile İstanbul’un en karakteristik noktalarında büyük bir titizlikle gerçekleştiriliyor; hikayenin başlangıç noktası olan Ankara sahneleri için Kuğulu Park, Cinnah Caddesi, Gazi Mahallesi ve tarihi Ankara Garı gibi başkentin kimliğini oluşturan ikonik yerler tercih edilerek o yılların huzurlu dokusu ekrana yansıtılıyor. Hikaye İstanbul’a taşındığında ise Galata, Karaköy ve özellikle sahil şeridindeki romantik mekanlar kullanılarak modern zamanların melankolisi ve şehrin büyüleyiciliği ön plana çıkarılırken; dönem sahneleri için kurulan özel platolar ve titizlikle hazırlanan kostümler, izleyiciyi 1970'lerin sonundan günümüze kadar uzanan otantik bir zaman yolculuğuna davet ediyor.
AŞK TESADÜFLERİ SEVER SONU NASIL BİTİYOR?
Aşk Tesadüfleri Sever'in finali, sinema tarihimizin en dramatik ve hüzünlü sonlarından biri olarak kabul ediliyor; uzun yıllar sonra birbirlerini bulan ve tüm engellere rağmen aşklarını yaşamaya karar veren Özgür ve Deniz’in hikayesi, beklenen bir mutlu sondan ziyade fedakarlık ve kaderin trajik bir cilvesiyle noktalanıyor. Kalp rahatsızlığı ilerleyen ve ameliyat olması gereken Özgür, hayata tutunma mücadelesi verirken, aynı zamanda Deniz’in de hayatını kurtaracak olan o nihai fedakarlık zinciri devreye giriyor. Filmin sonunda, Özgür hayatını kaybederken kalbi, geçirdiği kaza sonrası organ nakline ihtiyaç duyan çocukluk aşkı Deniz’e naklediliyor; bu sayede aslında en başından beri birbirleri için çarpan o iki kalp, fiziki olarak tek bir bedende birleşerek tesadüflerin başlattığı bu hikayeyi sonsuz bir bağa dönüştürüyor ve izleyiciyi "Aşk, sevdiğin için kendinden vazgeçmektir" mesajıyla baş başa bırakıyor.





