Hükümetin okul kıyafet yönetmeliğinde yaptığı son köklü değişiklikler, ülkede fiili bir başörtüsü kısıtlamasını beraberinde getirdi. Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan yeni kuralların temel dayanağını, genel eğitim sisteminin "laiklik (dünyəvilik) ilkesine" ve okul üniformalarının tekdüzeliğine yapılan güçlü vurgu oluşturuyor. Alınan kararnamede doğrudan "başörtüsü" veya "hicab" kelimesi açıkça telaffuz edilmese de, okul üniformasının bütünlüğünü bozan ve laik eğitim modeliyle bağdaşmayan ek giyim unsurlarının kullanılması tamamen yasaklandı. Yetkililer, bu kısıtlamayı devlet okullarının dini açıdan tarafsız kalması, öğrencilerin sosyal ve ekonomik durumlarından bağımsız olarak eşit şartlarda eğitim alması gerekliliğiyle savunuyor. Ancak metinde kurallara uymayanlara yönelik net bir disiplin yaptırımı belirtilmemesi, okullardaki uygulamaların inisiyatife kalmasına yol açtı.

Başörtülü Öğrenci ve Öğretmenlerin Okula Alınmaması Sosyal Medyada Nasıl Bir İnfiaya Yol Açtı?

Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte Bakü, Sumgayıt, Celilabad ve Masallı gibi farklı bölgelerdeki bazı devlet okullarında başörtülü kız öğrencilerin ve kadın öğretmenlerin kapılardan geri çevrilmesi dijital dünyayı adeta ayağa kaldırdı. Sosyal medya platformlarında hızla yayılan videolarda, başörtülerini çıkarmayı reddettikleri için dersliklere alınmayan kız çocuklarının gözyaşları içinde arkadaşlarına sarıldığı dramatik anlar büyük tepki topladı. Bu sert idari uygulamalara tepki gösteren bazı okullarda öğrenciler dersleri boykot ederken, veliler de okul önlerinde toplanarak kararı protesto etti. Karara karşı çıkan kesimler, bu durumu anayasal bir hak olan eğitim hakkının ve din özgürlüğünün açık bir ihlali olarak nitelendirirken, uygulamayı Türkiye'nin geçmişte yaşadığı 28 Şubat sürecine benzeten binlerce kullanıcı dijital mecralarda yoğun bir eleştiri kampanyası başlattı. Süreç içerisinde uygulamaya yönelik eleştirilerde bulunan bazı din adamlarının kamu düzenini bozma gerekçesiyle gözaltına alınması ve idari hapis cezalarına çarptırılması da tartışmaların alevini daha da artırdı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Dış Dünyaya Mesajı Ne Oldu ve İki Ülke İlişkileri Nasıl Etkilenecek?

Okullardaki başörtüsü krizinin ardından yükselen protesto sesleri sadece Azerbaycan içiyle sınırlı kalmayıp komşu ülkelerde, özellikle de en yakın müttefiki olan Türkiye'de geniş bir yankı buldu. Türkiye'deki bazı sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi figürlerin Azerbaycan konsoloslukları önünde eylemler yaparak Bakü yönetimini kararı gözden geçirmeye çağırması, diplomatik sahada dikkat çeken bir gerilime yol açtı. Yaşanan bu dış tepkilerin üzerine Yeni Azerbaycan Partisi kurultayında kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, isim vermeden dış güçlere ve eleştiride bulunan aktörlere yönelik son derece sert ve üstü kapalı bir mesaj gönderdi. Azerbaycan'ın tamamen bağımsız bir iç ve dış politika izlediğini vurgulayan Aliyev, hiç kimsenin kendi ülkelerinin yaşam tarzına burnunu sokmaması, işlerine karışmaması ve herkesin yerini bilmesi gerektiğini ifade etti. Bu hamle, iktidar partisinin resmi sözcüleri tarafından da desteklenerek devletin laik yapısını koruma kararlılığı olarak lanse edilirken, uluslararası arenada dini özgürlükler ile devletin laik karakteri arasındaki hassas dengenin nasıl şekilleneceği sorusunu uzun süre tartışılacak bir konu olarak ortada bıraktı.

Muhabir: YUSUF UYANIK