Yemen'in büyük bölümünü kontrol altında tutan ve kendilerini Ensarullah Hareketi olarak adlandıran Husilerin askeri eylemleri, küresel ticaret yollarını ve Orta Doğu dengelerini sarsarak arama motorlarında en çok sorgulanan uluslararası gündem maddesi haline geldi. Google ve sosyal medya platformlarında vatandaşların en çok yanıt aradığı can alıcı soru, bu yapının sivil ve askeri gemileri neden hedef aldığı oldu. Husiler, gerçekleştirdikleri füze ve insansız hava aracı saldırılarının temel gerekçesi olarak Gazze'deki Filistin halkına destek vermeyi ve İsrail'in askeri operasyonlarına karşı durmayı öne sürüyor. İsrail limanlarına giden veya İsrail bağlantılı olan tüm ticari gemileri meşru hedef ilan eden hareket, bu hamleleriyle küresel ekonominin can damarı olan Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki deniz trafiğini felç etmeyi amaçlıyor. Sosyal medyadaki jeopolitik analizlerde ise Husilerin bu eylemlerinin sadece bölgesel bir dayanışma olmadığı, aynı zamanda kendi meşruiyetlerini uluslararası kamuoyuna kanıtlamak ve küresel güçlere karşı bir koz olarak kullanmak istedikleri sıklıkla vurgulanıyor.

Kızıldeniz ve Riyad Saldırılarının Perde Arkasında Hangi Güç Odakları Var ve İran’ın Bu Süreçteki Rolü Nedir?

Sosyal mecra platformlarında ve uluslararası ilişkiler forumlarında kullanıcıların yoğun şekilde tartıştığı ve komplo teorilerine zemin hazırlayan bir diğer can alıcı soru, Husilerin bu devasa askeri lojistiği ve istihbaratı nasıl sağladığıdır. Bölgesel bir milis gücünden sofistike balistik füzelere ve kamikaze ihalara sahip askeri bir yapıya dönüşen Husilerin arkasında, İran'ın "Direniş Ekseni" stratejisinin yattığı bilimsel ve askeri çevrelerce kabul ediliyor. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad başta olmak üzere bölgedeki kritik altyapı tesislerine ve havaalanlarına düzenlenen saldırıların, İran’dan alınan teknolojik ve lojistik destek sayesinde gerçekleştirildiği ileri sürülüyor. Sosyal medyadaki hararetli tartışmalarda, Husilerin Orta Doğu'daki vekil savaşlarının en agresif aktörlerinden biri haline geldiği ve doğrudan Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerini yıpratarak bölgede Şii ekseninin nüfuzunu artırmaya çalıştıkları ifade ediliyor.

Küresel Deniz Ticaretini Tehdit Eden Bu Saldırılara Karşı ABD Öncülüğündeki Koalisyon Nasıl Bir Yol Haritası İzliyor?

İnternet dünyasında ve haber sitelerinde strateji meraklılarının en çok tıkladığı ve küresel bir savaş riskini sorguladığı başlık ise Batılı güçlerin bu saldırılara karşı verdiği askeri refleksler oldu. Husilerin Süveyş Kanalı'na giden ticaret yolunu kapatması üzerine dünya devi lojistik şirketlerinin rotalarını Ümit Burnu'na çevirmesi, milyarlarca dolarlık ek maliyetlere ve tedarik zinciri krizlerine yol açtı. Bu durum karşısında Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin "Refah Muhafızı Operasyonu" adıyla uluslararası bir deniz koalisyonu kurması, akıllara "Bölgede topyekün bir savaş kapıda mı?" sorusunu getirdi. Yemen'deki Husi mevzilerine, radar üslerine ve füze rampalarına düzenlenen hava harekatlarının örgütü durdurmaya yetmediğini belirten sosyal medya kullanıcıları, askeri yöntemlerin ötesinde bölgede kalıcı bir diplomatik çözümün ve Gazze'deki ateşkesin sağlanamaması durumunda bu küresel güvenlik krizinin katlanarak büyüyeceğini öngörüyor.

Muhabir: YUSUF UYANIK