Bu özelliklerinden dolayı “çok kültürlülük” veya “farklı kültürlerin bir arada yaşaması” aşureye benzetilir:
Neden aşureye benzetilir?
- Farklı unsurların bir arada olması
Aşurede her malzeme kendi tadını, dokusunu ve rengini korur. Hiçbiri diğerini yok etmez, ama hepsi aynı tatlının parçası olur.
Aynı şekilde farklı kültürler de dil, inanç, gelenek ve yaşam tarzlarını koruyarak bir arada yaşayabilir. - Birlikte daha zengin bir sonuç
Tek başına buğday veya tek başına nohut pek lezzetli değildir. Ama hepsi bir araya gelince ortaya çok daha zengin, derin ve özel bir tat çıkar.
Çok kültürlü toplumlarda da farklı bakış açıları, yemekler, müzikler, sanatlar ve fikirler bir araya gelince toplum daha zengin ve canlı hale gelir. - Paylaşma ve eşitlik sembolü
Aşure geleneğinde tencere komşulara, akrabalara, hatta hiç tanımadığın insanlara dağıtılır. Kimse “bu benim aşurem” demez, herkes pay alır.
Bu da farklı kültürlerin bir arada barış içinde yaşamasının ve paylaşmanın önemini vurgular. - Tarihsel ve kültürel arka plan
Aşure, Nuh’un gemisinden karaya çıkışın ve hayatta kalanların “elde ne varsa bir araya getirip” yaptığı ilk yemek efsanesiyle de bağdaştırılır.
Yani “farklılıkların bir araya gelerek hayatta kalması ve yeniden doğması” fikrini de taşır.
Kısaca
Aşure, farklılıkların yok edilmeden, kendi özelliklerini koruyarak bir araya gelip daha güzel bir bütün oluşturması fikrini en net gösteren mutfak metaforudur. Bu yüzden çok kültürlü toplumlar sık sık “aşure gibi” diye tarif edilir.
Muhabir: YUSUF UYANIK





