Türkiye'de basın özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetleri çerçevesinde sosyal medyada ve kamuoyunda büyük bir yankı uyandıran sıcak bir gelişme yaşandı. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Basın, Yayın, Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş) tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, aynı zamanda sendikanın Disiplin Kurulu Üyesi olan tanınmış gazeteci Derya Okatan, kolluk kuvvetleri tarafından Ankara'daki evinden gözaltına alındı. Ankara'da gerçekleştirilen bu gözaltı işleminin ardından Okatan, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında hızlı bir şekilde İstanbul'a nakledildi. Soruşturmanın merkezi olan İstanbul'da, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen gazetecinin adli süreci adliye koridorlarında ve basın örgütleri arasında çok yakından takip edildi.

Gazeteci Derya Okatan'ın evine yapılan baskın ve sonrasındaki gözaltı kararı, hem meslektaşları hem de sivil toplum kuruluşları tarafından sosyal medyada en çok konuşulan ve tepki gösterilen can alıcı gündem maddelerinden biri haline geldi. Okatan'ın mesleki faaliyetleri, imza attığı haberler ve sendikal kimliği nedeniyle bu tarz bir muameleye maruz kaldığını belirten pek çok gazeteci cemiyeti, gözaltı kararının hukuki zeminini sorgulayan paylaşımlarda bulundu. Ankara'dan İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne uzanan bu acil nakil ve gözaltı süreci, Türkiye'deki medya çalışanlarının karşı karşıya kaldığı hukuki baskıların ve soruşturma süreçlerinin yeni bir örneği olarak kayıtlara geçti.

Çağlayan Adliyesi'nde Neler Yaşandı ve Savcının İfade Almadan Tutuklama Talebi Neden Büyük Tepki Çekti?

İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne getirilen Derya Okatan'ın adli işlemleri sırasında hukuk dünyasında ve basın camiasında infial yaratan çok kritik bir detay ortaya çıktı. DİSK Basın-İş Sendikası'nın adliye önünden ve resmi kanallarından aktardığı bilgilere göre, soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı, gazeteci Derya Okatan'ın ifadesini dahi almadan doğrudan tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk etti. Bir şüphelinin yasal olarak savunma hakkının en temel unsurlarından biri olan savcılık ifadesinin alınmaması usulü, adliye koridorlarında tansiyonun yükselmesine ve hukukçuların sert tepki göstermesine neden oldu. Savcılığın bu ani ve peşin hükümlü yaklaşımı, davanın hukuki niteliğinden ziyade siyasi ve baskıcı bir atmosferde ilerlediği yönündeki eleştirileri tırmandırdı.

Savcının ifade almaksızın doğrudan tutuklama istemesi, adil yargılanma hakkının ve ceza muhakemesi kanununun temel ilkelerinin ihlal edildiği gerekçesiyle meslek örgütleri tarafından sert bir dille kınandı. Savcılığın bu sevk yazısının ardından çıkarıldığı mahkemece Derya Okatan'ın tutuklanmasına karar verildi. Bu karar, basın dünyasında bir gazetecinin daha haberleri ve fikirleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılması olarak yorumlandı. İfade özgürlüğü savunucuları, savunma hakkı tanınmadan hayata geçirilen bu tarz tutuklama kararlarının, yargının gazeteciler üzerinde bir cezalandırma ve susturma aracı olarak kullanıldığının en net göstergesi olduğunu savundu.

DİSK Basın-İş’in Tutuklama Kararına Karşı Gösterdiği Tepki Nedir ve Basın Dünyası Nasıl Bir Dayanışma Çağrısı Yaptı?

Derya Okatan'ın tutuklanma haberinin kesinleşmesinin hemen ardından üyesi ve yöneticisi olduğu DİSK Basın-İş Sendikası, kamuoyuna yönelik çok sert ve kararlı bir bildiri yayınladı. Sendika, açıklamasında gazetecilerin sadece mesleklerini icra ettikleri, toplumu bilgilendirdikleri ve haber yaptıkları için sistematik olarak gözaltına alınmasını ve tutuklanmasını asla kabul etmeyeceklerini vurguladı. "Gazetecilik suç değildir" haykırışını yineleyen sendika yönetimi, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıların her geçen gün daha da ağırlaşmasına alışmayacaklarını, bu hukuksuz süreci asla kanıksamayacaklarını ilan etti.

Yayınlanan bildiride, Derya Okatan'ın yalnız olmadığı belirtilerek, siyasi iktidarın ve yargının baskılarına karşı geri adım atmayan tüm medya çalışanlarıyla dayanışmanın büyütülerek sürdürüleceği ifade edildi. Sendika; hukuksuz gözaltılara, jet hızıyla verilen tutuklama kararlarına ve haberlere getirilen erişim engellerine rağmen halkın haber alma hakkını savunmaya ve gazetecilik mesleğini her ne pahasına olursa olsun gururla icra etmeye devam edeceklerini net bir dille dünyaya duyurdu. Okatan'ın derhal serbest bırakılması çağrısı yapan bu metin, kısa sürede ulusal ve uluslararası pek çok basın örgütü ile hak savunucusu tarafından paylaşılarak büyük bir dijital dayanışma kampanyasına dönüştü.

Muhabir: YUSUF UYANIK