Kadınların insanca çalışma şartları ve eşit haklar talebiyle başlayan mücadelenin zamanla kadının onurunun, emeğinin ve insanlık değerinin savunulduğu evrensel bir hak arayışına dönüştüğünü belirten Önlü, günümüzde kadın hakları söyleminin çoğu zaman gerçek anlamından uzaklaştırıldığını ifade etti. Modern dünyanın materyalist anlayışının kadını değerleriyle birlikte yüceltmek yerine çoğu zaman tüketim kültürünün bir parçası hâline getirdiğini dile getiren Önlü, kadının emeği, kimliği ve bedeninin reklam ve pazarlama araçlarına dönüştürüldüğünü söyledi.

Kadının gerçek değerinin ailesine, toplumuna ve insanlığa kattığı anlamda saklı olduğunu vurgulayan Önlü, “Kadın yalnızca bireysel bir kimlik değil, aynı zamanda bir ailenin direği ve toplumun temel taşıdır.” dedi.
Dünyanın birçok yerinde kadınların ağır zulümlere maruz kaldığını ifade eden Önlü, savaşların ve krizlerin en büyük bedelini kadınlar ile çocukların ödediğini belirtti. Özellikle Filistin’de kadın ve çocukların bombalar altında hayatını kaybettiğine dikkat çeken Önlü, savaş bölgelerinde kadınların açlık, sürgün ve yoksullukla mücadele ettiğini söyledi.
Önlü ayrıca İran’da yaşanan saldırılara da değinerek, ABD ve İsrail’in saldırılarında 168 kız çocuğunun hayatını kaybetmesinin insanlık vicdanında derin yaralar açtığını belirtti. Henüz hayatlarının başında olan kız çocuklarının hayallerinin yok edilmesinin büyük bir trajedi olduğunu ifade etti.

Kadınların ve çocukların hayatlarının değersiz görüldüğü bir dünyada adalet ve insan haklarından söz edilemeyeceğini vurgulayan Önlü, İslam medeniyetinde kadının anne, eş ve kardeş olarak toplumun en kıymetli varlıklarından biri kabul edildiğini söyledi.

Tarih boyunca kadınların toplumun her alanında önemli roller üstlendiğini belirten Önlü, Nene Hatun, Kurtubalı Lübna ve Mihrî Hatun gibi isimlerin bunun en önemli örnekleri olduğunu ifade etti.
Önlü açıklamasında, güçlü toplumların temelinin güçlü aileler olduğunu, güçlü ailelerin ise değer verilen kadınlarla mümkün olabileceğini belirterek kadınların çalışma hayatındaki sorunlarının çözülmesi, emeklerinin karşılığını alması ve anneliğin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını dile getiren Önlü, kadınların emeğinin, onurunun ve haklarının hatırlandığı bir sorumluluk günü olduğunu ifade etti.
Önlü, başta Filistin olmak üzere savaş ve zulüm altındaki coğrafyalarda yaşam mücadelesi veren kadınları selamladıklarını, İran’da hayatını kaybeden 168 kız çocuğunu rahmetle andıklarını belirterek insanlığı bu acılar karşısında daha duyarlı olmaya davet etti.

Kaynak: Bülten