Bizlerin düz duvara tırmanması dahi imkansızken, bu küçücük canlıların yerçekimi kanunlarına tamamen meydan okuyarak baş aşağı bir şekilde, hiçbir sarsıntı yaşamadan saatlerce asılı kalabilmesi ya da hızla koşabilmesi biyolojinin en büyüleyici mühendislik harikalarından birini barındırır. Bilim insanlarının mikroskoplar altında yıllarca yürüttüğü detaylı araştırmalar, bu inanılmaz yeteneğin arkasında sadece tek bir mekanizmanın değil, evrimin mükemmelleştirdiği iki farklı fiziksel ve kimyasal sistemin kusursuz bir kombinasyonunun yattığını ortaya koymaktadır.
Sineklerin Ayaklarında Ne Var?
Sineklerin tamamen pürüzsüz olan tavanlarda bile düşmeden yürüyebilmesini sağlayan ilk büyük sır, onların mikroskobik ayak anatomisinde gizlidir. Sineklerin her bir bacağının ucunda, dışarıdan çıplak gözle bakıldığında neredeyse hiç fark edilemeyen, ancak elektron mikroskobu altında devasa birer yapıyı andıran çift tırnaklı bir pençe yapısı yer alır. Bu keskin ve esnek pençelerin hemen altında ise bilim dünyasında "pulvillus" adı verilen, minik yastıkçıklara benzeyen çok özel pedler bulunur. Bu yastıkçıkların üzeri, "setae" adı verilen ve uca doğru genişleyen milyarlarca mikroskobik tüyle kaplıdır; bu tüyler sineğin bastığı yüzeyle temas alanını maksimum düzeye çıkararak adeta bir elektrostatik çekim kuvveti yaratır. Sinek duvara veya tavana adım attığında, bu mikroskobik tüyler yüzeydeki en ufak pürüzlere, gözle görülmeyen gözeneklere ve moleküler boşluklara bir kanca gibi tutunarak canlının ağırlığını yüzeye tamamen eşit bir şekilde dağıtır.
Tavandan Neden Düşmezler?
Mikroskobik tüylerin sağladığı mekanik tutunma, sineklerin tavanda baş aşağı durması için tek başına yeterli değildir; çünkü pürüzsüz bir cam yüzeyde pençelerin tutunabileceği hiçbir delik veya çıkıntı bulunmaz. İşte bu noktada sineğin vücudu, kimya biliminin sınırlarını zorlayan muazzam bir hidrolik ve yapışkan sıvı mekanizmasını devreye sokarak tavanla bacakları arasında adeta görünmez bir köprü kurar. Sinek tavana bastığı anda, ayak tabanlarında bulunan pulvillus yastıkçıklarındaki özel bezlerden, şeker ve yağ karışımından oluşan son derece yoğun, yapışkan bir sıvı salgılanır. Bu özel sıvı, mikroskobik tüylerin arasından sızarak sineğin ayağı ile bastığı tavan yüzeyi arasında bir tür yüzey gerilimi ve kılcal çekim kuvveti oluşturarak sineği tavana adeta bir vakum gibi yapıştırır. İşin en büyüleyici kısmı ise sineğin bu güçlü yapışkanlığa rağmen tavanda yürürken hiç zorlanmamasıdır; sinek bacağını ileri doğru hareket ettirmek istediğinde ayaklarını dik bir açıyla değil, belli bir dönme açısıyla yana doğru bükerek bu yapışkan sıvının direncini kolayca kırar ve bir sonraki adımını atar.





