Reşat 23 yaşlarında yakışıklımı yakışıklı, yiğit mi yiğit, Cömert mi cömert, ama talihsiz bir yaşamı olan bir gençti.

6 aylık iken annesi ve babası ayrılmış. O bütün yaşamını üvey annenin elinden çektiği acılarla geçirmiş. Üvey ananın çocukları okul okurken o hep hayvan gütmüş, hep ötekileştirilmiş, hep hakaretlerle büyümüş.

Reşat askerliğini bitirdiğinde köyüne dönme isteğinde değildi, ama gizli bir sevda onu tekrar köyüne getirdi, zira Reşat'ın  Nazdar adında halasının bir kızı vardı.

 Nazdar'ın o aşktan pek haberi olmasa da, Reşat ona içinde çok feci bir şekilde aşık olmuş, ama bu güne kadar derdini ve aşkını anlatacak bir dostu da yoktu. 

Reşat askerliğinin son günlerinde idi o güne kadar ona ailesinden ne bir mektup ne de bir para gelmemişti, fakat tam o sırada üvey anasının ismi Kader olan kız kardeşinden bir mektup gelir, ve ona askerliğin bittiğinde köye dön, aile karar vermiş, halanın kızı Nazdar senin için istenecek.

Reşat bu habere uçar gibi, çok sevinmiş ve o kadar da samimi bir şekilde inanır, ve askerlik bittiğinde köye döner.

Aradan geçen birkaç ay bakar ki durum istediği gibi değil, Nazdar onunla hiç ilgilenmiyor,  üstüne üstlük Nazdar güzel bir kız isteyenlerin biri gider biri gelir, aileden kimse bu duruma ses çıkarmıyor, o an Reşat anlar ki üvey Kardeşin ihanetine uğramış, buda yetmiyormuş gibi üvey kardeşi Kader Nazdar'a çalıştığı sağlık ocağından bir genç bulmuş.

    Reşat bu duruma çok üzülür, çaresizdir kime kızacak, derdini kime yanacak, kardeşi Kader ve hala kızı Nazdar Reşat'ı yürekten yakıyorlar.

Reşat bir babaya, bir üvey anaya, bir halasına gider fakat nafile, derdine yanan kimse yok, Reşat her zaman olduğu gibi tek başınadır.

    Reşat askerden geleli tam üç ay olmuş, onun için iyi bir gelişme yok,  o gün pazardı  köyde düğün var, herkes işini barkını bırakmış düğünün o güzel havasına kendini kaptırıp eğleniyorlar.

Reşat yürekten yaralı eğlenme aşkı onda hiç yok ne yapacağını bilmez bir şekilde düğünün olduğu yere gider ve orda ne olduysa oldu,  gördüklerine beyninden vurulmuşa döner.

Düğün var hızıyla dönüyor, her kes kendini davul zurnanın ritmine bırakmış, Reşat bakar ki öbür köşede kardeşi Kader oturmuş bir yanında Nazdar diğer yanında o sağlıkçı genç, pıst pıst konuşuyorlar.

Reşat kendini kaybeder yanlarına varır varmaz, Kader kalkıp onu bozmaya çalışır, ama o fırsat vermeden yüzünün üstüne yumruğu indirir.

Kederin dudakları çatlar dişleri yere serilir. Nazdar kalkar Reşat bir tane de ona sallar, yüz göz kan içinde kalır.

Bu Sağlıkçı genci göğsünden tutar ve çabuk burayı terk et gözün yaşına bakmam der.

Bu durumda düğün bozulur bir kargaşa olur,  Reşat bağırır derki bilinsin ki, ben eski Reşat değilim benimle oynayanın hali bu olur.

Reşat düğünün olduğu yerden ayrılır, ikisi Nazdar'ın abisi dört kişi yolunu keser, yumruklama başlar Reşat bir atar dört yer, buna rağmen çökmez uzun süre onlar dövüşür,  çok sıkışır ev yakın eve koşar bir silah alır Nazdar'ın kardeşlerinden birisini bacaklarından hafif yaralar, milletin araya girmesi ile köyden çıkar. Gecenin karanlığında köylerine yakın tren istasyonuna gider ve bir daha dönmemek üzere İstanbul'un yolunu tutar.