Fırat, tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda gıda güvenliği, milli güvenlik ve bağımsızlığın temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

Dünyada yaşanan savaşlar, salgınlar ve küresel krizlerin tarımsal üretimin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Fırat, kendi toprağında üretim yapamayan ülkelerin temel ihtiyaçlarını dahi dışarıdan karşılamak zorunda kaldığını ifade etti.

Türkiye'nin sahip olduğu yüksek tarım potansiyeline rağmen son yıllarda önemli ölçüde tarım arazisi kaybettiğini dile getiren Fırat, "2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar olan tarım alanlarımız, 2025 yılı itibarıyla 23 milyon 978 bin hektara geriledi. Yaklaşık 2 milyon 601 bin hektarlık tarım arazisi üretim dışına çıktı. Bu kayıp, Ankara'nın yüzölçümünden daha büyük bir alana denk geliyor" dedi.

Tarım alanlarındaki azalmanın üretimin düşmesine, ithalatın artmasına ve gıda fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu belirten Fırat, kuraklık, su kaynaklarının azalması, artan enerji maliyetleri ve yüksek üretim giderlerinin de tarım sektörünü olumsuz etkilediğini vurguladı.

Çiftçilerin en büyük sorununun üretmek değil, üretebilmek olduğunu kaydeden Fırat, mazot, gübre, yem ve elektrik fiyatlarındaki artış nedeniyle birçok üreticinin toprağını ekemez hale geldiğini söyledi. Gençlerin de tarımı geleceklerini kurabilecekleri bir sektör olarak görmediğini ifade eden Fırat, mevcut tablonun devam etmesi halinde yalnızca üreticilerin değil, üretim kültürünün de kaybedilme riskiyle karşı karşıya kalınacağını belirtti.

Tarımın stratejik önemine dikkat çeken Fırat, üreticinin desteklenmesi ve tarım politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Sadık Aksoy