İstanbul İl Jandarma Komutanlığına yapılan bir ihbar sonrasında başlatılan ve ağır ceza mahkemesine taşınan bu skandal davanın ilk duruşmasının eylül ayında görülmeye başlanmasıyla birlikte, bu isimlerin mahkemedeki ifadeleri ve yaşadıkları iddia edilen olaylar kamuoyunun ve medyanın odak noktası haline gelmiştir.
Olayın temeli, liderliğini gazeteci Mehmet Akif Ersoy'un yaptığı iddia edilen bir suç ağına yönelik ağır suçlamalara dayanmaktadır. İddianamede şüphelilerin, iş vaadiyle ya da çeşitli etkinlikler aracılığıyla çevrelerine aldıkları kadınlara uyuşturucu ve uyarıcı maddeler temin ettikleri, bu maddelerin etkisiyle kadınların iradelerini zayıflatarak rızaları dışı cinsel birliktelikler yaşadıkları veya bu ortamları sağladıkları iddia edilmektedir. Mehmet Akif Ersoy hakkında "suç örgütü kurma ve yönetme", "nitelikli cinsel saldırı" ve "uyuşturucu ticareti yapma" gibi suçlardan yüzlerce yıla kadar hapis cezası istenirken; Melis Asena Özkan, Dilek Olgun, Burcu Akyüz, Buse Öztay ve Dilara Yıldız gibi isimler bu davanın hukuki sürecinde resmi olarak mağdur sıfatıyla kayıtlara geçmişlerdir.
Davanın yargılama aşamasında mağdur kadınların mahkeme salonunda verdikleri şok edici ifadeler olayın vahametini daha da artırmıştır. Mağdurlardan Melis Asena Özkan, katıldığı ortamlarda ve ofis olarak kullanılan alanlarda gizli kameralar fark ettiğini, şüphelilerin kendisini iş referanslarını zedelemekle tehdit ederek bu girdaba çekmeye çalıştıklarını beyan etmiştir. İş bulma ümidiyle davet edildiği bu ortamlarda uyuşturucu madde teklif edildiğini ve iradesi dışında kaydedilen gizli videoları kendi çabasıyla sildirdiğini anlatan Özkan, kendisine şikayetçi olmaması için rüşvet ve maddi teklifler sunulduğunu da ifşa etmiştir. Bir diğer mağdur Dilek Olgun ise cinsel saldırıya uğramadığını, uyuşturucu etkisinde olmadığını ancak sanıkların aleni olmayan kapalı alanlarda uyuşturucu madde kullandıklarına şahit olduğunu dile getirmiştir.
Özetle bu isimler, medya dünyasını ve kamuoyunu derinden sarsan, gizli kamera kayıtlarından uyuşturucu ticaretine ve nitelikli cinsel saldırılara kadar uzanan çok kapsamlı bir organize suç davasının kilit mağdurlarıdır. Adalet karşısında verdikleri ifadelerle iş vaadi adı altında kadınların nasıl bir tuzağa çekilmek istendiğini gözler önüne serdikleri için isimleri arama motorlarında ve sosyal medyada en çok konuşulan başlıklar arasında yer almaktadır.





