Yerel ve Genel seçimlerle birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimi artık daha çok heyecan yükledi başkanlık sistemine!
Parlamenter sisteminde İktidar ve ana muhalefet partisi dışında güçlü partiler yüzde 10 barajını geçerek mecliste yer edinebiliyorlardı.
Seçimi kazanan parti başbakanlık koltuğuna geçerek yürütmenin temsilcisi olarak görev üstlenirken, ikinci büyük parti ise ana muhalefet olarak yoluna devam ederdi. Küçük partiler ise aldıkları oy oranları ile durumları çok açık bir şekilde ortadaydı. Barajı geçemeyen partilerin genelde aldıkları oylar; 0 ile 3 arasında olurdu.
Yürütme ve yasamada bu oranların bir işe yaramadığını sadece yerel seçimlerde bazı yerlerde denge görevi için stratejik seçim ortakları olabiliyorlardı.
Bu partilerin sesleri de çok çıkmaz, kamuoyunun da çok ilgisini çekmezdi.
Başkanlık sistemine geçtikten sonra artık bu partilerin aldıkları oyların ne kadar kıymetli olduğunu günümüzde görmeye başladık.
Her zaman ülkemizde siyasi parti konusunda bir enflasyon oluyordu. Ama 14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Genel seçimlerde küçük siyasi partiler çok kıymete bindi.
Bu partilerin aldıkları oy oranları ise hemen hemen belli.
50+1 oranını tutturmaya çalışan Cumhur ittifakı ile Millet İttifakı kıyasıya stratejik çalışmalar yürütmeye başladı.
Gündemi oldukça meşgul eden bu görüşme trafiği oldukça hareketliydi.
Oy potansiyeline sahip olan siyasi partileri ister 0.01 oy alsın hiç önemli değil. Bir oyun ne kadar önemli olduğunu hissettirmeye başlamaları gerçekten önemli bir başarıydı. Küçük ortaklar büyük hesaplar yapma fırsatını bu sistemle buldu. Hayallerini gerçekleştirmek itifaklara göz kırpan küçük oy oranlarına sahip siyasi partiler, belki bu seçimle birlikte mecliste yer edinebilecekler.
Kıymetli duruma gelen bu partilerin ilerde durumlarının ne olacağını hep birlikte görme fırsatı buluruz.
Ülkenin kaderini belirlemek için yarış içine giren ittifakların kaderi 14 Mayıs’ta belirlenecek.
Seçimin ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum…