Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde uzun yıllardır tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kamuoyunda derin yankı uyandıran ve ülke gündemini tamamen değiştiren nitelikte yeni bir yazı kaleme aldı. Barış politikaları ve toplumsal süreçlere dair yaptığı değerlendirmelerle adından sıkça söz ettiren Demirtaş, bu kez doğrudan koğuş arkadaşı, eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’nın hukuki durumunu ve hapishane günlerini merkeze alan edebi ve politik derinliği yüksek bir metin paylaştı. Gündeme bomba gibi düşen bu paylaşım, hem cezaevi koşullarındaki insani portreleri hem de Türkiye’nin içinden geçtiği siyasi iklimi eleştirel bir süzgeçten geçirerek toplumsal belleğe güçlü bir not düşüyor.

Ortak Hücrede Çözülen Bulmaca: Özgürlük ve İrade Kavramlarının Siyaseten Yeniden İnşası
Selahattin Demirtaş’ın hücresinden paylaştığı ve büyük bir ilgiyle okunan metninde, Selçuk Mızraklı ile birlikte geçirdikleri beş yıllık koğuş yaşamından kesitler sunduğu görülüyor. Cezaevinin beton duvarına asılı küçük bir televizyonun gölgesinde oturan iki siyasetçinin günlük rutinlerini aktaran Demirtaş, Mızraklı’yı gözlükleri, kırlaşmış saçları ve bıyıklarıyla dünyaca ünlü bilim insanı Einstein’a benzetiyor. Yazıda yer alan çarpıcı bulmaca metaforu dikkat çekerken, soldan sağa dokuz harfli "kardeşlik", yukarıdan aşağıya altı harfli "adalet", içeriden dışarıya sekiz harfli "özgürlük" ve tepeden tırnağa beş harfli "irade" kelimeleri üzerinden mevcut siyasi yapıya ve adalet sistemine yönelik ağır ve derin ironiler içeren mesajlar veriliyor.

Çifte Standart Eleştirisi: Sakız Çiğneyen Adliyeler ve Hücredeki Doktorun Sessiz İsyanı
Paylaşımın en çok tartışılan ve siyaset kulislerini hareketlendiren bölümlerinden birini, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in adliyeye sakız çiğneyerek girmesi ve ardından elini kolunu sallayarak çıkmasına yönelik yapılan göndermeler oluşturuyor. Televizyon ekranlarından bu görüntüleri izleyen Selçuk Mızraklı ile aralarında geçen diyaloğu aktaran Demirtaş, halkın iradesiyle seçilip sadece dört ay görev yapabilmiş bir belediye başkanının suçsuz yere yedi yıl hapis yatmasını, yirmi beş yıl boyunca başkentte görev yapmış bir ismin rahat tavırlarıyla kıyaslıyor. Mızraklı’nın bu durum karşısında dile getirdiği, o çiğnenen şeyin sakız değil insanlık onuru olduğu yönündeki sözleri, metnin adalet eksenindeki en vurucu ve sembolik çıkışlarından biri olarak değerlendiriliyor.

8 Eylül Salı Günü Büyük Buluşma: Selçuk Mızraklı’nın Tahliye Takvimi Kesinleşti
Kamuoyunun günlerdir yanıtını aradığı ve büyük bir merakla beklediği Selçuk Mızraklı’nın serbest kalacağı iddiaları, bizzat Selahattin Demirtaş’ın bu son açıklamasıyla netlik kazanarak doğrulandı. Mızraklı’nın Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınarak yerine kayyum atanmasının ardından başlayan ve yedi yıla varan tutukluluk sürecinde yasal infaz süresinin tamamlandığı bildirildi. Demirtaş, hücre arkadaşının 8 Eylül Salı günü sabah saatlerinde Edirne Cezaevi’nden resmen tahliye edileceğini ve aynı günün akşamında hava yoluyla Diyarbakır’a ulaşacağını kesin bir dille ilan etti. Son beş yıldır birbirlerine emanet olduklarını dile getiren Demirtaş, bilge ve temiz yürekli olarak tanımladığı Mızraklı’yı salı akşamından itibaren dışarıdaki halka ve kamuoyuna emanet ettiğini belirterek yazısını sonlandırdı.




