Gerçek fakirlik parasal değildir, gerçek fakirlik bireylerin ve toplumların düşüncelerinin fakirliğidir.
Evet değerli okurlarım bu hafta birey ve bireylerin biraraya gelmesiyle ortaya çıkan toplumun, belki de en önemli konularından biri olan fikir üretmenin önemini ele alacağız.
Toplumlar gelişme düzeyine göre 3 gruba ayrılır.
1-Gelişmemiş toplumlar 2-Gelişmekte olan toplumlar 3-Gelişmiş toplumlar.
Ülkemiz bu kategorilerden gelişmekte olan ülke konumunda yer almaktadır. Fikir ve üretimde daha başarılı olan toplumlar diğer toplumları her zaman gerek ekonomik, gerek siyasi, gerek askeri, gerek eğitim gibi konularda egemenlikleri altına almışlardır. Bir toplum, içinde bulunduğu toplumu oluşturan insanların ihtiyaçlarını karşılamada ve fikir üretmede ne kadar başarılı ise o derecede gelişmiş bir toplum olarak nitelenir. Gerek aynı zaman dilimindeki toplumlar gerekse farklı zaman dilimlerindeki toplumların fikir ve üretimde ve dolayısı ile de toplumlarının ihtiyaçlarını gidermede gösterdikleri başarılar birbirinden farklıdır. Her toplum insan ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapar ve daha gelişmiş toplumlar da göreceli olarak daha karmaşık üretim faaliyetlerinde bulunurlar ve daha üst seviyede organizasyonlar kurarlar. Örnek vermemiz gerekirse bir insanın barınma ve güvenlik ihtiyacını bir mağara, bir kulübe ya da gökdelendeki bir rezidans ile karşılayabilir veyahut ulaşım ihtiyacını yürüyerek, bisikletle, binek hayvanı kullanarak, yelkenli bir gemiyle, buharlı bir trenle ile karşılamak mümkün olabilir.
Örnek vermek gerekirse Wright kardeşler ilk motorlu uçağı yapan ünlü kardeşlerdir. İlk motor teknolojisi nasıl ki alt düzey ve basitse şimdiki son sistem teknoloji ürünü olan her gün binlerce kişinin seyahat ettiği turbo fan motorların teknolojisindeki tasarım, bilgi ve fikir o denli yüksek ve muazzamdır. Fikir üretmek için organize olmuş bir toplumun pek çok sorunu çözmesi son derece kolaydır. Her bir insan belki de doğası gereği minimum çaba, enerji ve zaman harcayarak maksimum tüketim miktarına ulaşmak ister. Büyük küçük hiç farketmez bütün toplumlarda herkesin benimseyeceği adil bir üretim ve bölüşüm sistemi kurulmadan ve bu sistemdeki herkesin, her bir ferdin haklarını koruma altına almadan oluşturulacak her toplum yapısı yıkılmaya mahkûmdur. Üretim ilişkilerindeki adaletsizliği zorbalık, dini inançlar, ideolojiler ile süslemek sadece yıkım sürecini geciktirir.
İnsanın yaratılışından bu güne kadar geçen sürede biriken ve kuşaktan kuşağa, toplumdan topluma, insandan insana aktarılan bilgiler ve bu bilgilerden ortaya çıkan yeni fikirler bizi bu günkü üretim seviyemize taşımıştır. Üretim, insan tarafından ve insan ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan bir faaliyettir. İnsan üretim yaparken yaratılıştan bu yana var olan enerji ve madde olarak adlandırılan doğal kaynakları kullanmak zorundadır. İnsan bu doğal kaynakları yani ne enerjiyi nede maddeyi üretemez. Sadece var olan hallerinden dönüştürerek ihtiyaçlarını gidermek üzere kullanabilir. Sonsuz olan evrende hiçbir doğal kaynak kıt değildir. Evrende kıt olan tek şey insandır ve doğal olarak da insanın sahip olduğu emek ve bilgi faktörü de kıttır. Bilgi faktörü kullanılarak kıt bir kaynak olan insan emeği ve zamanını çok büyük bir enerji ile yukarıda uçak motorlarından verdiğimiz örnek gibi üretime yönlendirebiliriz. Sanayi devrimi ile beraber bu devrimi yaşayan toplumların üretim biçimi değişmiş üretim miktarı ve üretilen fikirlerin niteliği fevkalade artmıştır. Bu şekilde toplumun ihtiyaçları daha başarılı bir şekilde karşılanabilmiştir. Sanayi devrimini tetikleyen en önemli unsur insanın sahip olduğu bilgi seviyesindeki değişikliktir. Sanayi devrimine kadar sadece insan ve hayvan kas gücü ile rüzgar ve akarsu gücü gibi rastlantısal enerji kaynaklarını kullanabilen insan buhar makinesi ile birlikte kimyasal enerjiyi, ihtiyaçlarını gidermede kullanmayı başarabilmiştir. Buhar makinesi ile birlikte insan; istediği yerde, istediği zaman, ihtiyaç duyduğu kadar enerjiyi elde edip kullanabilmiştir. O güne kadar üretim yapmak için sadece kendi beden enerjisi, hayvan enerjisi ve rastlantısal bazı doğal enerji kaynaklarına muhtaç olan insan bu noktadan itibaren üretimde kullanmak üzere tamamen kendi kontrolündeki bir enerji kaynağına kavuşmuştur. Sonuç olarak her şey parayla olabilir ancak fikir bedava. Sınırsız hayal gücünün sizce bir sınırı var mıdır ? bence fikir ve hayal gücü evrenden çok daha sınırsızdır. Yer ve mekan sınırı da bulunmamaktadır. Her an düşünmeli, fikir üretmeli ve daha fazlasını hayal etmeliyiz. Çünkü;“İnsan düşüncesi ve fikirleriyle daha açık bir ifadeyle üretebildikleriyle sınırlıdır“ yani Fikir,Fikir, Fikir.
Kalın sağlıcakla…