İlk yazımı okumadan bu yazıya denk gelen değerli okurlarımız varsa, sizi önceki yazıma da beklerim. Çünkü bu yazı, biraz da orada bıraktığımız yerden devam ediyor.

İlk yazımda kulaklık kullanımından ve yüksek sesin işitmemiz üzerindeki etkilerinden bahsetmiştim. Staj sürecimde karşılaştığım bazı durumlar da bana bir kez daha şunu gösterdi: İşitme sorunları yalnızca ileri yaşlarda karşımıza çıkmıyor.

Yüksek sese uzun yıllar maruz kaldığını anlatan ve işitmesinde azalma fark eden kişilerle karşılaştım. Yapılan işitme değerlendirmelerinin ardından KBB uzmanına yönlendirilen hastalar oldu.

Peki günlük hayatımızda kulağımıza ne kadar iyi bakıyoruz?

Kulaklarımızı her gün temizlemeli miyiz?

Aslında kulağımızın içini her gün temizlememiz gerekmiyor. Kulak, belirli ölçüde kendi kendini temizleyebilen bir yapıya sahip.

Günlük bakım için özellikle duş veya banyo sonrasında kulağın dış kısmını nazikçe bir havluyla kurulamak yeterli olabilir. Kulağın içine bir şey sokarak temizlemeye çalışmak ise düşündüğümüz kadar masum olmayabilir.

Peki kulak kiri gerçekten “kir” mi?

İsmi biraz yanıltıcı.

Kulak kiri olarak adlandırdığımız yapı, kulak kanalının korunmasına yardımcı olan doğal bir salgıdır. Dışarıdan gelen toz ve mikroorganizmaların tutulmasına yardımcı olur.

Yani kulağımızda gördüğümüz her şeyi “hemen temizlenmesi gereken kir” olarak düşünmemek gerekiyor.

Kulak çubuğu kullanırsak ne olabilir?

“Ben yıllardır kullanıyorum, hiçbir şey olmadı.” diyenleriniz olabilir.

Ama kulak çubuğunu kulağın derinliklerine doğru kullanmak, kiri daha içeri itebilir. Bunun yanında kulak kanalında tahrişe, çizilmeye ve hatta kanamaya neden olabilir.

Daha ciddi durumlarda ise yanlış bir müdahale kulak zarına zarar verebilir, hatta kulak zarında delinmeye kadar gidebilecek sorunlara yol açabilir.

Bu yüzden kulağımızın içine pamuklu çubuk, tel toka veya başka cisimlerle müdahale etmek yerine biraz daha dikkatli olmakta fayda var.

“Ama kulağım tıkandı, kesin kulak kiridir.” diyebilir miyiz?

Hayır, her tıkanıklığın sebebi kulak kiri değildir.

Kulakta dolgunluk, tıkanıklık veya işitmede azalma farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Bu nedenle özellikle şikâyet devam ediyorsa kendi kendimize çözmeye çalışmak yerine bir KBB uzmanının değerlendirmesi daha doğru olacaktır.

Yaz aylarında deniz ve havuz konusunda kulağımıza dikkat etmeli miyiz?

Bence bu konuya özellikle yaz aylarında değinmek gerekiyor. 🌊

Deniz, havuz, sıcak hava ve nem derken kulaklarımız da yaz boyunca farklı koşullara maruz kalıyor. Kulağın uzun süre nemli kalması bazı dış kulak yolu sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Bu nedenle yüzme sonrasında kulağın dış kısmını nazikçe kurulamak iyi bir alışkanlık olabilir.

Su kaçtı diye hemen kulağın içine kulak çubuğu sokmak ise pek iyi bir fikir değil.

Peki balıklama veya çivileme atlamak kulağımıza zarar verebilir mi?

Suya hızlı ve sert girişlerde kulak çevresinde ve orta kulakta basınç değişiklikleri yaşanabilir.

Özellikle bu tür aktiviteler sonrasında kulakta ağrı, belirgin dolgunluk, tıkanıklık veya işitme değişikliği fark edilirse bunu önemsemek gerekir.

Çünkü kulağımız sadece “duyan” bir organ değil; oldukça hassas yapılardan oluşuyor. Yanlış veya sert bir müdahale kulak yolunda hasara yol açabileceği gibi, bazı durumlarda kulak zarını da etkileyebilir.

“Yaz geldi, artık havuza da girmeyelim.” demiyorum. Sadece eğlenirken kulağımızı da biraz hatırlayalım diyorum.

Peki ne zaman KBB uzmanına başvurmalıyız?

Kulakta devam eden ağrı, akıntı, belirgin tıkanıklık, dolgunluk hissi veya işitmede değişiklik varsa kendi kendimize müdahale etmek yerine KBB uzmanına başvurmak en doğru adım olacaktır.

Çünkü bazen çözüm daha fazla temizlemek değil, nedenini doğru şekilde öğrenmektir.

Ben bu yazıyı hazırlarken aslında kendi günlük alışkanlıklarımı da yeniden düşündüm. Kulağımızı temizlemek deyince aklımıza hemen kulak çubuğu geliyor ama artık bunun bundan çok daha fazlası olduğunu düşünüyorum.

Kapanış

Nasıl ki gözlerimiz bizim için kıymetliyse, duyma organımız da bir o kadar kıymetli.

Bir kuşun sesini, sevdiklerimizin sesini, bir çocuğun kahkahasını, dinlediğimiz bir şarkıyı veya yağmurun sesini duyabilmek…

Bunlar hayatımızın o kadar doğal bir parçası ki bazen değerini fark etmiyoruz.

Belki de kulaklarımıza iyi bakmak için yapmamız gereken ilk şey, onlara gereksiz yere müdahale etmemek ve verdiği sinyalleri önemsemek.

Kulağınıza iyi bakın; hayatın güzel seslerini kaçırmayın.

Bir sonraki yazıda yeniden buluşmak üzere, takipte kalın.

Hoşça kalın, sağlıkla kalın.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, bir odyometri öğrencisinin staj sürecindeki gözlem ve deneyimlerinden yola çıkılarak hazırlanmıştır. Anlatılan örneklerde kişisel bilgiler kullanılmamıştır. Yazının amacı tanı koymak veya tedavi önerisinde bulunmak değildir. Kulak ve işitme ile ilgili devam eden ya da endişe veren bir şikâyetiniz varsa bir KBB uzmanına başvurmanız önemlidir.