Batman’da sağlık hizmetleri denildiğinde son yıllarda sıkça hastane yatırımlarını, yeni yatak sayılarını ve sağlık tesislerini konuşuyoruz. Ancak bana göre asıl konuşmamız gereken meselelerden biri çok daha kritik: Yoğun bakım yataklarının yetersizliği.
Batman’daki yoğun bakım servislerine baktığınızda önemli bir tabloyla karşılaşıyorsunuz. Servislerin çoğu zaman tamamen dolu olduğu görülüyor. Bunun sebebi yoğun bakım hastalarının fazla olması mı, yatak kapasitesinin yetersizliği mi, yoksa her iki faktörün birleşimi mi, bunu sağlık yöneticileri daha iyi bilir. Ancak vatandaş açısından sonuç değişmiyor: Yoğun bakıma ihtiyacı olan hasta için yatak bulmak ciddi bir sorun.
Yoğun bakım, ağır hastalık veya ciddi bir ameliyat sonrasında hastanın yakından takip edilmesi gereken dönemdir. Büyük şehirlerde, özellikle ameliyat sonrası yoğun bakım ihtiyacı bulunan hastaların durumları belirli bir süre içerisinde toparlandığında normal servislere alınması mümkün olabiliyor.
Batman’da ise tablo zaman zaman farklı görünüyor.
Özellikle ileri yaştaki ve ağır sağlık sorunları bulunan hastaların yoğun bakım servislerinde uzun süre kaldığına vatandaşlar tanıklık ediyor. Günler, hatta haftalar süren yoğun bakım süreçleri hem hastanelerde yatak kapasitesini zorluyor hem de hasta yakınlarını ciddi bir psikolojik ve ekonomik yükün altında bırakıyor.
Hastane bahçesine ya da kantinine gittiğinizde bunun izlerini açıkça görebiliyorsunuz.
Bir köşede günlerdir bekleyen hasta yakınları…
Uykusuzluktan bitkin düşen insanlar…
Maddi imkânları tükenen aileler…
Ve hepsinin ortak beklentisi: Yoğun bakımdaki yakınlarından gelecek iyi bir haber.
Peki burada sormamız gereken soru şu:
Yoğun bakımda uzun süre tedavi gören bir hastanın tedaviye yanıt vermediği durumlarda, diğer yoğun bakım ihtiyacı bulunan hastaların hakkı nasıl korunuyor?
Elbette hiçbir hastanın tedavisinden vazgeçilmesini savunmuyorum. Tıp, insan hayatını korumak için vardır. Ancak yoğun bakım yataklarının sınırlı olduğu bir ortamda, hastaların tedavi süreçlerinin bilimsel ve tıbbi kriterler çerçevesinde sürekli değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Eğer sağlık uzmanları, “Hastayı yoğun bakımda tutmak tıbben gereklidir” diyorsa, o zaman başka bir gerçekle karşı karşıyayız:
Demek ki Batman’ın yoğun bakım kapasitesi gerçekten yetersiz.
İşte o zaman başlıktaki soruya geri dönüyoruz:
Bize 500 yataklı hastane değil, 500 yataklı yoğun bakım mı lazım?
Elbette bu biraz ironik bir ifade. Ancak vatandaşın yaşadığı sıkıntının boyutunu anlatmak için önemli.
Çünkü yoğun bakım yatağı bulamayan hasta, bazen çevre illere sevk edilmek zorunda kalıyor. Hasta yakını için ise bu durum yeni bir mücadele anlamına geliyor. Başka bir şehir, ulaşım, konaklama, maddi giderler ve zaten ağır olan hastalık sürecinin üzerine eklenen stres…
Üstelik mesele sadece yoğun bakım değil.
Batman’da normal servislerde yatak bulmak da zaman zaman ciddi bir sorun haline gelebiliyor. Hastaneye başvuran vatandaşın poliklinik ve acil servislerdeki yoğunluğu da dikkat çekiyor.
Burada toplum olarak kendimize de bir soru sormamız gerekiyor:
Gerçekten bu kadar mı hastayız, yoksa hastaneleri gereğinden fazla mı kullanıyoruz?
Acil servise başvurması gerekmeyen durumlarda acillerin tercih edilmesi, her sağlık sorununda hastaneye yönelme ve sağlık hizmetlerinin bilinçsiz kullanılması da hastanelerdeki yoğunluğu artırıyor olabilir.
Belki de sorunun bir kısmı sağlık sistemindeyken, bir kısmı da bizim sağlık hizmetlerini kullanma biçimimizde.
Bir başka konu da hastanelerdeki asansörler…
Batman’da hastane asansörlerinin sık sık arızalanması da vatandaşların şikâyetleri arasında. Edindiğim bilgilere göre bunun nedenleri arasında, kapasitesinin üzerinde yolcu binmesi, düğmelerin sert ve bilinçsiz kullanılması, asansör kapılarının zorlanması gibi kullanıcı kaynaklı sorunlar bulunuyor.
Yani burada da dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz:
Kamu malı hepimizin malı.
Bir asansöre kapasitesinden fazla insan bindirmek, düğmelere zarar vermek, kapıları zorlamak yalnızca asansöre değil, onu kullanmak zorunda olan diğer vatandaşlara da zarar veriyor.
Batman’ın sağlık sorunlarını yalnızca “yeni hastane yapılmalı” diyerek çözemeyiz.
Yeni hastaneler elbette gerekli. Yeni yataklar da gerekli. Ancak bunun yanında yoğun bakım kapasitesi, doktor ve sağlık personeli sayısı, sevk sistemi, acil servis kullanımı ve vatandaşın sağlık okuryazarlığı birlikte ele alınmalı.
Çünkü mesele yalnızca binadan ibaret değil.
Bazen bir yatak, bir aile için umut demektir.
Bazen bir yoğun bakım yatağı, başka bir hastanın hayata tutunabilmesi için kritik önem taşır.
Bu nedenle Batman’ın sağlık politikasını konuşurken sadece “kaç yataklı hastane yapılacak?” sorusunu değil, “Bu hastanede hangi branşlar olacak, kaç yoğun bakım yatağı olacak, kaç sağlık çalışanı görev yapacak ve yoğun bakım ihtiyacı nasıl karşılanacak?” sorularını da sormalıyız.
Son sözüm şu:
Batman’ın gerçekten daha güçlü bir sağlık sistemine ihtiyacı var.
Ama bunun yolu sadece beton ve yataktan geçmiyor.
Doğru kapasite, doğru planlama, doğru sevk sistemi ve sağlık hizmetlerinin bilinçli kullanılması gerekiyor.
Yok eğer bütün bunlar yapılıyor ve buna rağmen yoğun bakım yatakları sürekli dolu kalıyorsa…
O zaman soruyu daha yüksek sesle sormamız gerekiyor:
Bize 500 yataklı hastane değil, 500 yataklı yoğun bakım mı lazım?
GÜNDEM
GÜNCEL
SİYASET
EĞİTİM
EKONOMİ
SPOR
YAŞAM
SAĞLIK
ASAYİŞ
KÜLTÜR-SANAT
YEREL
İLÇELER
TARIM
EKONOMİ
Bize 500 Yataklı Hastane Değil, 500 Yataklı Yoğun Bakım mı Lazım?
Aytekin Alptekin
Yorumlar