Bir hikayem var…
Bazen hayat, hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza öyle bir insan çıkarır ki, söylediği birkaç cümle günlerce, hatta yıllarca zihnimizde dolaşır.
Bugün size böyle bir hikâye anlatmak istiyorum.
Bir sürücü, kaldırım kenarında araçlara el kaldırarak yolculuk etmek isteyen bir vatandaşı arabasına alır. Ancak kısa süre içinde aldığı kişinin alkollü olduğunu fark eder. Üstelik yolcunun aklı başında ve ne söylediğinin farkında olduğunu da anlar.
Fakat sürücünün yüzü bir anda değişir.
Suratı ekşir.
İçinden, “Keşke durmasaydım, neden aldım bunu arabaya?” diye geçirir.
Yanındaki yolcu, sürücünün bu tavrını fark eder. Ancak bir süre sesini çıkarmaz.
Sonra sürücü dayanamaz:
“Kardeşim, neden içiyorsun şu zıkkımı? Bıraksana artık.” der.
Yolcu derin bir nefes alır ve sakin bir şekilde cevap verir:
“Beni arabana aldığın andan itibaren suratını ekşittiğinin farkındayım. Belki de içinden, ‘Bu sarhoşu neden aldım arabaya?’ diye geçirdin. Eminim.”
Ardından hayatının belki de en zor cümlelerini anlatmaya başlar:
“Evet, ben bir alkol bağımlısıyım. Bırakmak için tedavi gördüm. Çok uğraştım. Ama maalesef başaramadım. Alkol yüzünden çok şey kaybettim. Başta ailemi ve yakınlarımı… Nefsimle mücadele ettim ama çoğu zaman nefsime yenildim.”
Sonra sürücüye döner:
“Lütfen beni kenarda indir. Seninle yolculuk yapmak istemiyorum.”
Sürücü itiraz eder:
“Hayır, istediğin yere bırakayım.”
Ancak vatandaş kararlıdır:
“Hayır. Ben seninle yolculuk yapmak istemiyorum. Lütfen beni indir.”
Sürücü sonunda aracını kenara çeker.
Vatandaş araçtan iner.
Fakat gitmeden önce sürücüye dönerek şu sözleri söyler:
“Benim günahım açık ve net. Ben ne olduğumu saklamıyorum. Senin günahların ise belki saklı, belki gizli. Belki beni arabana aldığın için bir saat boyunca bana iyilik yapacak, Allah katında bir sevap kazanacaktın. Belki de bana insan gibi davranarak, beni dışlamayarak bir insanın hayatına dokunacaktın. Ama sen beni aldığın andan itibaren suratını ekşittin. Bana kin ve nefretle baktın. İşte bu yüzden seninle yolculuk yapmayacağım. Sana bu fırsatı vermeyeceğim.”
Sonra sırtını döner ve yürüyüp gider.
Sürücü ise olduğu yerde kalakalır.
Çünkü duyduğu sözlerin ağırlığını hissetmiştir.
Günahı açık olanı yargılamak kolaydır
Bu hikâyede beni düşündüren asıl mesele alkol değil.
Asıl mesele, insanları günahları üzerinden sınıflandırmamız.
Bir insanın yaptığı yanlış herkes tarafından görülebilir. Bir başkasının yaptığı yanlış ise kimsenin haberi olmadan yaşanabilir.
Ama insanın gördüğü ile Allah’ın bildiği aynı değildir.
Biz çoğu zaman başkasının kusurunu görür, kendi kusurumuzu ise görmezden geliriz.
Günahı açık olanı kolayca yargılarız.
“Buna bak, nasıl da yaşamını mahvetmiş” deriz.
Oysa belki bizim kimsenin bilmediği başka bir mücadelemiz vardır.
Belki başkasının ayıbını konuşurken kendi ayıbımızı unutuyoruz.
Dışlamak yerine el uzatmak
Elbette bağımlılık yanlış ve insanın hayatını, ailesini ve çevresini derinden etkileyebilen ciddi bir sorundur.
Ancak bağımlılıkla mücadele eden bir insanı yalnızca yaptığı yanlışla tanımlamak da doğru değildir.
Bir insan hata yapabilir.
Bir insan düşebilir.
Bir insan yeniden ayağa kalkmak için mücadele edebilir.
İşte bizim görevimiz, düşene bir tekme daha atmak değil; ayağa kalkabilmesi için el uzatmaktır.
Bazen bir nasihat…
Bazen bir dost sohbeti…
Bazen sadece “Ben yanındayım” demek…
Belki de bir insanın hayatında hiç tahmin etmediğimiz kadar büyük bir değişime vesile olabilir.
Elbette hiç kimse bir başkasının hatasını onaylamak zorunda değildir. Fakat hatayı reddetmekle insanı reddetmek aynı şey değildir.
Hepimizin bir eksiği var
Hayatta kusursuz insan yoktur.
Kiminin öfkesi vardır.
Kiminin kibri…
Kiminin önyargısı…
Kiminin bağımlılığı…
Kiminin kimseye anlatamadığı başka bir yarası…
Bu yüzden başkasının kusurunu gördüğümüzde kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Benim kimsenin bilmediği kusurum acaba nedir?”
Belki de bu hikâyedeki alkollü vatandaşın sözleri hepimiz için büyük bir ders niteliğinde.
Çünkü onun günahı açıktı.
Bizimkiler ise belki sadece bizimle Allah arasında…
İslam'ın bize öğrettiği temel değerlerden biri de insanı küçümsememek, dışlamamak ve kibirlenmemektir. Günah işleyen kişiyi günahından vazgeçirmeye çalışmak başka, onu insanlığından çıkarmak başka şeydir.
Son söz
Bazen hayatımıza giren insanlar bize bir şey öğretmek için çıkar karşımıza.
Kimi öğretmenimiz olur, kimi dostumuz…
Kimi de hiç tanımadığımız halde tek bir cümlesiyle bize kendimizi sorgulatır.
Belki de bu hikâyenin bize söylediği en önemli şey şudur:
Başkasının günahını görmek kolaydır. Kendi günahımızla yüzleşmek ise cesaret ister.
Rabbim hepimizi hatalarımızı fark eden, başkasının kusuruna merhametle yaklaşan ve doğruya yönelmek için mücadele eden kullarından eylesin.
Allah hepimizi ıslah etsin.
Hoşça kalın…