Etrafımıza baktığımızda yardıma muhtaç pek çok insan görüyoruz. Kimi eşini kaybetmiş, kimi yaşlılığı nedeniyle çalışamaz durumda, kimi engeli yüzünden hayat mücadelesini daha ağır şartlarda sürdürüyor. Kimi de ekonomik sıkıntılar nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.

Devlet, sosyal devlet olmanın gereği olarak bu insanlara el uzatıyor. Dul ve yetimlere, yaşlılara, engellilere ve dar gelirli ailelere çeşitli maaşlar, ödemeler ve sosyal destekler sağlıyor. Peki, hiç düşündük mü? Devlet bu yardımları neden yapıyor? Gerçekten neyi amaçlıyor?

Aslında cevap çok açık: Devletin amacı, ekonomik sıkıntı yaşayan vatandaşını ayakta tutmak, yoksul ailelerin hayatını kolaylaştırmak ve yeniden kendi ayakları üzerinde durabilmelerine destek olmak.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir gerçek var. Devletin yaptığı yardımlar, birilerinin cebinden çıkan karşılıksız paralar değildir. Bu kaynaklar, hepimizin ödediği vergilerden, yani toplumun ortak birikiminden karşılanıyor. Farkında olsak da olmasak da hepimiz bu yardım sisteminin bir parçasıyız.

Sosyal yardımların amacı, ihtiyaç sahibini ömür boyu yardıma bağımlı hâle getirmek değildir. Elbette yaşlılık, engellilik, dul ve yetimlik gibi durumlarda sürekli desteğe ihtiyaç duyulabilir. Bu insanların devlet tarafından korunması ve desteklenmesi bir zorunluluktur.

Ancak çalışabilecek durumda olan, iş yapabilecek gücü bulunan ve herhangi bir engeli olmadığı hâlde yardım almayı bir yaşam biçimine dönüştürenler de yok değil.

Devletin sağladığı destekle bir süre nefes alan, ekonomik sıkıntılarını hafifleten vatandaşın, şartları elverdiğinde yeniden çalışma hayatına katılması gerekmez mi? Kendi ekmeğini kazanabilecek duruma gelen bir insanın, aldığı yardımı gerçekten ihtiyacı olan başka bir vatandaşa bırakması daha doğru değil mi?

Ne yazık ki bazıları için sosyal yardım, geçici bir destek olmaktan çıkıp vazgeçilmez bir gelir kapısına dönüşmüş durumda. Devletin verdiği maaşı alan, bunun yanında çevresinden gelen insani yardımları da kabul etmeye devam eden ve çalışabilecek durumda olmasına rağmen ihtiyaç sahibi görüntüsünden vazgeçmeyen insanlar var.

Burada çok hassas bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Sosyal yardımların adil dağıtılması, gerçekten ihtiyaç sahibi olan insanların hakkının korunması gerekir. Çünkü bugün haksız yere alınan bir yardım, yarın o desteğe gerçekten muhtaç olan başka bir ailenin sofrasından eksilen lokma olabilir.

Elbette kimin gerçekten ihtiyaç sahibi olduğuna karar vermek kolay değildir. Herkesin hayat şartları, yükü ve mücadelesi farklıdır. Ancak insanın kendi vicdanına karşı da bir sorumluluğu vardır.

Bir de diğer tarafta örnek alınması gereken insanlar var. Çevremizde engelli olmasına rağmen bir işin ucundan tutan, bütün zorluklara rağmen kendi ekmeğini kazanmaya çalışan, kimseye muhtaç olmamak için mücadele eden vatandaşlarımızı görüyoruz. Hatta imkânı olduğu hâlde yardım kabul etmek istemeyen insanlar var.

İşte asıl takdir edilmesi gerekenler bunlardır. Çünkü onlar yalnızca kendi hayatlarını değil, başkalarının da hakkını düşünüyor.

Bir başka çelişki de devletin sunduğu imkânlardan faydalanırken devlete ve kamu kurumlarına sürekli hakaret edenlerde görülüyor. Her fırsatta devlete söylenen, verilen hizmetleri küçümseyen ama maaş ve yardım günü geldiğinde ilk sıraya giren insanlar var.

Elbette herkes devleti, yönetimi ve uygulamaları eleştirebilir. Eleştiri vatandaşın hakkıdır. Ancak bir yandan kamu kaynaklarından faydalanıp diğer yandan bu kaynakların nasıl oluştuğunu ve kimlerin hakkı olduğunu görmezden gelmek de doğru değildir.

Unutmayalım ki sosyal yardımlar bir lütuf değil, ihtiyaç sahipleri için oluşturulmuş toplumsal bir dayanışma mekanizmasıdır. Bu mekanizmanın sağlıklı işlemesi için hem devletin hem de vatandaşın sorumluluğu vardır.

Benim söylemek istediğim çok açık: Gerçekten ihtiyacınız yoksa yardım almayın. Çalışabilecek durumdaysanız çalışın. Bir başkasının hakkı olan desteği kendi cebinize koymayın.

Çünkü o yardımın içinde yetimin, yaşlının, engellinin ve çaresizlik içindeki bir ailenin hakkı olabilir.

Yardım etmek güzeldir ama hak etmediği hâlde yardım almak, başkasının hakkına girmektir.

Biraz vicdan, biraz empati ve biraz da başkasının hakkını düşünmek gerekiyor.

Hoşça kalın…