Adalet denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak ceza gelir. Suç işleyen kişinin yargılanması, mahkeme karşısına çıkarılması ve işlediği suçun karşılığında bir yaptırımla karşılaşması… Ancak adaletin yalnızca cezalandırmaktan ibaret olmadığını da unutmamak gerekiyor. İşte tam bu noktada karşımıza Onarıcı Adalet yaklaşımı çıkıyor.
Onarıcı adalet, her suçta uygulanabilecek bir yöntem değildir. Genellikle suçun niteliğinin, topluma verdiği zararın ve failin durumunun uygun olduğu hâllerde değerlendirilebilen bir yaklaşımdır. Buradaki temel amaç, kişiye yalnızca ceza vermek değil, yaptığı hatayı anlamasını sağlamak ve bozulan toplumsal ilişkilerin yeniden onarılmasına katkıda bulunmaktır.
Gelin, birkaç örnekle konuyu daha anlaşılır hâle getirelim.
Bir hayvana zarar veren kişi, hayvanların bakımını üstlenebilir mi?
Örneğin bir kediye veya köpeğe tekme attınız, kötü davrandınız ve bu davranışınız nedeniyle hakkınızda şikâyette bulunuldu. Mahkeme sürecinin ardından, hukuken uygun görülmesi hâlinde, hayvan hakları ve bakımı konusunda bilinçlenmenize yönelik bir çalışma yapılması düşünülebilir. Hayvan bakım merkezlerinde gönüllü hizmet veya eğitim gibi uygulamalar, kişinin yaptığı davranışın yanlışlığını anlamasına yardımcı olabilir.
Buradaki amaç, hayvana zarar veren kişiye hayvan sevgisini ve canlılara karşı sorumluluğu öğretmektir. Yani yalnızca bir yaptırım uygulamak değil, insanın düşünce ve davranışlarında olumlu bir değişim oluşturmaktır.
Bir ağaca zarar veren kişi, fidan dikerek hatasını telafi edebilir mi?
Bir başka örnek düşünelim. Bir kişi parkta bulunan ağacı kırdı, fidana zarar verdi veya yeşil alanları tahrip etti. Bu davranışından dolayı yargılandığında, hukuki şartların uygun olması durumunda kamuya yararlı bir çalışma kapsamında park ve bahçelerde görev alması sağlanabilir.
Böylece kişi, zarar verdiği doğanın korunmasına katkıda bulunurken yaptığı davranışın sonuçlarını da daha iyi kavrayabilir.
Kütüphanede gürültü yapan kişiye kitap okuma alışkanlığı kazandırılabilir mi?
Diyelim ki bir kütüphanede diğer insanları rahatsız ettiniz, kitap okuyanların huzurunu bozdunuz. Böyle bir durumda yalnızca ceza vermek yerine, kişinin kitap ve kütüphane kültürünü tanımasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları da düşünülebilir.
Çünkü bazen insanlara bir davranışın yanlış olduğunu anlatmanın en etkili yolu, onlara o davranışın tam tersini yaşatmaktır.
Elbette bu örnekler, mahkemelerin doğrudan ve her olayda uygulayabileceği standart cezalar değildir. Onarıcı adaletin mantığını anlatmak amacıyla verdiğim örneklerdir.
Cezaevlerinde meslek edindirme çalışmaları da önemli
Onarıcı adalet anlayışını değerlendirirken ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen eğitim ve meslek edindirme çalışmalarını da göz ardı etmemek gerekiyor.
Cezaevlerinde hükümlülerin çeşitli meslek alanlarında eğitim almaları, üretime katılmaları ve meslek sahibi olmaları için farklı çalışmalar yürütülüyor. Bazı hükümlüler, mevzuatın izin verdiği şartlarda kamu kurumlarında veya belirlenen alanlarda kamuya yararlı işlerde de çalışabiliyor.
Bu çalışmaların temelinde, kişinin ceza infaz sürecinden sonra topluma yeniden kazandırılması, kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve yeniden suç işlemesinin önlenmesi hedefi bulunuyor.
Her suç için onarıcı adalet uygulanamaz
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor. Onarıcı adalet, suç işleyen herkesin ceza almadan hayatına devam etmesi anlamına gelmez. İşlenen suçun niteliği, meydana gelen zarar, kişinin geçmişi, sabıka durumu ve yasal şartlar değerlendirilir.
Türk hukukunda kamuya yararlı bir işte çalışma, eğitim ve iyileştirme faaliyetleri gibi farklı uygulamalar bulunuyor. Ancak bunların her biri kendi yasal koşulları içerisinde değerlendirilir. Hâkim de kararını ilgili ceza mevzuatına göre verir.
Unutmamak gerekir ki adaletin amacı yalnızca suç işleyen kişiyi cezalandırmak değildir. Aynı zamanda toplumun güvenliğini korumak, mağdurun zararını gidermek ve mümkün olduğu ölçüde suç işleyen kişiyi yeniden topluma kazandırmaktır.
SON SÖZ: İNSANI KAZANMAK DA ADALETİN BİR PARÇASIDIR
Bugün sizlere onarıcı adalet yaklaşımını, günlük hayattan örneklerle anlatmaya çalıştım.
Bence adaletin en önemli görevlerinden biri, insanlara yaptıkları hataların sonuçlarını gösterebilmek ve bir daha aynı hatayı yapmamaları için fırsat sunabilmektir. Çünkü bazen bir insana verilen ceza, onun hayatını değiştirmeyebilir. Ancak yaptığı yanlışı anlamasını sağlayan bir eğitim, çalışma veya sorumluluk, hayatında çok daha kalıcı bir iz bırakabilir.
Elbette adaletin temelinden taviz verilmemeli, mağdurun hakları korunmalı ve hukukun üstünlüğü gözetilmelidir.
Unutmayalım; cezalandırmak suçun karşılığını vermektir, onarmak ise mümkünse aynı suçun bir daha işlenmesini önlemektir.
Bir başka yazıda buluşmak dileğiyle. Sürçülisan ettiysem affola. Hoşça kalın.