Batman’da emlak sektöründe uzun zamandır konuşulan ancak bir türlü çözüme kavuşmayan bir sorun var: Kayıtlı, vergisini veren ve iş yerinin kirasını, çalışanının maaşını, SGK’sını ve diğer giderlerini karşılayan emlakçılar ile herhangi bir lisans ve kayıt olmadan emlakçılık faaliyetinde bulunduğu iddia edilen kişiler arasındaki haksız rekabet.
Bu konuda Batman’daki birçok emlakçı ciddi anlamda rahatsız.
Öyle ki, yıllardır bu işi yapan, vergi mükellefi olan, ofisini açan, ilan sitelerine para ödeyen, personel çalıştıran ve her türlü yasal yükümlülüğünü yerine getiren emlakçılar, kayıt dışı faaliyet gösteren kişiler nedeniyle işlerinin bozulduğunu söylüyor.
Burada mesele sadece bir meslek grubunun şikâyeti değildir.
Asıl mesele vergisini düzenli ödeyen vatandaşın korunması ve kayıt dışı ekonominin önüne geçilmesidir.
VERGİ VEREN NEDEN SÜREKLİ DENETLENİYOR?
Devlet elbette vergi toplayacak. Vergi denetimi olacak. Mükelleflerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği kontrol edilecek.
Bunda hiçbir sorun yok.
Ancak Batman’daki emlakçıların dile getirdiği temel soru şu:
Vergisini veren, kaydı bulunan ve yasal olarak faaliyet gösteren işletmeler sürekli denetlenirken, kayıt dışı şekilde emlak işi yaptığı ileri sürülen kişilerin durumu neden aynı hassasiyetle takip edilmiyor?
Eğer bir kişi düzenli şekilde emlak alım-satımına aracılık ediyor, kiralama işlemleri yapıyor, müşteriler buluyor ve bu faaliyet üzerinden gelir elde ediyorsa, bunun yasal çerçevede değerlendirilmesi gerekir.
Çünkü bir tarafta bütün yükümlülüklerini yerine getiren esnaf, diğer tarafta herhangi bir işletme gideri ve vergi yükü taşımadan aynı piyasada faaliyet gösteren kişi varsa burada haksız rekabet tartışması ortaya çıkar.
AYAKÇI EMLAKÇI ŞİKÂYETİ
Batman’daki emlakçıların kullandığı “ayakçı emlakçı” ifadesi aslında sektörün yaşadığı sıkıntının boyutunu anlatıyor.
Kayıtlı emlakçılar, bu kişilerin müşteri bulduğunu, taşınmaz sahipleriyle alıcı veya kiracı arasında aracılık yaptığını ve emlak piyasasında faaliyet gösterdiğini belirterek denetim istiyor.
Burada önemli olan kişileri peşinen suçlamak değil.
Kim gerçekten emlakçılık faaliyeti yürütüyor?
Kim kayıtlı?
Kim vergi mükellefi?
Kim gerekli yetki ve lisanslara sahip?
Kim bu işi ticari faaliyet haline getirmiş?
Bütün bunların ortaya konulması gerekiyor.
Çünkü mesele kişisel tartışma olmaktan çıkarılıp kayıt dışı ekonomi ve haksız rekabet çerçevesinde ele alınırsa çözüm de daha kolay bulunabilir.
EMLAKÇININ GİDERİ ÇOK
Bir emlak ofisi açmanın ciddi maliyetleri var, Kira var, Elektrik, su, internet var, Personel gideri var, Vergi var, SGK var, İlan platformlarına ödenen ücretler var, Muhasebe giderleri var, Tabela, reklam ve diğer işletme giderleri var.
Yani kayıtlı emlakçı, yaptığı her işlemde yalnızca komisyonunu düşünmüyor. Aynı zamanda işletmesinin bütün giderlerini karşılamak zorunda.
Şimdi aynı piyasada herhangi bir ofis gideri bulunmayan, personel çalıştırmayan, vergi yükümlülüğü olmayan veya gerekli yetkilendirmelere sahip olmadığı ileri sürülen bir kişiyle rekabet etmek zorunda kaldığını düşünün.
İşte Batman’daki emlakçıların asıl itirazı burada başlıyor.
“Biz neden bütün yükümlülüklerimizi yerine getirirken kayıt dışı çalışanlarla aynı piyasada mücadele etmek zorunda kalıyoruz?”
Bu sorunun cevabı verilmelidir.
MALİYEYE DE GÖREV DÜŞÜYOR
Burada Maliye’nin de üzerine önemli bir görev düşüyor. Denetim sadece kayıtlı mükellefin üzerinde yoğunlaşmamalı. Kayıt dışı faaliyet ihtimali bulunan alanlar da araştırılmalı.
Özellikle sürekli alım-satım ve kiralama işlemlerinde aracılık yaptığı tespit edilen kişilerin faaliyetlerinin yasal mevzuata uygun olup olmadığı incelenmeli.
Çünkü devlet açısından bakıldığında kayıt dışı ekonomi sadece emlakçıların problemi değildir.
Kayıt dışı faaliyet varsa devlet vergi kaybına uğrar.
Kayıtlı esnaf haksız rekabetle karşı karşıya kalır.
Vatandaş ise işlemin güvenilirliği konusunda sorun yaşayabilir.
Dolayısıyla mesele üç taraflıdır: Devlet, esnaf ve vatandaş.
“VERGİ VERENİ DAHA FAZLA SIKIŞTIRMAYIN”
Batman’daki emlakçıların bir başka önemli talebi de şu:
Vergisini düzenli ödeyen mükellef elbette denetlensin ancak denetimin yanında kayıt dışı faaliyet gösteren alanlara da aynı hassasiyet gösterilsin.
Çünkü sürekli vergi veren işletmenin üzerine daha fazla yük bindirilmesi, kayıt dışı çalışan kişiye karşı kayıtlı esnafın rekabet gücünü daha da azaltabilir.
Devletin amacı yalnızca mevcut mükelleften daha fazla vergi almak olmamalı.
Vergi tabanını genişletmek, kayıt dışılığı azaltmak ve herkesin kurallara uygun şekilde ticaret yapmasını sağlamak da temel hedeflerden biri olmalı.
HAKSIZ KAZANCIN ÖNÜNE GEÇİLMELİ
Batman’da emlak piyasasının sağlıklı şekilde işlemesi için herkesin aynı kurallara tabi olması gerekiyor.
Kayıtlı emlakçı ile kayıt dışı çalışan kişi arasında fark olmamalı.
Birisi bütün yasal yükümlülüklerini yerine getiriyorsa, diğerinin de aynı yükümlülükleri yerine getirmesi sağlanmalı.
Kimse “Ben yıllardır bu işi yapıyorum” diyerek mevzuatın dışında kalmamalı.
Kimse de “Ben vergi veriyorum, iş yerim var, bütün masrafları karşılıyorum ama kayıt dışı çalışanlarla mücadele edemiyorum” dememeli.
Çünkü adalet sadece mahkemelerde aranmaz.
Ticarette de adalet gerekir.
DENETİM CEZA İÇİN DEĞİL, DÜZEN İÇİN OLMALI
Burada bir noktayı da özellikle belirtmek gerekiyor.
Denetim denildiğinde akla sadece ceza gelmemeli.
Amaç insanları cezalandırmak değil, piyasayı düzenlemek olmalı.
Kayıt dışı faaliyet gösteren bir kişi varsa önce mevzuatın gerektirdiği yükümlülükler anlatılmalı, gerekli kayıt ve yetkilendirmelerin yapılması sağlanmalı.
Kurallara uyan herkes aynı şartlarda rekabet etmeli.
Böylece hem devlet kazanır hem kayıtlı esnaf kazanır hem de vatandaş daha güvenli bir hizmet alır.
BATMAN’DA EMLAK SEKTÖRÜNÜN SESİ DUYULMALI
Batman büyüyor.
Yeni konutlar yapılıyor.
Konut satışları, kiralamalar ve arsa hareketliliği devam ediyor.
Böylesine hareketli bir sektörde kayıt dışılığın ve haksız rekabet iddialarının gündeme gelmesi elbette ciddiye alınmalı.
Batman’daki emlakçılar açıkça söylüyor:
“Biz vergimizi veriyoruz, iş yerimizi açıyoruz, bütün yasal yükümlülüklerimizi yerine getiriyoruz. Bizim de hakkımız korunsun.”
Bence bu talep üzerinde düşünülmesi gerekiyor.
Maliye başta olmak üzere ilgili kurumlar, emlak sektöründeki kayıt dışı faaliyet iddialarını daha kapsamlı şekilde incelemeli.
Ancak bunu yaparken de bütün emlakçıları zan altında bırakmadan, belgeye, kayda ve somut denetime dayalı bir sistem uygulanmalı.
Sonuçta mesele “kim daha fazla emlakçı olacak?” meselesi değil.
Mesele şu: Kim kurallara uyuyor, kim uymuyor? Kim vergisini veriyor? Kim gerekli yetkiye sahip? Kim kayıtlı? Kim kayıt dışı?
Bu soruların cevabı netleştiğinde Batman’daki emlak piyasasında yaşanan tartışmaların önemli bir bölümü de sona erecektir.
Çünkü esnafın istediği ayrıcalık değil.
Esnafın istediği, herkes için aynı kuralların uygulanması.
Vergisini verenin cezalandırıldığı, kayıt dışının ise avantaj sağladığı bir sistem sürdürülebilir değildir.
Batman’da yapılması gereken bellidir:
Kayıtlı esnaf korunmalı, kayıt dışı faaliyetler denetlenmeli ve haksız rekabetin önüne geçilmelidir.
Bunu yapmak yalnızca emlakçının değil, devletin ve vatandaşın da yararınadır.