Geçtiğimiz akşam Batman’da meydana gelen trafik kazasında iki vatandaşımızın yaya geçidinde bir otomobilin çarpması sonucu ağır şekilde yaralanması hepimizi derinden üzdü.

Kazanın ardından Depo Bulvarı sakinleri bir süre yolu trafiğe kapatarak tepkilerini ortaya koydu.

Vatandaşın öfkesi anlaşılabilir. İnsanlar can güvenliğini istiyor, çocuklarının, yaşlılarının, yakınlarının karşıdan karşıya geçerken ezilmesinden korkuyor. Ancak burada sormamız gereken çok önemli bir soru var:

Yolu kapatarak neyi değiştireceğiz?

YOL NİZAMİ, YAYA GEÇİDİ NİZAMİ… SORUN NEREDE?

Söz konusu yolda yaya geçidi var. Yolun genel düzeni belli. Üstelik zaman zaman radar uygulamalarını da görüyoruz. Trafik ekipleri denetim yapıyor.

Yani “hiçbir önlem alınmıyor” demek doğru değil.

Asıl sorun, kurallara rağmen hız yapan, yaya geçidinde yavaşlamayan, dikkatini yola vermeyen ve trafik kurallarını hiçe sayan sürücülerde.

Ve burada çok açık bir gerçek var:

Bu sürücüler uzaydan gelmedi.

Ehliyetini biz verdik.

Arabasını biz aldık.

Aynı şehirde, aynı caddelerde birlikte yaşıyoruz.

Peki sonra ne yapıyoruz?

Birileri kurallara uymadığı için yolu kapatıyor, tepki gösteriyor, “önlem alın” diyoruz.

Elbette önlem alınmalı.

Ama en büyük önlem, direksiyon başındaki insanın kendisidir.

TRAFİK KURALLARINI BİLİYORUZ AMA UYMUYORUZ

Batman’daki trafik kazalarını sadece araç sayısındaki artışa bağlamak doğru değildir.

Elbette araç sayısının artması trafik yoğunluğunu ve kaza riskini artıran unsurlardan biridir. Ancak tek başına açıklama değildir.

İstanbul’da milyonlarca araç var.

Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da çok yoğun trafik var.

Ama asıl mesele araç sayısından çok, sürücü kültürü ve trafik kurallarına uyma alışkanlığıdır.

Batman’da ise ne yazık ki zaman zaman “Ben geçerim”, “Bir şey olmaz”, “İki dakikada ne olacak?” anlayışıyla araç kullanan sürücüler görüyoruz.

Yaya geçidinde ne yapılması gerektiğini herkes biliyor.

Mahalle arasında ne kadar hız yapılması gerektiğini herkes biliyor.

Gece şehir içinde daha dikkatli araç kullanılması gerektiğini herkes biliyor.

Yaya gördüğünde yavaşlaması gerektiğini herkes biliyor.

Peki sorun ne?

Bildiğimiz kurallara uymuyoruz.

TPAO BULVARI CANLARIMIZI ALIYOR

TPAO Bulvarı bugüne kadar çok sayıda kazaya sahne oldu. Bunun en önemli nedenlerinden biri, sürücülerin bu güzergâhta aşırı hız yapması.

Üstelik bu yol üzerinde üst geçitler, yaya geçitleri, demir bariyerler ve radar uygulamaları gibi çeşitli önlemler bulunuyor.

Bir çevre yoluna her noktaya kasis koyamazsınız.

Karayolunun ulaşım standardını tamamen bozacak uygulamalar yapamazsınız.

Dolayısıyla burada yapılabilecek şeylerin sınırı var.

Ama yapılabilecek önemli bir şey daha var.

ÇÖZÜM: ELEKTRONİK HIZ DENETİMİ

Bence Batman’ın özellikle TPAO Bulvarı gibi hızın yoğun olduğu güzergâhlarda ihtiyacı olan en önemli uygulamalardan biri Elektronik Denetleme Sistemi.

Mardin’de benzer sistemlerin etkili şekilde kullanıldığını görüyoruz.

Sürücü, o noktaya geldiğinde hız sınırını aşarsa ceza ile karşılaşacağını biliyor.

İşte caydırıcılık tam da burada başlıyor.

Çünkü bazı sürücüler ne yazık ki radar aracını gördüğünde yavaşlıyor, radar geçtikten sonra yeniden hızlanıyor.

Bu, trafik güvenliği değildir.

Bu, “yakalanmazsam kural yok” anlayışıdır.

Elektronik hız denetimi ise sürücünün yalnızca radar aracını gördüğünde değil, yolun tamamında hız sınırına uymasını sağlayabilir.

TEPKİ HAKLI, YOLU KAPATMAK DEĞİL

Kazanın ardından vatandaşların tepki göstermesini son derece doğal buluyorum.

İnsanlar can güvenliği istiyor.

Çocuklarının güvenli şekilde okula gitmesini, yaşlıların karşıdan karşıya rahatça geçmesini, yaya geçitlerinin gerçekten güvenli olmasını istiyor.

Bunda kimsenin itirazı olamaz.

Ancak yolu trafiğe kapatmak çözüm değildir.

Çünkü bir yerde yaşanan soruna tepki gösterirken başka insanların ulaşım hakkını engellemek, yeni mağduriyetler oluşturabilir.

Sesimizi duyurmanın başka yolları var.

Yetkililerden talepte bulunabiliriz.

Denetimlerin artırılmasını isteyebiliriz.

Elektronik hız kontrolü talep edebiliriz.

Yaya güvenliği için yeni düzenlemeler isteyebiliriz.

Ama sonuçta şunu da kabul etmeliyiz:

Trafik güvenliği sadece devletin, belediyenin veya emniyetin görevi değildir.

Direksiyon başındaki herkesin sorumluluğudur.

SON SÖZÜM SÜRÜCÜLERE

Bir anlık hızın, bir anlık dikkatsizliğin, bir anlık “bana bir şey olmaz” düşüncesinin bedeli çok ağır olabilir.

Unutmayalım:

O yaya geçidinden geçen kişi bizim çocuğumuz, annemiz, babamız, kardeşimiz veya kendimiz olabiliriz.

Bu nedenle Batman’da artık “yollar neden tehlikeli?” sorusunun yanında, “Biz nasıl araç kullanıyoruz?” sorusunu da sormamız gerekiyor.

Çünkü tekrar ediyorum:

Bu sürücüler uzaydan gelmedi.

Ehliyetlerini biz verdik.

Araçlarını biz verdik.

Şimdi de onlara bir şey söylemenin zamanı geldi:

Batman caddeleri hız yapıp stres atma yeri değildir.

Kurallara uyarsak, belki de bir gün bir kazanın ardından “Neden önlem alınmadı?” diye değil, “İyi ki herkes kurallara uydu” diye konuşuruz.

Benim önerim açık:

TPAO Bulvarı ve benzeri riskli güzergâhlarda elektronik hız denetim sistemi bir an önce hayata geçirilmeli.

Vatandaşın tepkisi anlaşılabilir, ancak çözüm yolu kapatmak değil; kurallara uymak, denetimi artırmak ve caydırıcı sistemleri devreye sokmaktır.

Benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar.

Konu burada kapanmıştır.